KURBAN VE BAYRAM

  • KONUK YAZAR / Tayyar ÜNAL

    KONUK YAZAR / Tayyar ÜNAL Yazı Arşivi
    9 Ağustos 2019 /   4408 Okunma

    KURBAN VE BAYRAM

    KURBAN, yani yüce dinimizin buyruklarından birini yerine getirme günü geldi. O görev için kesilen hayvana da ‘Kurban’ diyoruz. O kadar çok girmiş ki yaşamımıza kurban, şaşar kalırız şöyle bir anımsasak.

    BİR ülkü uğruna feda edilene de, kendini feda edene de kurban demiş çıkmışız. Bir kazada veya felakette ölen kimse de kurbanlardan: “Bu depremde çok kurban verildi.”+ “Cinayetin kurbanı 25 yaşında bir genç kızdı.” derken bunu örneklemiş oluyoruz. Ya da çok sevdiğimiz, kendimize çok yakın bulduğumuz can’lara ne deriz? “Kurban, nerde kaldın?” Bazen kurban ederiz birilerini çıkarımız uğruna, bazen -Allah korusun- kurban gideriz kendimiz. “Çatma kurban olayım çehreni ey nazlı hilal!” dediğimizde yalvarmış oluruz! “Kurban olayım, ne güzel ülke!” dediğimizde de anlatmak istediğimiz aşırı sevgi ve hayranlıktır. Kurban verdiğimiz zamanlar da yok mu? Ülke uğruna, ilke uğruna, aydınlık ve çağdaşlık uğruna ne kurbanlar verdik değil mi? Şöyle bir araştırın yakın tarihimizi. Başına gelecek kötü şeylerden habersiz olanlar için: “Kurbanlık koyun!” demez miyiz? Acaba “Biz de kurbanlık koyunlardan mıyız?” desem çok mu karamsar bulursunuz beni? Kısacası yaşamımız sayısız kurbanlarla dolu; deyimlerimiz kurbanlarla süslü.

    KURBAN’I bırakıp ‘Bayram’a gelelim şimdi: Yetkililerin ve tuzu kuruların lüks yerlerde doyasıya gezmeleri, eğlenmeleri için -alışkanlık haline getirdikleri- hafta içindeki günleri de tatile çevirdikleri yaşama günleri, savurganlık günleri olan ‘bayram’a, yani turizm bayramına: Bir ömürde bir kez -o da zenginsen eğer- farz olan Hac görevini, ne hikmettir bilinmez, 5 kez, 10 kez, 20 kez, 25 kez yapma ve oralarda (gerçek anlamda değerlendirilmeyen)  kurbanlar kesme eylemiyle sürdürülen bayrama… Yani Hacılar Bayramı’na… “Benim vakfım, benim kursum, benim felsefemdir en hayırlı olan. Vatandaş etini, derini bana ver; etinle, derinle destekle beni! Yasaların öngördüğü kurumları es geç!” dedirten bayrama, kurban derisi bağış bayramına…

    HANİ sosyal içeriği olan, mal ibadeti sayılan, yoksulları sevindiren; aylar boyu bir lokma ete muhtaç midelere bayram ettiren bayram?.. Kaçımız bu anlamıyla yorumluyoruz Kurban Bayramı’nı? Kaçımız yılın bu ikinci dinsel bayramını saygı, sevgi, büyükleri ziyaret günleri, sofrasında yoksulların ağırlandığı altın zamanlar olarak değerlendiriyoruz?

    BU duygu ve düşüncelerle: “Bayramımız kutlu, insanlarımız mutlu, sofralarımız etli olsun!” diyor saygılar, sevgiler sunuyorum.

     

     


Yorum Yap