Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
14°
Akdeniz Gerçek | Antalya | ŞPO Antalya’dan Karaalioğlu Parkı için “Kaygılıyız” Açıklaması

ŞPO Antalya’dan Karaalioğlu Parkı için “Kaygılıyız” Açıklaması

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından Karaalioğlu Parkı için alınan yeni doğal sit kararı tartışma yaratmıştı. ŞPO Antalya Şubesi, düzenlemenin yapılaşma ve kullanım baskısını artırabileceği uyarısında bulunarak parka sahip çıkmaya davet etti.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından Karaalioğlu Parkı için alınan yeni doğal sit kararı tartışma yaratmıştı. ŞPO Antalya Şubesi, düzenlemenin yapılaşma ve kullanım baskısını artırabileceği uyarısında bulunarak parka sahip çıkmaya davet etti.

KAYNAK: Tayfun Akyatan
ŞPO Antalya’dan Karaalioğlu Parkı için “Kaygılıyız” Açıklaması

Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 15 Nisan 2026 tarihli Resmi Gazete'deki kararıyla Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından alınan kararla Karaalioğlu Parkı'nın doğal sit statüsünü yeniden belirledi. 8 Nisan 2026 tarihli Bakanlık Olur’u ile yürürlüğe giren yeni tescil kararı, bölgenin geleceğini doğrudan etkileyecek düzenlemeleri beraberinde getirdi. Yeni karara göre parkın belirli bölümleri 'Doğal Sit-Nitelikli Doğal Koruma Alanı ve Doğal Sit-Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı' olarak tescil edildi. Bu ayrım, parkın hangi bölgelerinde sadece doğanın korunacağını, hangi bölgelerinde ise sınırlı insan faaliyetlerine izin verileceğini belirleyecek. Konuya ilişkin Şehir Plancıları Odası (ŞPO) Antalya Şube Başkanı Doç. Dr. Engin Kepenek ve Yönetim Kurulu basın açıklaması yaptı. ŞPO Antalya, kararı kaygıyla karşıladıklarını, Antalya halkını, meslek odalarını, bilim insanlarını ve tüm ilgili kurumları parka sahip çıkmaya davet etti.

“Bu Sadece Bir Statü Değişikliği Değil”

ŞPO Antalya yapılan açıklamada, “Muratpaşa İlçemiz sınırlarında yer alan Karaalioğlu (İnönü) Parkı Doğal Sit Alanı’nın, Bakanlık Makamının 08.04.2026 tarihli ve 15364794 sayılı Olur’u ile “Doğal Sit-Nitelikli Doğal Koruma Alanı” ve “Doğal Sit-Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı” olarak tescil edilmesini kaygıyla karşılıyoruz. Kamuoyuna koruma kararı olarak sunulan bu düzenleme, yalnızca bir statü değişikliği değil, Antalya’nın en önemli kıyı-peyzaj sistemlerinden biri olan Karaalioğlu Parkı ve falezlerinin geleceğini doğrudan etkileyecek bir yeniden tanımlamadır. Karaalioğlu Parkı, 1940’lı yıllardan bu yana kentlinin ortak kullanımında olan, Antalya kent merkezinin en önemli açık ve yeşil alanlarından biridir. Park ve çevresi, jeolojik yapısı, falezler üzerindeki konumu, bitki örtüsü, fauna varlığı ve peyzaj değeri nedeniyle 1992 yılında I. ve III. Derece Doğal Sit Alanı olarak tescil edilmiştir. Bu alan yalnızca bir rekreasyon alanı değil; aynı zamanda kentin belleğini, siluetini, kıyı ekosistemini ve kamusal yaşamını birlikte taşıyan çok katmanlı bir doğal ve kültürel mirastır” diye ifade edildi.

Falezler İçin Yapılaşma Riski Uyarısı

ŞPO Antalya tarafından yapılan açıklamada verilen kararla birlikte falezler ve park üzerinde yapılaşma riskinin oluşturabileceğini vurguladı. Oda, "Burada altını özellikle çizmek isteriz: itirazımız, parkın bütününe tek tip bir koruma rejimi uygulanması gerektiği iddiası değildir. Ancak park içerisinde özellikle falezlerin oluşturduğu kesimler, jeolojik miras niteliği, kırılgan ekosistemi, biyolojik çeşitliliği ve geri döndürülemez tahribat riski nedeniyle çok daha sıkı bir koruma anlayışıyla ele alınmalıdır. Parkın bazı bölümlerinde farklı kullanım kararları tartışılabilir olsa da, falezlerin “kesin korunması gereken” alan niteliği zayıflatılmamalıdır. Aksi halde bugün “nitelikli koruma” olarak tanımlanan alanlar, yarın daha düşük koruma yaklaşımlarına açık hale gelecek ve süreç, parkın ve sit niteliğinin aşamalı biçimde aşınmasına dönüşecektir. Nitekim yürürlükteki mevzuata göre doğal sit alanları; “kesin korunacak hassas alan”, “nitelikli doğal koruma alanı” ve “sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanı” olmak üzere üç kategoriye ayrılmaktadır. Aynı mevzuat, nitelikli doğal koruma alanlarında bölge komisyonu değerlendirmesine bağlı olarak rekreatif amaçlı iskeleleri, yöre halkının ihtiyaçlarıyla sınırlı balıkçı barınaklarını, açık spor alanlarını, çadırlı kamp, karavan ve günübirlik kullanımları mümkün kılmaktadır. Bu nedenle sorun yalnızca bugünkü fiili durum değil; bu yeni statünün gelecekte falezler ve park üzerinde yaratacağı yapılaşma, kullanım baskısı ve parçalı müdahale riskidir. Özellikle kıyıdaki hassas ekosistemler bakımından, mevzuatın açtığı bu kapının nasıl kullanılacağı hayati önemdedir. Daha da önemlisi, böylesi bir alt bölgelemenin hangi bilimsel ölçütlerle yapıldığı kamuoyuna açık ve anlaşılır biçimde ortaya konulmuş değildir. Oysa ilgili yönetmelik, doğal sit alanlarının tespiti ve yeniden değerlendirilmesinin; orman mühendisi, ziraat mühendisi, biyolog, şehir plancısı, jeoloji mühendisi, peyzaj mimarı, çevre mühendisi ve benzeri disiplinlerden oluşacak en az beş kişilik uzman bir araştırma ekibince yürütülmesini öngörmektedir. Bu nedenle soruyoruz: Karaalioğlu Parkı’nda hangi bölüm hangi ekolojik, jeolojik, peyzaj ve kamusal kullanım analizine göre “nitelikli”, hangi ölçütlere göre “sürdürülebilir koruma” alanı olarak belirlenmiştir? Falezlerin hangi bilimsel gerekçeyle daha yüksek koruma statüsüne alınmadığı kamuoyuna açıklanmalıdır. Karaalioğlu Parkı bakımından asıl mesele yalnızca statü isimleri değil, parkın park olarak korunup korunmayacağıdır. Antalya’da kişi başına düşen açık ve yeşil alanların yetersizliği uzun süredir bilinen bir sorundur. Bu koşullarda Karaalioğlu Parkı gibi kent merkezinde yer alan, herkesin erişimine açık, iklimsel rahatlama sağlayan, kentsel ısı adası etkisini azaltan ve kamusal yaşamı taşıyan alanların korunması bir tercih değil, kamusal zorunluluktur. Bugün parkın maruz kaldığı yoğun etkinlikler, geçici organizasyonlar, ticari kullanımlar, restoran-kafe baskısı ve kıyıdaki uygunsuz müdahaleler zaten bu alanın doğal karakterini aşındırmaktadır. Yapılması gereken bu baskıları azaltmak ve parkı güçlendirmek iken, yeni karar park üzerinde yeni kullanım taleplerini meşrulaştırma riskini taşımaktadır" denildi.

“PARKA SAHİP ÇIKMAYA ÇAĞIRIYORUZ”

Oda açıklamasının sonunda tüm kesimleri Karaalioğlu Parkı'na sahip çıkmaya davet etti:

“Şehir Plancıları Odası Antalya Şubesi olarak çağrımız nettir: Karaalioğlu Parkı ve özellikle falezler için yürütülen koruma yaklaşımı yeniden ele alınmalı; alt bölgeler bağımsız, şeffaf, bilimsel ve kamuoyuna açık analizlerle tekrar değerlendirilmelidir. Falezlerin daha sıkı koruma rejimi içinde ele alınması, parkın bütünü için ise “park olarak korunma” ilkesinin esas alınması gerekmektedir. İskele, kıyı yapısı, kamping, karavan, günübirlik ticari kullanım ve benzeri müdahaleler yönünden alanın taşıma kapasitesi, ekolojik hassasiyeti, peyzaj bütünlüğü ve kamusal yararı gözetilmeden hiçbir yeni kullanım kararı üretilmemelidir. Antalya halkını, meslek odalarını, bilim insanlarını ve tüm ilgili kurumları Karaalioğlu Parkı’na sahip çıkmaya çağırıyoruz. Çünkü bu alan yalnızca bugünün değil, gelecek kuşakların da ortak mirasıdır. Karaalioğlu Parkı’nı korumak, Antalya’nın kıyısını, hafızasını, ekolojik bütünlüğünü ve kamusal yaşam hakkını korumaktır. Karaalioğlu Parkı’na ilişkin bu sürecin hem kamuoyu nezdinde hem de hukuki zeminde takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz.”

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız