Antalya'nın Kepez ilçesindeki eski Dokuma İplik Fabrikası arazisi, 2005 yılında dönemin Kepez Belediye Başkanı Erdal Öner döneminde AVM tartışmalarıyla hafızalara kazınmıştı. Sivil toplumun güçlü direnişi ve yargının müdahalesiyle bu alan, ruhsuz bir beton yığınına dönüşmekten kurtarıldı. Aradan geçen 21 yılın ardından bölgede yeniden yapılaşma planlarının gündeme gelmesi, "Dokuma için yeni bir sayfa mı açılıyor, yoksa eski tartışmalar geri mi dönüyor?" sorusunu beraberinde getirdi. TMMOB Antalya İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri ve Jeoloji Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Mustafa Karancı, Akdeniz Gerçek'e yaptığı özel değerlendirmede, sürecin şeffaf yürütülmesi, meslek odalarının karar mekanizmasına dahil edilmesi ve kamu yararının esas alınması gerektiğini vurguladı.
Antalya'nın en değerli kamusal alanlarından biri olarak kabul edilen DokumaPark, yıllar sonra yeniden kent gündeminin en çok konuşulan başlıklarından biri oldu. Ancak bugün yaşanan tartışmanın kökeni yeni değil. Dokuma arazisi, yaklaşık 21 yıl önce de Antalya kamuoyunu ikiye bölen kararların merkezindeydi. 2005 yılında dönemin Adalet ve Kalkınma Partili Kepez Belediye Başkanı Erdal Öner'in girişimleriyle, belediye sınırları içerisinde bulunan eski Dokuma İplik ve Pamuklu Dokuma Fabrikası'nın yer aldığı 488 dönümlük alanın mülkiyet süreci başladı. Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın onayıyla, hisselerinin yüzde 99,987'si Sümer Holding'e ait olan Dokuma A.Ş. bedelsiz olarak Kepez Belediyesi'ne devredildi. Devrin ardından, fabrikanın bulunduğu 488 dönümlük alanın 280 dönümünün üst kullanım hakkı 49 yıllığına TürkMall şirketine verildi. Kamuoyuna yansıyan projelerde bölgede alışveriş merkezi ile yoğun ticari yapılaşma öngörüldüğü iddiaları ise Antalya'da geniş çaplı tartışmalara ve tepkilere neden oldu.
Meslek odaları, hukukçular, sivil toplum kuruluşları ve farklı siyasi görüşlerden isimler bir araya gelerek konuyu yargıya taşıdı. Açılan davalar, Danıştay süreci ve Antalya 2'nci İdare Mahkemesi'nin verdiği yürütmeyi durdurma kararıyla sonuçlandı. Böylece Dokuma alanı ruhsuz bir AVM projesiyle yıkılıp, yok olmaktan kurtarıldı.

Belediye Yönetimi Değişti, Tartışmalar Bitmedi
2009 yılında Kepez Belediyesi'nde yönetim değişti ve Hakan Tütüncü göreve geldi. Ancak mahkeme dosyasına giren belediye savunmalarında, TürkMall'a verilen üst kullanım hakkının iptal edilmemesi yönünde görüş bildirildi. Belediye adına sunulan savunmada, planlanan yatırımların Antalya'nın sosyal, kültürel ve ekonomik gelişimine katkı sağlayacağı ifade edildi. Buna rağmen Antalya 2'nci İdare Mahkemesi, üst kullanım hakkının hukuka uygun olmadığına hükmederek yürütmeyi durdurdu. Bugün DokumaPark müzeleri, yeşil alanları, kültür merkezleri ve sosyal yaşam alanlarıyla Antalya'nın simge noktalarından biri halinde.

21 Yıl Sonra Dokuma Neden Yeniden Tartışılıyor?
Dokuma alanı bu kez geçmiş tahsis sürecinde belediye başkan yardımcısı olan Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz'ün açıkladığı "DokumaPark İkinci Etap Projesi" ile yeniden gündeme geldi. Projeye göre bölgede yaklaşık 60 bin metrekarelik yeni kent meydanı, otel, kültürel ve ticari kullanım alanları, teknoloji merkezleri ve sosyal yaşam alanları oluşturulması planlanıyor. Kocagöz, sürecin açık ihale yöntemiyle yürütüleceğini ve tüm yatırım sürecinin kamuoyunun gözü önünde gerçekleştirileceğini açıkladı ancak proje açıklanır açıklanmaz kentte yeni bir tartışma başladı. Kamuoyu Dokuma'nın yıllar önce verilen mücadeleyle korunan kamusal kimliğinin zarar görebileceği endişesini dile getirirken DokumaPark'ta yeniden başlayan tartışmaları Akdeniz Gerçek olarak TMMOB Antalya İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri ve Jeoloji Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Mustafa Karancı'ya sorduk.

"Dokuma Sadece Boş Bir Arazi Değil"
Başkan Karancı, Dokuma alanının yalnızca büyük bir arazi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek:
"Dokuma'daki bu alan bana göre Antalya'nın elinde kalan en değerli alanlardan biri. Üstelik burası sadece büyük bir arazi değil. Burada çalışan insanların emeği var, anıları var. Bu nedenle burada alınacak kararları yalnızca bugünün ihtiyaçlarıyla değerlendirmek doğru olmaz” dedi.
"Geçmişte Yapılan Hatalardan Ders Çıkarmalıyız"
Kent planlamasında verilen kararların uzun yıllar etkisini sürdürdüğünü vurgulayan Karancı, geçmiş örnekleri hatırlattı:
"Bir dönem alt geçitler yapıldı ve o günün çözümü olarak görüldü. Bugün aynı alt geçitlerde dur-kalklarla ilerlemeye çalışıyoruz. Raylı sistem konusunda yıllar önce alınan kararların etkilerini hâlâ konuşuyoruz. Buna karşılık Cam Piramit ve Atatürk Kültür Merkezi gibi doğru planlanan yatırımlar yıllar sonra bile bu kente hizmet etmeye devam ediyor. Dokuma'da da hedefimiz bu olmalı. Bugünü kurtarırken yarının sorunlarını oluşturmamalıyız. Açıklanan projenin detaylarını elbette tek tek tartışabiliriz. Ama bence asıl konuşmamız gereken konu Antalya'nın gerçekten neye ihtiyaç duyduğudur. Bu şehir maalesef yıllarca 'ben yaptım oldu' anlayışından da, rantı önceleyen şehircilik yaklaşımından da zarar gördü."
“Henüz Benim Telefonum Çalmadı”
Karancı, Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz'ün meslek odalarıyla birlikte hareket edileceğine yönelik açıklamasını ise şu sözlerle değerlendirdi:
"Sayın Mesut Kocagöz'ün meslek odalarıyla birlikte hareket edeceğini söylemesini olumlu buluyorum. Açık konuşayım, henüz benim telefonum çalmadı. Görüşmedik. Ama meslek odalarının fikrine değer veren bir anlayışı dinlemeden karşı çıkacak da değiliz. Yeter ki bu sadece bir temenni olarak kalmasın. Meslek odaları gerçekten sürecin içinde olsun ve görüşleri kararlara yansısın."
"Cesaret Tek Başına Yeterli Değil"
Belediye başkanlarının karar almaktan çekinmemesi gerektiğini ifade eden Karancı, bunun bilimsel planlamayla desteklenmesi gerektiğini söyledi:
"Belediye başkanları şehrin icra makamıdır. Elini taşın altına koyan başkanları her zaman cesur bulurum. Ama cesur olmakla doğru karar vermek aynı şey değildir. Cesaret; bilimle, mühendislikle ve ortak akılla birleştiğinde anlam kazanır."
"En Büyük Başarı Daha Az Yapılaşmaktır"
Yap-işlet-devret ya da farklı yatırım modellerinin ikinci planda olduğunu ifade eden Karancı, kamu yararının esas alınması gerektiğini belirtti:
"Benim için önemli olan modelin adı değil, Antalya'nın kazanmasıdır. Sürecin şeffaf yürütülmesi, rekabetin sağlanması ve kamu yararının korunmasıdır bence Dokuma'daen büyük başarı, imar planının verdiği bütün yapılaşma hakkını kullanmak değildir. Asıl başarı daha az yapılaşarak bu kente daha fazla değer katabilecek vizyoner projeler üretmektir. Gerekirse ulusal bir proje yarışması açılır. Çünkü burada yapılacak eser belki yüz yıl yaşayacak."
DokumaPark'ta 21 yıl önce verilen hukuk mücadelesi bugün yeniden hatırlanırken, açıklanan ikinci etap projesinin nasıl şekilleneceği ve meslek odalarının sürece ne ölçüde dahil edileceği önümüzdeki dönemde Antalya'nın en önemli kent gündemlerinden biri olmaya devam edecek.
