Uluslararası hukuk normlarının küresel güçler tarafından "sistematik bir imha" sürecine sokulduğunu savunan Antalya Barosu, İran'da sivil yerleşim yerlerini ve eğitim kurumlarını vuran askeri müdahalelere karşı adeta bayrak açtı. Baro yönetimi; ABD ve İsrail öncülüğünde gerçekleşen saldırıların hiçbir meşru dayanağı olmadığını vurgulayarak, "Gücün hukuku değil, hukukun üstünlüğü egemen olmalı" mesajını tüm dünyaya ilan etti.
EĞİTİM KURUMLARI HEDEFTE: YAŞAM HAKKI YOK SAYILDI
Antalya Barosu tarafından yayımlanan resmi deklarasyonda, saldırıların doğrudan sivil alanları ve okulları hedef aldığı, onlarca öğrencinin en temel hakkı olan yaşam hakkının ellerinden alındığı belirtildi. Yapılan açıklamada, bu kıyım metodunun modern hukuk tarihinin en ağır ihlallerinden biri olduğu ifade edilerek şu ifadelere yer verildi: "Bir okulun bombalanmasıyla doruğa ulaşan bu yöntemler, insanlığın ortak birikimi olan hukuku ayaklar altına almaktadır."
BM ŞARTI VE CENEVRE SÖZLEŞMELERİ ÇİĞNENDİ
Baro yönetimi, gerçekleştirilen askeri hareketliliğin hukuki dayanaklarını tek tek çürüttü. Müdahalenin, Birleşmiş Milletler Şartı’nın 51. maddesinde yer alan "meşru müdafaa" koşullarının hiçbirini taşımadığına dikkat çekilen açıklamada; Cenevre Sözleşmeleri ile güvence altına alınan "sivillerin korunması" ilkesinin açıkça yok sayıldığı kaydedildi. Ortada ne yakın bir saldırı tehlikesi ne de orantılılık ilkesine uygun bir askeri zorunluluk bulunduğu vurgulandı.
"CEZASIZLIK KÜLTÜRÜ" KÜRESEL BİR TEHDİT
Açıklamada, yaşanan trajedi sadece Ortadoğu ile sınırlı bir sorun olarak değil, küresel bir "haydutluk rejimi" inşa çabası olarak nitelendirildi. Irak, Afganistan ve Venezuela örneklerine atıfta bulunulan metinde, geçmişteki işgallerden miras kalan cezasızlık kültürünün bugünkü saldırıları daha pervasız hale getirdiği savunuldu. Baro, Birleşmiş Milletler'i kendi varoluş amacına sahip çıkmaya ve emperyalist sınırsızlığa karşı hukuki mekanizmaları işletmeye davet etti.