Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından açıklanan 2026 Liselere Geçiş Sistemi (LGS) ilk yerleştirme sonuçlarının yüksek yerleşme oranları üzerinden bir başarı tablosu gibi sunulmasını eleştiren Eğitim-İş Antalya Şube Başkanı Sadık Acar, Akdeniz Gerçek'e yaptığı değerlendirmede, eğitim sisteminin başarısının yalnızca istatistiklerle değil, eğitimde eşitlik ve çocukların nitelikli eğitime erişim hakkı üzerinden şekillenmesi gerektiğini vurguladı.
LGS'ye 2026 eğitim-öğretim yılında 8. sınıfta öğrenim gören yaklaşık 1,2 milyon öğrencinin dörtte üçünün başvurduğunu hatırlatan Eğitim-İş Antalya Şube Başkanı Sadık Acar, bu durumun öğrencilerin nitelikli eğitime erişme talebinin yüksekliğini gösterdiğini belirtti ve "Bu hakka öğrencilerin çok az bir kısmı erişebilmektedir" diyerek sistemin yetersizliğine dikkat çekti.

"Yüzde 94 Oranı, Öğrencilerin İstedikleri Okula Yerleştiği Anlamına Gelmiyor"
MEB'in, ilk yerleştirmede öğrencilerin yüzde 93,56'sının tercihlerinden birine yerleştiği yönündeki açıklamasına değinen Acar, bu oranın tek başına hiçbir şey ifade etmediği savundu.
Sadık Acar, tercih listelerinin oluşumuna dikkat çekerek şu ifadelere yer verdi:
"Tercih listeleri, öğrencilerin gerçekten istedikleri okullardan değil, ulaşabildikleri ve tercih etmek zorunda bırakıldıkları okullardan oluşmaktadır. Özellikle yerel yerleştirmede uygulanan kurallar nedeniyle öğrenciler aynı okul türünden en fazla üç okul seçebilmektedir. Dolayısıyla açıklanan yüzde 94,53'lük 'ilk üç tercihe yerleşme' oranı, öğrencilerin istedikleri okullara yerleştiklerini değil, sistemin onları yönlendirdiği seçeneklere yerleştirildiklerini göstermektedir."

Boş Kalan 8 Bin 432 Kontenjan ve İdeolojik Planlama Eleştirisi
Sınavla öğrenci alan okullardaki yüzde 95,76’lık doluluk oranının da bir başarı göstergesi olamayacağını kaydeden Sadık Acar, boş kalan 8 bin 432 kontenjana işaret etti.
Bakanlığın bu boş kontenjanların hangi okul türlerinde oluştuğunu açıklamadığını dile getiren Sadık Acar, "Kamuoyu, boş kalan kontenjanların büyük ölçüde imam hatip liseleri ve bazı meslek liselerinde yoğunlaşıp yoğunlaşmadığını bilmemektedir. Şeffaflığın gereği, okul türlerine göre kontenjan ve doluluk verilerinin ayrıntılı biçimde paylaşılmasıdır" çağrısında bulundu.
Öğrencilerin akademik lise taleplerine rağmen kontenjanların siyasi tercihlere göre belirlendiğini öne süren Acar, "Veriler açıkça göstermektedir ki, gerek imam hatip gerekse diğer ortaokul mezunlarının ilk tercihleri fen ve Anadolu liseleridir. Buna rağmen Bakanlık, akademik liselerin kontenjanlarını azaltırken talebin daha düşük olduğu okul türlerinin kontenjanlarını artırmaktadır. Eğitim planlaması bilimsel verilere göre değil, siyasi ve ideolojik tercihlere göre yapılmaktadır" dedi.
"Okul Başarı Puanlarındaki Farklılıklar Adaletsizliği Derinleştiriyor"
Sınavsız ve Okul Başarı Puanı (OBP) ile öğrenci alan liselerdeki duruma da değinen Sadık Acar, bazı ilçelerde taban puanların 90’lara ulaşmasının öğrencilerin devlet liselerine erişimini zorlaştırdığına işaret etti.
Özel okullardaki şişirilmiş not iddialarına da vurgu yapan Eğitim-İş Antalya Şube Başkanı Sadık Acar, "Bazı özel okullarda gerçek akademik başarıyla bağdaşmayan yüksek not uygulamaları, mevcut eşitsizlik üreten eğitim sistemindeki adaletsizliği daha da derinleştirmektedir" açıklamasını yaptı.
Asıl sorunun 13-14 yaşındaki çocukları ayrıştıran sistem olduğunu söyleyen Acar, "Eğitim sistemi, birkaç okulun ‘nitelikli’ olduğu değil, tüm devlet okullarının eşit ölçüde nitelikli eğitim verdiği bir yapıya kavuşturulmalıdır" uyarısında bulundu.
"Her Dört Öğrenciden Biri Açıkta Kaldı"
İlk yerleştirme sürecine dair en çarpıcı verilerden birinin yerleşemeyen 311 bin 307 öğrenci olduğuna vurgu yapan Acar, sistemin yüz binlerce öğrenciyi mağdur ettiğini ifade etti.
Sadık Acar her dört öğrenciden birinin açıkta kaldığını belirterek, "Bu öğrenciler nakil sürecine mahkum edilmekte; önemli bir kısmı ise eğitimden kopma riskiyle karşı karşıya bırakılmaktadır. Bugün zaten eğitim dışında bulunan 1,6 milyondan fazla çocuğun olduğu düşünüldüğünde, bu tablo Türkiye açısından ciddi bir eğitim krizine işaret etmektedir" dedi.
"Başarı İstatistikleri Süsleyen Yüzdeler Değildir"
Eğitimdeki niteliğin belirli okullarda toplanmasının çocukları ağır bir rekabete sürüklediğini dile getiren Eğitim-İş Başkanı Acar, ekonomik durumu iyi olan ailelerin özel imkânlarla avantaj sağladığına dikkat çekti.
Acar, çözüm taleplerini ve eğitime bakış açısını şu sözlerle noktaladı:
"Sorun, öğrencilerin kaçıncı tercihine yerleştiği değildir. Sorun, çocukların nitelikli eğitime ulaşabilmek için yarışmak zorunda bırakıldığı bir sistemin varlığıdır. Biz her mahallede nitelikli devlet okullarının bulunduğu, okul türleri arasında yapay hiyerarşilerin ortadan kaldırıldığı; laik, bilimsel, kamusal ve parasız eğitimin tüm çocuklar için güvence altına alındığı bir eğitim sistemi istiyoruz. Başarı, istatistikleri süsleyen yüzdeler değil, hiçbir çocuğun eğitim hakkından mahrum kalmadığı bir Türkiye yaratabilmektir."