Akdeniz Gerçek | Antalya | Antalya Müzesi’nin Yıkılışının İlk Yıldönümünde Kent Paydaşlarından Ortak Tepki

Antalya Müzesi’nin Yıkılışının İlk Yıldönümünde Kent Paydaşlarından Ortak Tepki

Depreme dayanıksız olduğu gerekçesine ilişkin hukuki süreç devam ederken yıkılan Antalya Müzesi’nin önünde her hafta basın açıklaması yapan Müze Çalışma Grubu, yıkımın 1. yılında yetkililere seslendi: “Kötü emellere müze alanının kurban gitmesine asla razı değiliz”

Depreme dayanıksız olduğu gerekçesine ilişkin hukuki süreç devam ederken yıkılan Antalya Müzesi’nin önünde her hafta basın açıklaması yapan Müze Çalışma Grubu, yıkımın 1. yılında yetkililere seslendi: “Kötü emellere müze alanının kurban gitmesine asla razı değiliz”

Antalya Müzesi’nin Yıkılışının İlk Yıldönümünde Kent Paydaşlarından Ortak Tepki
KAYNAK: İlayda Nur Can

1964 yılında düzenlenen yarışmada birinciliği kazanan Doğan Tekeli, Sami Sisa ve Metin Hepgüler tarafından tasarlanan Türkiye’nin yarışmayla yapılan ilk müzesi olan Antalya Müzesi’nin yıkılışının 1. Yıldönümünde Antalyalılar ‘Müzemiz nerede?’ diye sordu. 1988’de "Avrupa Konseyi Yılın Müzesi Özel Ödülü"nü de kazanan Antalya Müzesi, Türkiye modern mimarlık mirasının önemli bir örneğiyken depreme dayanıklı olmadığı gerekçesiyle kent dinamiklerinin tepkisine rağmen yıkılmıştı.  Antalya Müzesi’nin yıkılışının ilk yıldönümünde Müze Çalışma Grubu adına basın açıklamasını okuyan Prof. Dr. Hilmi Uysal, yıkımın hukuki süreç devam ettiği dönemde olduğunu hatırlatarak, “Dünyanın en güzel kentinin, rantın en güzel yeri olmasını engellemek senin elinde” diyerek Antalya halkına seslendi . Türkiye’nin ilk ödüllü müzesi olma özelliğine sahip olan ve Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından "deprem riski" gerekçesiyle yıkılan yarım asırlık Antalya Arkeoloji Müzesi'nin yıkılışının birinci yılında Müze Çalışma grubu önderliğinde kent halkı basın açıklamasıyla tepki gösterdi. Yıkılan müze binası önünde yapılan eylemde Antalya Müzesi’nin kentin önemli bir değeri olduğu ve sonunun bu şekilde olmaması gerektiği belirtildi. 51 STK’nin imza attığı karşıt görüşle ilgili Müze Çalışma Grubu adına basın açıklamasını okuyan Prof. Dr. Hilmi Uysal, “Bu bina dünyaca ünlü, ödüllü bir binanın yıkımı değildir; Bu aynı zamanda kent belleği, kültürel miras, Cumhuriyet dönemi mimarlık mirası, dünya mimarlık ve müzecilik tarihini ilgilendiren bir yıkımdır ve aslında sosyal bir travmadır. Bu aynı zamanda Antalya halkının, sivil toplum kuruluşlarının, şehrin demokratik kitle örgütlerinin itirazını dikkate almayarak, duymayarak, ona rağmen gerçekleştirilmiş bir yıkımdır” dedi.

“HUKUKİ SÜREÇ DEVAM EDERKEN YIKILDI”

Yıkımın hukuki süreçler devam ederken gerçekleştiğini hatırlatan Prof. Dr. Hilmi Uysal:

 “Bu aynı zamanda hukuki süreçler henüz devam ederken yapılmış bir yıkımdır. Yani bu yıkım, vicdanları sızlatan bir yıkımdır, Antalya Halkının onaylamadığı bir yıkımdır. Bu müze, tarih öğretmeni Süleyman Fikri Erten tarafından, kurtuluş savaşı sürecinde İtalyan işgaline karşı direnişiyle kurulmuştur. Antalya Arkeoloji Müzesi’nin kuruluşu ülkemiz Cumhuriyet tarihinin bir parçasıydı ve Cumhuriyetin ilk, sayılı müzelerindendi. Bu müze, Anadolu’nun en kadim medeniyetlerinin, dünya tarihinin gözde uygarlıklarının eserlerini içinde barındıran, nadir müzelerden birisiydi. Antalya’nın bir ‘inci’siydi; mücevher kutusuydu. Bu müze, her yıl ülkemizden ve dünyadan binlerce ziyaretçisi ile dünyada başka yerde görmeyeceğiniz eserleri içinde barındıran çok özel bir müzeydi. Bu müze, değer biçilemeyen, dünyanın peşinde koştuğu nadide eserleri içinde koruyan, barındıran bir müzeydi” dedi.

“MÜZENİN KADERİNİ HALK DEĞİL BAKANLIK BELİRLEDİ”

Hilmi Uysal:

 “Bu müze ve müze binası ağaçları, tavus kuşları, kuşları, kedileri ve mezar taşı bile olan hayvan sevgisiyle Antalya canlılarını kucaklayan ortak yaşam alanı niteliği taşıyan bir müzeydi. İlkokul, ortaokul, lise öğrencilerinin yaptıkları toplu gezilerle, geçmiş tarihini gözleriyle görerek öğrendiği, eğlendiği, sevecen, başka müzelerde pek görmediğimiz, ‘çocuk bölümü’ içeren nadir bir yerdi bu müze. Tüm yıkım sürecinin tanığıyız, tanığısınız. Antalya Halkı, 5 Temmuz’dan itibaren tüm yapılanlara müzenin önünde bizzat tanık olmuş ve düşüncelerini itirazlarını, duygularını, isteklerini ifade etmiştir. Ama müzemiz yıkılmıştır. Maalesef yıkım sürecinin tüm sorumluluğu Antalyalı bir bakana aittir. Müzenin kaderini Turizm ve Kültür Bakanlığı belirlemiştir, ne yazık ki Antalya Halkı belirleyici olamamıştır” dedi.

“TİCARİ SIR DENİLEREK BİLGİLER PAYLAŞILMIYOR”

Yıkımın üstünden 1 yıl geçtiğini ve 63 haftadır müzenin kapalı olduğunun altını çizen Uysal:

“Dünyadan ve ülkemizden müzeyi görmeye gelenlere müzenin kapıları kapalı. Ziyarete gelenlerin karşısına, devasa 2 vinç, kaya delicilerin korkunç sesleri ve hafriyat taşıyan kamyonların etrafa saçtığı toz toprağa boğulmuş bir inşaat çıkmaktadır. Yıkılan müze binasının yerinde bir inşaat sürüyor. İnşaat başladığından beri her hafta bilgi panosunu sorguladık, sorduk. Önce ‘ticari sır’ denildi. Kamu alanına yapılan bir kamu inşaatının ticari sır olmasını elbette Antalya Halkına anlatamazdınız. Antalya Halkı, müze savunucuları bunu kabul etmedi ve sonuçta 1 ay önce bir bilgi panosu asıldı. Bu, hepiniz tanığısınızdır ki, üzerinde Aralık 2026 tarihinde biteceğini yazan bir panodur.  Bu inşaat Aralık 2026 ya dek biter mi? Üzerinde etap 2 yazıyor; Sorarız sizlere bu ürkütücü değil mi? Müzemizi yerinde görmek için, kadim eserlerin yeniden ziyaretçilerine kavuşabilmesi için kaç etap gerekecek? Bu nasıl bir anlayıştır, başlandığında sonu bilinmemekte midir? Biliniyorsa eğer, neden Antalya halkıyla paylaşılmamaktadır? Önce ‘ticari sır’ deyip sonra ‘etap 2’ demekle ne gibi hesaplar taşımaktadır?"

Antalya halkı olarak, burada Antalya’nın işgale direnişinin simgesi olan müzemizi ama ‘sadece müzemizi’ görmek istiyoruz. Müzemizi burada, ama burada; yerinde istiyoruz! Yeni dolambaçlı yollara kapılarımız kapalı! Kötü emellere müze alanının kurban gitmesine asla razı değiliz” dedi.

“YIKIMIN DA YAPIMIN DA MALİYETİNİ HALK ÖDÜYOR”

Hilmi Uysal:

 “Yıkımın da yapımın da maliyetini ödeyen biz, Antalya halkıyız. Cebimizden çıkan paranın hesabını sormak bizim en doğal hakkımızdır. Bizim vergilerimizle bizim onaylamadığımız, karşı çıktığımız harcamaların yapılmasını kabul etmiyoruz. Harcamaların, ihalelerin nereye gittiğini sormak en önemli vatandaşlık hakkımız olup, bu hakkımızdan vazgeçmiyoruz. Vergilerimizle yapılan bu yapıtları korumak için görevlendirilen, maaşlarını vergilerimizle ödediğimiz kamu çalışanlarının, belleğimize, geçmiş ve varlıklarıyla onur duyduğumuz bu yapıtlara saygı duyma, korunma görevlerini bir kez daha hatırlatmak gereğini duyuyoruz. Kamu görevi yaptığınızı aklınızdan çıkarmayınız. Müze Çalışma Grubu olarak size, Antalya halkına seslenmek istiyoruz; Kentine, müzene ve geçmişine sahip çık! Antalya’nın ‘dünyanın en güzel kenti olması’, onun, ‘rantın en güzel yer olması’ kötü kaderine dönüşmesini engellemek senin ellerinde! Ey halkım, ey Antalyalılar, müzenize ve kentinize sahip çıkın, çünkü bu sadece bu gününüzün değil, geçmişinizin ve geleceğinizin savunulmasıdır”

 diyerek açıklamasını tamamladı.

 

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız