Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Ağustos Ayı Meclis Toplantısı, Ahmet Öztürk başkanlığında gerçekleşti.
ATSo Seçimi 18 Ekim Pazar Günü
Ağustos Meclisi'nde konuşan ATSO Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Hacısüleyman, ATSO seçimlerinin 18 Ekim Pazar günü ANFAŞ Fuar Merkezi’nde yapılacağını açıkladı ve seçimlerin Antalya’ya hayırlı olmasını diledi.
Başkanlık seçimi için ATSO Olağan Genel Kurulu'nda 4 adayın adı geçiyor. ATSO Yönetim Kurulu Üyesi Hatice Öz turuncu listeyle, Merhum ATSO Başkanı Ali Bahar’ın kardeşi ve ATSO Meclis Üyesi Berkay Bahar mavi listeyle, Antalya Ekonomi İş Geliştırme ve Planlama Derneği (EKİPDER) Başkanı Reşat Güney beyaz listeyle ve eski ATSO Başkanı Davut Çetin kırmızı listeyle yarışacak.

ATSO Başkanı Hacısüleyman’dan Plastik Atıkların Önüne Geçin Çağrısı
Mecliste konuşan ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman, plastik atık sorununun büyük bir doğal sorun olduğunu belirterek, “Çöp ve plastik kirliliği çözülmediği takdirde, kentin en büyük sermayesi olan doğal çekim gücünü ve turizm potansiyelini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalacağız” dedi.
ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman Meclis’te yaptığı konuşmada kaynağı Doğu Akdeniz olan ve Antalya sahillerinde sıkça görülen plastik atık sorununa değindi. Seyhan Nehri ve Adana-Mersin hattından Akdeniz’e karışan ve oradan da Antalya’ya gelen plastik atıklar kıyı ilçelerin neredeyse hepsinde görülmüştü. Akdeniz Gerçek’in takip ettiği ve gündemde tuttuğu konuya Ağustos Ayı Meclisi’nde değinen Başkan Yusuf Hacısüleyman, “Plastik atık konusu sadece sıradan bir çevre kirliliği meselesi değil, doğrudan eko-sistemimizi, kent ekonomimizi ve geleceğimizi tehdit eden küresel bir krizdir. Bugün Akdeniz’de biriken plastik ve mikroplastik miktarı ürkütücü boyutlara ulaşmış durumdadır; Doğu Akdeniz’den deniz akıntılarıyla kıyılarımıza taşınan ve karasal atıklarla birleşen bu kirlilik halk sağlığını, besin zincirini ve Akdeniz’in canlı yaşamını doğrudan riske atmaktadır” dedi.

"Turizm Potansiyeli Kaybedilebilir"
Başkan Yusuf Hacısüleyman, “Antalya gibi geçimini doğasından, kıyılarından ve denizinden sağlayan bir turizm kentinde bu tabloya kayıtsız kalmamız imkansızdır. Kıyı temizliğinin ve sıkı denetimlerin ötesine geçerek, plastik atıkların kaynağında azaltılması, geri dönüşüm altyapısının güçlendirilmesi ve iş dünyasından tüketiciye kadar sürdürülebilir bir üretim-tüketim zincirinin kurulması şarttır. Çöp ve plastik kirliliği çözülmediği takdirde, kentin en büyük sermayesi olan doğal çekim gücünü ve turizm potansiyelini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalacağız” ifadelerine yer verdi.
"Enflasyonla Mücadelede Kararlı Olmalıyız"
Plastik atık sorunu dışında sektörel konulara da değinen Başkan Yusuf Hacısüleyman, “Son 3-4 yıldır iş dünyası olarak kendi çapımızda bir mücadele veriyoruz ancak enflasyonda henüz tam olarak istediğimiz neticeyi elde edemedik. Yıllık bazda üretici fiyat endeksinde yüzde 20 civarında, genel enflasyonda ise yüzde 1,75 seviyelerindeyiz. Yıla çok daha iyi hedeflerle çıkmış olsak da bölgesel çatışmalar ve küresel gerilimler nedeniyle arzu ettiğimiz adımları atamadık ve hedeflerimizi revize etmek zorunda kaldık. Geldiğimiz noktada enflasyonu ancak bu seviyelere indirebildik” dedi.

"Merkez Bankası ve Faiz Politikaları Yakından Takip Edilmeli"
Başkan Yusuf Hacısüleyman, “Merkez Bankamız 10 Eylül’de toplanacak. Geçtiğimiz günlerde piyasada örtülü faiz indirimi olarak adlandırılan bir haftalık repo uygulamasıyla fonlama maliyeti yüzde 40’tan yüzde 37’ye çekildi. 10 Eylül’deki toplantıda gerçek politika faizinde bir indirim gelip gelmeyeceğini göreceğiz. Öte yandan sadece iç politikalar değil, ABD Merkez Bankası (FED) gibi küresel aktörlerin alacağı faiz kararları da dünyadaki ve ülkemizdeki finansal dengeleri doğrudan etkileyecektir” diye konuştu.
"Döviz Kuru ve Enflasyon Arasındaki Makas İhracatçıyı Zorluyor"
Başkan Yusuf Hacısüleyman, “Döviz artışı ile enflasyon arasındaki dengesizlik ihracatçımızı ciddi şekilde zorlamaktadır. 7 aylık dönemde euro yüzde 11,29, dolar yüzde 11,93 artmışken, aynı dönemdeki enflasyon yüzde 19,96 olmuştur. Aradaki bu kur makası yüzünden ihracat yapıp kazandığımız dövizi Türk Lirasına çevirdiğimizde, içerideki yüksek maliyetleri karşılamakta güçlük çekiyoruz. Maliyetlerin bu kadar yükseldiği bir ortamda belirsizliklerin artması, iş dünyasının uzun vadeli plan yapmasını engelliyor ve şirketlerimizi 3 aylık geçici bütçelerle günü kurtarmaya yöneltiyor” diye konuştu.
Dünyadaki Siyasi Gelişmeler ve Sanayideki 'Erken Sanayileşme' Riski
Başkan Hacısüleyman, “ABD’deki temsilciler meclisi ve senato seçimleri, Orta Doğu’daki gerilimler ve Rusya-Ukrayna savaşı gibi küresel siyasi dinamikler ekonomi politikalarımızı doğrudan etkilemektedir. Bunun yanında son dönemde gündeme gelen "erken sanayisizleşme" kavramına dikkat etmemiz gerekiyor. Gayrisafi yurt içi hasıla içinde sanayinin payı ülkemizde %14,9 seviyelerine gerilemiş durumdadır. Güney Kore, Çin ve Vietnam gibi ülkelerde bu oran %24-26 bandındayken, bizim sanayimizi yatay seyirden kurtaracak ve rekabet gücünü artıracak adımları acilen atmamız hayati önem taşımaktadır” dedi.
"KOBİ'lere Yönelik Kredi Destekleri Yakından Takip Edilmeli"
Başkan Hacısüleyman, “KOBİ’ler için açılan 20-30 milyon lira limitli ve faiz oranı 20 puan indirimli kredi imkanı iş dünyası için önemli bir fırsattır. Yazılım, hizmet, personel giderleri ve makine-teçhizat gibi alanlarda sunulan bu destek hibe değil, uygun koşullu bir kredi imkanıdır. İş dünyamızın ve Antalya’daki işletmelerimizin bu tür imkanlardan maksimum düzeyde faydalanabilmesi için Odamız bünyesindeki devlet destekleri birimimizden bilgi almalarını ve şartları sağlayan firmalarımızın başvurularını kaçırmamalarını tavsiye ediyorum” dedi.

"İhracatçıya Döviz Dönüşüm Desteğindeki Aksaklıklar Giderilmeli"
Başkan Hacısüleyman, “İhracatçılarımızın getirdiği dövizi TL’ye çevirmesi halinde verilen yüzde 2’lik döviz dönüşüm desteği 31 Ocak 2027’ye kadar uzatıldı. Bu kararı memnuniyetle karşılıyoruz ancak uygulamada bazı aksaklıklar var. Örneğin, ihracat siparişi alıp avans olarak getirilen dövizlerde, fatura o ay kesilmediği gerekçesiyle bu destekten yararlanılamıyor. Oysa ticaretin doğası gereği fatura mal tesliminde kesilir. Bu tür bürokratik engellerin ve aksaklıkların bir an önce düzeltilmesi gerekmektedir” ifadelerine yer verdi.
"Turizmde Gelir Kaybı Engellenmeli ve Teşviklerde Adalet Sağlanmalı"
Başkan Hacısüleyman, “Turizmde gelen ziyaretçi sayısında geçen yıla göre yüzde 6,5 gerideyiz ancak asıl odaklanmamız gereken konu sayıdan ziyade elde ettiğimiz gelirdir. Şehir olarak gelir bazında ciddi bir erozyon yaşadık. Bununla birlikte konaklama tesislerine sağlanan kişi başı 3 bin 500 TL’lik SGK prim desteğinde haksız bir ayrım yapılmaktadır. Bakanlıktan "Turizm İşletme Belgeli" tesislere bu destek verilirken, yine bakanlık denetiminde olan "Basit Konaklama Belgeli" 400’den fazla tesis destek kapsamı dışında bırakılmıştır. İkisi de vergi ödeyen, istihdam sağlayan ve aynı maliyetlerle mücadele eden bu tesisler arasındaki ayrımcılık derhal kaldırılmalı, prim desteği adil bir şekilde tüm konaklama tesislerine uygulanmalıdır” ifadelerine yer verdi.