İYİ KIZLAR CENNETE, GENETİĞİ İLE OYNANMIŞLAR?

  • İbrahim Uysal

    İbrahim Uysal Yazı Arşivi
    21 Kasım 2020 /   533 Okunma

    İYİ KIZLAR CENNETE, GENETİĞİ İLE OYNANMIŞLAR?

     

    Bir gerçek var ki, insanların çoğu yaşadıkları dönemde olanların pek de farkında olmuyor. Günümüzde ise, farkında olmamaları için herkes elinden geleni yapıyor. Ta ki duvara toslayana kadar!..

    Bazıları ise 1980'lerden ve 2000'lerden bu yana dünya düzeni ve kaynakların adil paylaşımı konusuna söylenip duruyor. Ama kaygı tüm insanlık için değil, sadece bunalmış, gittikçe de köşeye sıkışmaya başlamış kapitalizm için.

    Kapitalizmin sorunları çözülünce, insanlığın da sorunları çözülecekmiş gibi.

    İşin garip tarafı, kapitalizmin uluslararası tekelci tarafı olayın farkında ve sistemin sürmesi için her konuda özveride bulunacağını söylüyor, yazıyor, çiziyorlar.

    "Herkesten daha fazla, 10 milyar dolar vergi ödedim, ama hükümet benim pozisyonumdaki kişilerden çok daha fazla vergi ödemesini talep etmeli' diyen, e-ticaretin devi Amazon şirketinin patronu Jeff Bezos'dan sonra, 92 milyar dolarlık servete hükmeden Bill Gates.

    Güzelim ülkemde ise, bu Koronavirüs pandemi döneminde bile iktidara yakın şirket, grup ve kişiler neredeyse vergiden muaf tutulmaya çalışılırken; etkili yetkili kişi ve kuruluşlar da yurttaştan IBAN ile para yardımı toplamaya çalışıyorlar. "Ört ki ölem!.."

    Bu adamlar "bizden daha fazla vergi alın" derken, Türkiye'dekiler de vergi vermemek için iktidarlara takla atıyorlardır. Peki bu adamlar salak mı da daha fazla vergi verelim diye yırtınıyorlar Elbette ki HAYIR!...

    Alman Max Planck Enstitüsü başkanı Wolfgang Streeck: “Güncel kriz rastlantısal değil, demokratik kapitalizm olarak tanımladığımız toplumsal yapılanmanın çözülmesinin göstergesi olan bir dizi politik ve ekonomik düzensizliklerin doruk noktasına ulaşmış olmasından kaynaklanmaktadır.

    ....Kapitalizm doz aşımından ölmek üzeredir.” demektedir.

    Birkaç yıl önce, ING Bank'ınbir raporu açıklandı, 21. YY günümüz insanın davranışlarının değiştiğini, devletlerin, sosyal ve siyasi organizasyonların insani sorunlara duyarsız kaldığını açıklıyordu.

    Bizde de "ekonomik-gelir dağılımında ki dengesizliğin, sorun olma boyutuna ulaştığına" ilişkin birkaç cılız ses çıktı ama duyan kim.

    Marksist teoriye göre, "alt yapı, üst yapıyı belirler". Yani, mülkiyet kimde ise, yönetim şeklini de o belirlemektedir.

    Buna göre de MÜLKİYETİN VE TOPLUMLARIN TARİHSEL GELİŞİMİ: -İlkel Komünal -Köleci -Feodal -Kapitalist -Sosyalist -Komünist Toplum olarak tanımlanmaktadır.

    Günümüz dünyasında, her ülkenin kendine özgü yönetim ve ekonomik yapıları olsa da temel eksen, KAPİTALİST sistemin gerektirdiği yönetim ilişkileri içinde seyretmektedir.

    Kapitalist döneme ilişkin şikayetlerin iki temel sorunu vardır.

    İlki, artık Kapitalizm, TEKELCİ KAPİTALİST aşamaya gelmiştir. Onların kaygıları, kapitalizm değildir. Onların kaygıları, korkuları TEKELCİ KAPİTALİZM ile FİNANS KAPİTALİZMidir.

    Nasıl günümüzde MAHALLE BAKKALI, ZİNCİR MARKETLERE yenik düştüyseler, onların korkusu da teknolojiyi kendilerinden önce ve daha iyi kullanan şirketlere YENİLMEK korkusu ve kaygısıdır.

    Karlarını ve tüketici piyasalarını/pazarlarını kaybetme korkusudur.

    Aklınıza gelmeyen soruyu ben sorayım, Seçtiğimiz Milletvekilleri çıkardıkları kanunları hangi gerekçeyle ve kimler için yaparlar?

    Sermaye de kendi çıkarları için YASAL DÜZENLEMELERİ, halkın seçtiği parlamentolara yaptırırlar. O yüzden de yasalar, etkin sınıf ya da gücün çıkarları doğrultusundadır. Herkese adil bir yasa olamaz.

    Yasalar önünde "HERKES EŞİTTİR, AMA BAZILARI DAHA EŞİTTİR!.."

    Bazen ekonomik düzenlemeler, ülkenin hakim sınıflarının istediği gibi olur ise de, bazen de Avrupa Birliği, Dünya Ticaret Örgütü gibi, uluslararası örgütlerin dayatmaları ile uluslararası ekonomik güçlerin çıkarları doğrultusunda da yasalar çıkabiliyor. VE EKONOMİK SİSTEM DE BÖYLECE ŞEKİLLENİYOR.

    Gerek teknolojik gelişmelere şirketlerin zamanında ayak uyduramamaları, gerekse de ekonomik ayrıcalıkları; aynı pazar içerisinde yer alan ulusal ve uluslararası şirketlerin BİRBİRLERİYLE REKABET ETMELERİNİ gerektirebilir. Bu rekabeti kaybeden şirket ya da gruplar ise, TASFİYE OLUP YOK OLURLAR.

    Kapitalizmin, bu rekabetçi evresine de Tekelci Kapitalizm deniliyor

    Sermaya sahibi Kapitalistlerin korktuğu, endişe ettiği şey KAPİTALİZM DEĞİL, TEKELCİ KAPİTALİZM dir. İstedikleri de SOSYALİST/KOMÜNİST bir düzen değil, mevcut düzenin devamıdır. Bu gözyaşları da TİMSAH GÖZYAŞLARIDIR!..

    Hele bu COVID-19 pandemisi sürecinde, yasal haklar gereklilikten kısılıyor ve herkes de tüm dünyada buna alıştırlıyor ise;

    Yeni ekonomik sistem, kendi üretim tarzını ve yönetim düzeni ile insanını yaratacaktır.

    İnsan olarak ölenlerin ve Cennete gidenlerin yanına, bir de genetiği ile oynanmış, çipler takılmış İnsanmış gibi yaratıkları yollamaya başlarsak vay meleklerin haline!..

     


Yorum Yap