Masalcının 25 yılı aşkın sürede dinlediği Lyroboton Kome efsanelerinin en güzeli şöyledir,
“Adamlar burda zeytinle uğraştı, eşleri gidip Perge’de keyf çattı"
Bir antik kent olmanın ötesinde, belki devrinden bugüne en sağlam kalabilen zeytin işliklerinden biridir Lyroboton Kome Antik Kenti. Ben, 1997 yılında zamanın Varsak Belediye Başkanı Kazım Bilgili sayesinde tanımıştım bölgeyi. Daha sonra defalarca gittik. Belediye olmayan imkanlarla bölge için çalıştı, Kazım Bilgili farklı projeler üretti ki “Lyroboton Kome- Düden Şelalesi arasında teleferik’te buna dahil. Yapamadı. Yaptırmadılar.


2008 yılında bu kez Varsak Kepez’e dahil olduktan sonra, bir kez de Kepez Belediyesi, dönemin Belediye başkanı Hakan Tütüncü ile yüzünü Lyroboton Kome’ye döndü. Masalcı sevindi kendiliğinden, “bir kültür, bir tarih beldesi kurtulacak” diye. Masalcının 25 yılı aşkın sürede dinlediği Lyroboton Kome efsanelerinin en güzeli “Adamlar burda zeytinle uğraştı, eşleri gidip Perge’de keyf çattı.” Haa bir de birilerinin elinde kanal haritası olduğu, Lyroboton Kome zeytinyağlarının bu kanallarla Perge yanındaki Aksu Çayı’na ulaşıp, oradan gemilerle dış dünyaya gittiği şeklindeydi. O tarihin “dış dünya”sı ne kadardı Nevzat Hocam?
Masalcı bilgiye önem verir, efsaneler tamam ama bir de bilim boyutu var. Her ne kadar masalcıya göre “Arkeoloji” nin açılımı “ilişkilendirme” olsa da bilimden uzaklaşmayın. Diğer tarafı artık TÜBİTAK gibi kurumlar idare ediyor.
Şimdi sözü bilime, yani Lyroboton Kome ile benim kadar eskiden ilgilenen  Prof. Dr. Nevzat Çevik’e bırakıyoruz. Kendisi Lyroboton Kome Kazı Bilimsel Danışmanı  olur.
Çevik’e göre Antik kentin hikayesi 'Arete' isimli bir kadın ile başlar "Arete hanım, güçlü bir kadın, bu şehrin de varlık sebebi. Şehrin kurgusunda, özellikle zeytinyağı vakfının kuruluşunda, yaşatılmasında önemli rolü bulunuyor. Arete Kulesi'ni yaptırıp İmparator Domitian'a ve Perge Artemisi'ne adamış ve zeytinyağı yerleşiminin organizasyonunu başarmış ve en önemlisi zeytin vakfı kurarak üretimi kurumsallaştırmıştır. Vakıf ve üretim köyü sahipliği ve kontrolü Arete ile başlayıp kızı Kille ve sonrasındaki nesillerle devam etmiştir. Bölgede kadın egemenliğini görüyoruz."
Prof. Dr. Çevik ve ekibinin tespitlerine göre, antik kentte yüzden fazla zeytinyağı işliği, Roma dönemi hamamı ve Bizans dönemi 5 kilise, sivil konutlar, Arete Kulesi kalıntıları var. (Bana göre lahitler de var.)
Çevik, "Kazılarda ortaya çıkan eserler, mezarlar, mimari yapılar bizim önemli bir yerleşim alanında bulunduğumuzu gösteriyor” derken bölgenin bir fabrika yani sanayi merkezi değil, aynı zamanda yerleşim yeri de olduğuna dikkat çekiyor.


Kepez Belediye Başkanı Hakan Tütüncü, Lyroboton Kome  kazıları sırasında bir ajansa şöyle anlatmış süreci:
“Akdeniz Üniversitesi Arkeoloji Bölümü, Antalya Müze Müdürlüğü işbirliğinde kalıntıları inceledik, temizlik çalışması yaptık, tarihi kalıntıları çalılardan, yabani otlardan temizledik. Burayı Arkeo-Park’a dönüştürmeyi planlıyoruz. Gelenler evleri, hamamları, kiliseleri, sarnıçları, mezarları, zeytinyağı işlikleri ve Arete Kulesi ile ayakta duran antik kenti görecekler. Ayrıca bölgede zeytinyağı üretiminin yolculuğunun anlatıldığı tanıtım merkezleri yapacağız. Antik kent, zeytinyağının Ege'den önce Akdeniz'de var olduğunu hatta yemek olarak kullanılmadan önce tıp alanında kullanıldığını gösteriyor, zeytinyağının bu kadar köklü tarihini de anlatacağız."
Arkeo-Park Projesi ve Zeytinyağı Müzesi henüz tamamlanmadı. Ama ciddi bir aşamaya geldiğini masalcı biliyor. Bu arada şimdi çıkıp Lyroboton Kome antik kentini görmek isterseniz, herşeyden önce bir araçla bunu yapmanız gerektiğini belirtelim. Orada “piknik” düşünmeyin. Su, tuvalet, alışveriş imkanı henüz yok. Yürüyüş ve fotoğraf grupları Kepez Belediyesi ile anlaşıp neden günübirlik tur yapmaz, bunu da anlayamadım.