Antalya Barosu, haklarını ve emeklerinin karşılığını almak amacıyla Ankara'ya giderek Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde direniş başlatan maden işçilerinin eylemlerine ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. Sürecin yakından takip edildiğini duyuran baro, işçilerin yetkili makamlara ulaşma ve muhatap bulma çabalarının sonuçsuz kaldığını vurguladı. Açıklamada, 28 Nisan 2026 tarihinde sağlanan uzlaşmanın ardından Doruk Madencilik işçilerinin eylemlerini sonlandırdığı, ancak verilen sözlerin tutulmaması nedeniyle işçilerin yeniden başkentte hak aramak zorunda bırakıldığı hatırlatıldı. Aynı holdinge bağlı diğer işletmelerdeki hak kayıplarına da değinen Antalya Barosu, kamu makamlarının işçi haklarının korunmasına ilişkin sorumluluklarını yerine getirmediğine dikkat çekti.
Gözaltı kararlarına hukuki tepki
Süreç boyunca işçilerin ve sendika yöneticilerinin birden fazla kez kolluk kuvvetlerinin müdahalesi ve gözaltı kararlarıyla karşı karşıya bırakıldığı belirtilen açıklamada, bu durum hukuki yönden eleştirildi. Gözaltı tedbirlerinin kabul edilemez olduğunu belirten Antalya Barosu, "İşçilerin hak ve alacaklarının korunması söz konusu olduğunda hareketsiz kalan kamu gücünün, aynı işçiler haklarını talep etmek üzere bir araya geldiğinde gözaltı tedbirleriyle karşılarına çıkması kabul edilemez." ifadelerini kullandı. Hukukçular, yaşananların münferit bir iş uyuşmazlığının ötesine geçtiğini ve meselenin işçilerin ortak hak talepleri ile kolektif mücadelesi bağlamında değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
İş güvenliği ve anayasal hak vurgusu
Baro yönetimi, madencilerin yaşadığı zorlukların sadece maddi alacaklardan ibaret olmadığını acı bir olayla hatırlattı. 21 Ağustos 2026 tarihinde Çayırhan Enerji İşletmesi sahasında meydana gelen maden faciasında 1 işçinin hayatını kaybetmesi ve çok sayıda işçinin yaralanması, madencilerin güvenli çalışma koşullarına duyduğu hayati ihtiyacı bir kez daha gözler önüne serdi. Anayasanın devlete çalışanları koruma ve çalışma barışını sağlama yükümlülüğü yüklediğini belirten hukukçular, kamu makamlarının görevinin işçilerin hak arama mücadelesini engellemek değil, bu hakların etkili biçimde kullanılabileceği koşulları sağlamak olduğunu kaydetti. Baro tarafından yapılan açıklama, "Antalya Barosu olarak, maden işçilerinin haklı mücadelesinin ve sendikal örgütlenme özgürlüğünün yanında yer aldığımızı; işçilerin hak arama mücadelesine yönelik müdahalelerin karşısında durduğumuzu kamuoyuna saygıyla bildiririz." mesajıyla tamamlandı.