Akdeniz Gerçek | Antalya | Dokuma İçin Mimarlar Odası’ndan 6 Maddelik Şart: "Dokuma’nın Geleceği Yapay Zeka Görselleriyle ve İki Aylık Takvimle Belirlenemez"

Dokuma İçin Mimarlar Odası’ndan 6 Maddelik Şart: "Dokuma’nın Geleceği Yapay Zeka Görselleriyle ve İki Aylık Takvimle Belirlenemez"

Mimarlar Odası Antalya Şubesi, Kepez Belediyesi tarafından Dokuma alanı için hazırlanan yapay zeka destekli taslak projelere ve 2 aylık çalışma takvimine sert tepki gösterdi. Şube Başkanı Fatma Gül Yalçınkaya, kentsel hafızanın aceleye getirilmiş kararlarla şekillendirilemeyeceğini belirterek kamu yararı vurgusu yaptı.

Mimarlar Odası Antalya Şubesi, Kepez Belediyesi tarafından Dokuma alanı için hazırlanan yapay zeka destekli taslak projelere ve 2 aylık çalışma takvimine sert tepki gösterdi. Şube Başkanı Fatma Gül Yalçınkaya, kentsel hafızanın aceleye getirilmiş kararlarla şekillendirilemeyeceğini belirterek kamu yararı vurgusu yaptı.

Dokuma İçin Mimarlar Odası’ndan 6 Maddelik Şart: "Dokuma’nın Geleceği Yapay Zeka Görselleriyle ve İki Aylık Takvimle Belirlenemez"
KAYNAK: Bülten

Antalya kent belleğinde tarihi bir yere sahip olan Dokuma arazisinin geleceği hakkında yürütülen tartışmalar, Kepez Belediyesi’nin kamuoyuna sunduğu son görsellerin ardından yeni bir boyut kazandı.

Dokuma Arazisinde Yapay Zekalı Proje Kriz Çıkardı

Akdeniz Gerçek'in haberleriyle gündemden düşmeyen Dokuma alanı için bir araya gelen meslek odaları, sunulan taslak çalışmaların bilimsel ve kentsel esaslardan uzak olduğu görüşünde birleşti. Konuya ilişkin değerlendirmelerini paylaşan TMMOB Mimarlar Odası Antalya Şube Başkanı Fatma Gül Yalçınkaya, kentsel mirasa sahip çıkılması gerektiğini ifade ederek "Dokuma’nın geleceği yapay zeka görselleriyle ve aceleye getirilmiş kararlarla belirlenemez" uyarısında bulundu.

Kent merkezindeki en büyük kamusal açık alanlardan biri olan Dokuma, geçmişte ticari yatırımlara açılmak istenmesiyle büyük bir hukuk mücadelesine sahne olmuştu. Kent dinamiklerinin ve Antalyalıların yoğun çabası sonucu yargıdan dönen bu özelleştirme girişimleri, alanın Kepez Belediyesi’ne devredilmesini sağlamıştı. Sürecin bu tarihsel arka planına dikkat çeken Yalçınkaya, alanın sıradan bir taşınmaz veya belediyeye gelir sağlayacak bir yatırım aracı gibi görülemeyeceğini belirterek, "Kent belleğinde önemli bir yere sahip olan Dokuma alanı, sıradan bir taşınmaz veya belediyeye gelir sağlayacak bir yatırım alanı olarak değerlendirilemez. Dokuma; endüstri mirası, kamusal niteliği ve geçmişte uğruna verilen kent ve hukuk mücadelesiyle bütün Antalyalıların ortak değeridir. Dokuma arazisinin geçmişte özel bir şirkete uzun süreli olarak tahsis edilmesine ilişkin işlem, Antalya kamuoyunun, meslek odalarının ve kent dinamiklerinin mücadelesi sonucunda yargıdan dönmüştür. Bu tarihsel deneyim, bugün atılacak her adımda kamu yararının, şehircilik ilkelerinin, planlama esaslarının ve şeffaflığın temel alınmasını zorunlu kılmaktadır" ifadelerini kullandı.

"Antalya’da 5 Bin Mimar Varken Yapay Zeka Kullanılması Düşündürücü"

Belediyenin proje tanıtımında yapay zeka araçlarını kullanmasını eleştiren Antalya Mimarlar Odası Başkanı Yalçınkaya, bu yöntemin ciddiyetten uzak olduğunu ve kentte var olan geniş uzmanlık birikiminin yok sayıldığını vurguladı.

Yalçınkaya, "Belediye tarafından kamuoyuna sunulan çalışmaların yapay zeka araçları kullanılarak hazırlandığının açıklanması, sürecin niteliği ve ciddiyeti bakımından önemli soru işaretleri doğurmaktadır. Antalya’da yaklaşık beş bin mimarın mesleki bilgi ve deneyimi bulunmasına, ülke genelinde ise mimarlık, şehir planlama, peyzaj mimarlığı, ulaşım, ekoloji ve kültürel miras alanlarında geniş bir uzmanlık birikimi olmasına karşın, bu birikimin sürece dahil edilmemesi düşündürücüdür. Kentin en değerli kamusal alanlarından birinin geleceğinin yapay zeka tarafından üretilmiş görseller üzerinden tartışmaya açılması kabul edilebilir değildir. Yapay zeka; mimarlık ve planlama süreçlerinde araştırma, veri analizi, alternatif geliştirme ve görselleştirme amacıyla kullanılabilecek yardımcı bir araçtır. Ancak kentin ihtiyaçlarını belirleyen, alanın tarihsel ve toplumsal hafızasını kavrayan, kamu yararını gözeten ve alınan kararların hukuki, teknik ve mesleki sorumluluğunu üstlenen bir mimar, şehir plancısı ya da uzman kurulun yerini alamaz. Yapay zeka aracılığıyla üretilen etkileyici görsellerin kamuoyuna “proje” izlenimi verecek biçimde sunulması, henüz bilimsel, teknik ve toplumsal açıdan değerlendirilmemiş kullanım kararlarının kesinleştiği yönünde yanlış bir algı oluşturabilir. Katılımcı planlama süreci; önceden hazırlanmış tasarımlara kamuoyu desteği sağlama yöntemine indirgenmemeli, alanın ihtiyaçlarının ve temel kararlarının ilgili meslek disiplinlerinin, uzmanların ve kent halkının katkısıyla birlikte oluşturulmasını esas almalıdır" dedi.


"Kamu Yararı, Mülkiyet Devrinden Doğan Temel Yükümlülüktür"

Mülkiyet devrinin temel koşulunun kamu yararı olduğunu hatırlatan Yalçınkaya, imar planında ticari kullanımların yer almasının belediyeye sınırsız yetki tanımayacağını, kişisel sözlerin hukuki bir güvence sağlamadığını ifade eden Yalçınkaya, açıklamasını şöyle sürdürdü:

"Dokuma alanına ilişkin alınacak bütün kararların temel ölçütü kamu yararı olmalıdır. Bu ilke, Dokuma açısından genel bir planlama tercihi olmanın ötesinde, alanın Kepez Belediyesi’ne devredilmesinin temel gerekçesi ve koşuludur. Antalya Pamuklu Dokuma Sanayii T.A.Ş.’nin üretim faaliyetlerinin sona ermesinin ardından alanın özelleştirilmesine yönelik girişimler, Antalya’daki meslek odalarının, sivil toplum kuruluşlarının ve kent halkının yoğun tepkisiyle karşılaşmıştır. Bu mücadelenin sonucunda Dokuma arazisi, özel mülkiyete geçirilmek yerine kamu yararı gözetilmek üzere Kepez Belediyesi’ne devredilmiştir. Dolayısıyla belediyenin alan üzerindeki tasarruf yetkisi, bu tarihsel ve hukuki koşuldan bağımsız değerlendirilemez. Nitekim geçmişte Dokuma arazisi üzerinde özel bir şirkete uzun süreli üst hakkı tanınmasına yönelik işlem, yargı denetimine konu olmuş; Danıştay 10. Dairesinin kararında alanın kamuya ait olması, devir işleminin kamu yararı koşuluna dayanması ve taşınmaz üzerinde kurulacak hakkın ilgili ihale mevzuatına uygun biçimde tesis edilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Bu karar, Dokuma alanına ilişkin işlemlerde kamu yararının soyut bir söylem olarak kullanılamayacağını, alınacak kararların hukuki ve kamusal gerekçelerle ortaya konulması gerektiğini göstermektedir. Alan üzerinde yürürlükte bulunan ticaret kullanım kararı da belediyeye sınırsız bir tasarruf yetkisi vermez. İmar planında ticari kullanımlara yer verilmiş olması; mülkiyet devrinin kamu yararı amacıyla gerçekleştirilmiş olduğu gerçeğini, alanın kamusal niteliğini ve idarenin kamu yararını gözetme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Belediyeye gelir sağlayacak kullanımlar ile geniş anlamdaki kent ve toplum yararı aynı kavramlar değildir. Ticari işlevlere yer verilmesi tek başına hukuka aykırılık anlamına gelmese de bu işlevlerin alanın esas kamusal amacını gölgelemesi, yapılaşma ve rant baskısını artırması veya belirli yatırımcıların çıkarlarını öncelemesi halinde, devir koşulları ve kamu yararı ilkesi bakımından ciddi hukuki sorunlar ortaya çıkabilir. Böyle bir süreç; idari itirazlara, yargısal denetime, projenin gecikmesine ve kamu kaynaklarının verimsiz kullanılmasına neden olabilir."


Fatma Gül Yalçınkaya Dokuma alanında, "Kent halkının serbest ve eşit kullanımının esas alınması, kamusal açık ve yeşil alanların korunması ve artırılması, yapılaşma yoğunluğunun sınırlandırılması, alanın afet toplanma, kültür, eğitim, rekreasyon ve sosyal donatı potansiyelinin değerlendirilmesi, Dokuma’nın tarihsel ve endüstriyel miras kimliğinin korunması, ticari işlevlerin kamusal kullanımları destekleyen sınırlı ve tamamlayıcı bir nitelikte tutulması, planlama, ihale ve uygulama süreçlerinin şeffaf, katılımcı ve denetlenebilir biçimde yürütülmesi gerektiğini kaydetti.

Dokuma’nın bütünüyle veya ağırlıklı olarak gelir ve rant odaklı kullanımlara açılmasının, alanın Kepez Belediyesi’ne devredilmesinin temel amacıyla bağdaşmayacağına işaret eden Yalçınkaya, "Alanın kamu yararına kullanılması belediyenin isteğine bağlı bir tercih veya kent halkına sunacağı bir ayrıcalık değil; mülkiyet devrinin amacı, kamusal sorumluluğu ve idare hukukunun temel ilkeleri gereğince yerine getirilmesi gereken bir yükümlülüktür.
TMMOB Mimarlar Odası Antalya Şubesi olarak beklentimiz; kamu yararının sözlü beyanlarla sınırlı bırakılmaması, plan kararlarında, ihtiyaç programında, ihale koşullarında ve uygulamanın bütün aşamalarında açık, bağlayıcı ve denetlenebilir biçimde güvence altına alınmasıdır" açıklamasını yaptı.

"Dokuma’nın Gelecek Vizyonu 2 Aylık Takvime Sığdırılamaz"

Yüzlerce dönümlük bir alanın geleceğinin 2 aylık dar bir takvime sığdırılamayacağını kaydeden Yalçınkaya, Belediye Meclisi kararıyla emsalin resmen E=0,40’a düşürülmesi, bağımsız ve çok disiplinli bir bilimsel kurul kurulması durumunda her türlü teknik desteği vermeye hazır olduklarını açıkladı.

Açıklamada Başkan Fatma Gül Yalçınkaya, "Yüzlerce dönümlük büyüklüğü, tarihsel birikimi, kamusal niteliği ve kent bütünü üzerindeki etkileri dikkate alındığında Dokuma alanının geleceği, iki aylık sınırlı bir çalışma takvimi içerisinde belirlenemez. Antalya’nın önümüzdeki elli yılına yön vereceği ifade edilen böylesine önemli bir alan için aceleyle alınacak kararlar; bilimsel, teknik ve katılımcı planlama anlayışıyla bağdaşmayacağı gibi, ilerleyen aşamalarda telafisi güç sonuçlar da doğurabilir. Dokuma alanına ilişkin herhangi bir kullanım, planlama veya proje kararı alınmadan önce; alanın mevcut fiziksel durumu ile mülkiyet yapısının, ulaşım bağlantıları, trafik yükü ve altyapı kapasitesinin, Antalya’nın sosyal, kültürel ve kamusal mekan ihtiyaçlarının, ekonomik ve demografik gelişme eğilimlerinin, iklim değişikliği, afet riskleri ve çevresel etkilerin, doğal, tarihsel ve kültürel miras değerlerinin, yakın çevredeki mevcut ve planlanan yapılaşma kararlarının, kamusal erişim, işletme, yönetim ve finansman modellerinin kapsamlı ve bütüncül biçimde incelenmesi gerekmektedir. Bu analizler tamamlanmadan kullanım kararlarının oluşturulması, tasarım görsellerinin kamuoyuna sunulması ve ihale yönteminin tartışılmaya başlanması, planlama sürecinin doğru sıralamasını bozmaktadır. Bir alanın nasıl tasarlanacağına karar vermeden önce, o alanın hangi kamusal ihtiyaçlara cevap vereceği, ne ölçüde yapılaşabileceği, kent bütünüyle nasıl ilişki kuracağı ve hangi ilkelerle yönetileceği belirlenmelidir. Dokuma için izlenmesi gereken yöntem açıktır: Önce bilimsel araştırmalar ve katılımcı çalışmalar yürütülmeli, ardından ihtiyaç programı ve temel planlama ilkeleri hazırlanmalı, mekansal çözümler ise bu çerçeve doğrultusunda geliştirilmelidir" ifadelerini kullandı.


"Bağımsız ve Çok Disiplinli Kurul Tarafından İhtiyaç Programı Hazırlanmalı"

Dokuma alanının geleceğine ilişkin mimari ve mekansal çözümler üretilmeden önce, alanın hangi işlevlere ihtiyaç duyduğunu ve Antalya kent bütünü içinde nasıl bir rol üstleneceğini ortaya koyan kapsamlı bir ihtiyaç programı hazırlanması gerektiğine dikkat çeken Yalçınkaya, "Bu çalışma için ulusal ve uluslararası ölçekte deneyime sahip mimar, şehir plancısı, peyzaj mimarı ve kentsel planlama uzmanlarından oluşan bağımsız ve çok disiplinli bir kurul oluşturulmalıdır. Kurulda, ulusal ve uluslararası deneyime sahip uzmanların yanı sıra Antalya’nın tarihsel gelişimini, güncel gereksinimlerini, planlama sorunlarını ve uygulama koşullarını iyi bilen; kente ilişkin değerlendirmelerini tarafsız ve bilimsel ölçütlerle yapabilecek kişilere de yer verilmelidir. Kurul üyeleri herhangi bir proje önerisini savunmak veya önceden belirlenmiş kararları onaylamak üzere değil; alanı planlama, kamu yararı ve kent bütünü açısından nesnel biçimde değerlendirmek üzere görevlendirilmelidir. Bu aşamada yeni bir yarışmaya veya önceden belirlenmiş tasarımların üretilmesine kaynak ayrılması yerine, mevcut bütçenin bilimsel araştırmalara, alan analizlerine, katılımcı çalışmalara ve nitelikli bir ihtiyaç programının hazırlanmasına yönlendirilmesi daha doğru olacaktır. Sağlıklı bir proje sürecinin temelini, etkileyici görsellerden önce kapsamlı ve gerçekçi bir ihtiyaç programı oluşturacaktır. Hazırlanacak çalışma, Dokuma alanının ve Kepez ilçesinin gereksinimleriyle sınırlandırılmamalıdır. Antalya’nın mevcut ve gelecekte ortaya çıkabilecek sosyal, kültürel, ekonomik, çevresel ve kamusal mekan ihtiyaçları bütüncül biçimde değerlendirilmelidir. Alanın Antalya kent merkeziyle ilişkisi, ulaşım bağlantıları, açık ve yeşil alan sistemi, sosyal donatı ihtiyacı, kültürel işlevleri ve kamusal kullanım olanakları birlikte ele alınmalıdır" dedi.

Kurulun, Dokuma alanı için daha önce gerçekleştirilen yarışmanın proje önerilerini, raporlarını ve jüri değerlendirmelerini de incelemesi gerektiğini dile getiren Fatma Gül Yalçınkaya, "Önceki yarışma sürecinde elde edilen mesleki ve bilimsel birikim yok sayılmamalı; bu çalışmalardaki öneriler güncel ihtiyaçlar, değişen kent koşulları ve yeni planlama verileri doğrultusunda yeniden değerlendirilmelidir. Çalışma, alan sınırları içinde kalan tekil bir proje yaklaşımıyla yürütülmemelidir. DokumaPark, Pil Fabrikası, çevredeki konut alanları, ulaşım sistemi, sosyal donatılar, yakın çevredeki yapılaşma kararları ve olası kentsel dönüşüm süreçleri birlikte incelenmelidir. Kentsel dönüşümün çevrede oluşturabileceği nüfus, yoğunluk, ulaşım ve altyapı etkileri de ihtiyaç programının temel girdileri arasında yer almalıdır. Kurulun görevi doğrudan bir mimari proje hazırlamak değil; bilimsel verilere ve uygulama gerçeklerine dayanan kapsamlı bir ihtiyaç programı ve planlama çerçevesi oluşturmaktır. Bu çalışma kapsamında; alanın taşıma kapasitesi, Antalya’nın güncel ve gelecekteki kamusal ihtiyaçları, önerilecek sosyal ve kültürel işlevler, yapılaşma sınırları ve yoğunluğu, açık ve yeşil alan sistemi, ulaşım ve altyapı kararları, yakın çevre ve kentsel dönüşüm ilişkileri, koruma, etaplama, işletme ve yönetim modelleri açık biçimde belirlenmelidir. Bilimsel ve uygulamaya yönelik bu çalışma tamamlandıktan sonra, hazırlanacak ihtiyaç programı doğrultusunda en uygun proje elde etme yöntemi belirlenebilir. Böylece Dokuma’nın geleceği, önceden oluşturulmuş tasarım görsellerine göre değil; Antalya’nın gerçek ihtiyaçlarını esas alan, tarafsız, bilimsel ve uygulanabilir bir planlama süreciyle şekillendirilebilir" açıklamasını yaptı.

"İyi Niyet Beyanı Plan Değişikliğiyle Güvence Altına Alınmalı"

Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz tarafından, mevcut imar planında yer alan E=1,87 emsal ve 15 kat yapılaşma hakkının kullanılmayacağı, alandaki yapılaşma emsalinin E=0,40’ı aşmayacağı ifalerini hatırlatan Yalçınkaya şunları kaydetti:

"Bu açıklama olumlu bir yaklaşım olmakla birlikte, Dokuma alanının geleceği kişisel beyanlarla veya görev süresiyle sınırlı taahhütlerle güvence altına alınamaz. Kepez Belediyesi, Mimarlar Odası, ilgili meslek odaları ve sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte çalışmak konusunda kararlıysa, öncelikle bu iradesini bağlayıcı bir plan kararıyla ortaya koymalıdır. Bu kapsamda Belediye Meclisi tarafından gerekli plan değişikliği yapılarak mevcut E=1,87 yapılaşma emsali E=0,40’a düşürülmeli; yapı yükseklikleri, kullanım oranları, kamusal açık alanlar ve yeşil alan miktarları plan hükümleriyle açıkça güvence altına alınmalıdır. Mevcut yüksek yapılaşma hakları yürürlükte bırakılarak yapılacak proje, ihale veya yatırım işlemleri, gelecekte bu hakların kullanılabilmesine imkan tanıyacaktır. Bu nedenle iyi niyet beyanının hukuki, kalıcı ve denetlenebilir bir güvenceye dönüşmesinin ilk koşulu plan değişikliğidir. Plan değişikliğinin yapılması, Dokuma alanında düşük yoğunluklu, kamusal kullanımı esas alan ve kent yararını gözeten bir yaklaşımın benimsendiğini somut biçimde gösterecektir."

"Sürecin Her Aşamasında Teknik Destek Sunmaya Hazırız"

Fatma Gül Yalçınkaya, yapılaşma emsalinin E=0,40’a düşürülerek plan kararına bağlanması, bağımsız ve çok disiplinli kurulun oluşturulması, kapsamlı ihtiyaç programının hazırlanması ve sürecin katılımcı ve şeffaf biçimde yürütülmesi halinde, TMMOB Mimarlar Odası Antalya Şubesi olarak bundan sonraki aşamalarda mesleki ve teknik katkı sunmaya hazır olduklarını belirtti.

Özellikle ihtiyaç programının hazırlanması, planlama ilkelerinin belirlenmesi, proje elde etme yönteminin oluşturulması ve mimari projenin üretilmesi aşamalarında bilgi ve deneyimlerini paylaşmaya devam edeceklerini vurgulayan Yalçınkaya, yürütülmesi gereken süreci paylaştı:

"Mevcut yapılaşma emsali Belediye Meclisi kararıyla E=0,40’a düşürülmelidir. Bağımsız, tarafsız ve çok disiplinli bir bilimsel kurul oluşturulmalıdır. Mevcut yarışma çıktıları ile jüri değerlendirmeleri incelenmelidir. Antalya’nın ve yakın çevrenin güncel ve gelecekteki ihtiyaçlarını dikkate alan kapsamlı bir ihtiyaç programı hazırlanmalıdır. Yapılaşma sınırları, kamusal kullanım koşulları, açık ve yeşil alan oranları ile temel planlama ilkeleri belirlenmelidir. Mimari projenin elde edilmesine ilişkin yöntem ve ihale koşulları bu kurallar doğrultusunda hazırlanmalıdır.

Bilimsel kurul tarafından ihtiyaç programı ve temel planlama ilkeleri hazırlandıktan sonra belediye; proje elde etme, ihale ve uygulama süreçlerini belirlenen ölçütler ve ihtiyaçlar doğrultusunda yürütmelidir. İhale koşullarında alanın kullanım kararları, yapılaşma sınırları, kamusal alan oranları, açık ve yeşil alan sistemi ile uygulama esasları açık ve bağlayıcı biçimde tanımlanmalıdır.

Yeni yapay zeka görsellerine, tanıtım çalışmalarına veya ihtiyaç programı hazırlanmadan yürütülecek tasarım faaliyetlerine ayrılacak kamu kaynağının; bilimsel araştırmalara, alan analizlerine, uzman çalışmalarına ve ihtiyaç programının hazırlanmasına yönlendirilmesi daha verimli ve uygulanabilir sonuçlar sağlayacaktır.

Dokuma’nın geleceği, önceden hazırlanmış görseller ve geçici beyanlar üzerinden değil; Antalya’nın güncel ve gelecekteki gereksinimleri, kamu yararı ve bilimsel planlama ilkeleri doğrultusunda belirlenmelidir.

Dokuma Antalya’nındır ve bu alanla ilgili kararlar Antalya’nın ortak aklıyla alınmalıdır. Bilimin, hukukun ve kamu yararının rehberliğinde, Dokuma alanı için planlanan süreçlerin takipçisi olacağımızı saygıyla duyururuz.”

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız