DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Antalya’da gazetecilerin sorularını yanıtladı. Antalya Gazeteciler Cemiyeti Sosyal Tesisleri’nde düzenlenen buluşmada Babacan, son dönemde belediyelere yönelik operasyonlar ve yargı süreçleri hakkındaki soruya yanıt verdi. Toplantıda, Akdeniz Gerçek Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Songül Başkaya tarafından yöneltilen soruda, "Antalya da dahil olmak üzere, İstanbul'da başlayan ve Türkiye'ye yayılan siyasi operasyonlar oldu. Çok sayıda belediye başkanı tutuklu. Bunların pek çoğunun iddianamesi çok uzun süreler sonra ortaya çıktı. Hâlâ tutukluluğu devam edenler var ve adil yargılanmaya ilişkin kamuoyunda yükselen sesler var. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Yolsuzlukla mücadelenin yolu sadece en çok belediyeyi kazanan partinin başkanları üzerinden mi yapılmalı? Ayrıca ortaya sızdırılan polis kameralarından elde edilmiş görüntüler var. Bu görüntülerin toplumda bir partiyi karalamaya, algı yaratmaya dönük olduğunu düşünüyor musunuz? Aydınların, gazetecilerin, muhalif isimlerin bir gece uyuşturucu operasyonu adı altında evlerinden alınması demokratik bir ülkeye yakışır mı? Dünya bize nasıl bakıyor, siz nasıl yorumluyorsunuz? diye sordu.
“Demokrasiye Büyük Darbe”
Soru üzerine yanıt veren DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, belediyelere yönelik operasyonların demokrasiye zarar verdiğini savundu. Babacan, "Gerçekten son dönemde siyaset çok ciddi bir saldırı altında. Özellikle belediyelere yapılan bu siyasi operasyonlar Türkiye'deki demokrasiye, halkın iradesine ve sandığa yapılmış büyük bir darbedir. Güneydoğu'da ilk kayyum atamalarından biri yapıldığında ilk ses çıkartan biz olduk. Usulen bunun çok yanlış olduğunu o gün bugündür vurguluyoruz. Belli başlı insanların apar topar gözaltına alınması, tutuklu yargılanması. Bunların başka yöntemleri var. Davalar devam ederken görevlerine devam etme imkanları var. Tabi dosyanın esasına geldiğiniz zaman, her bir belediyede, her bir dosyada ne olup bittiğini tam olarak bilmemiz mümkün değil. Fakat siyasi partilerin iç denetim sistemini oluşturması, belediye başkanlarıyla ilgili iddiaları öncelikle kendi içlerinde çözmeleri süreci çok daha hızlı ve şeffaf kılar. Demokrasi kırılgan bir yönetim şeklidir. İktidarı yönetenler kasten demokrasiye darbe vurmak istiyorsa, demokrasiye bizim ve toplumun sahip çıkması gerekir. Demokrasiyi sadece ülkeyi yönetenlerin eline bırakmamak lazım. Şu anda meşru, demokratik bir zeminde siyaset yapıyoruz ve bunun mücadelesini toplum olarak hep beraber vermek zorundayız. Sivil toplum örgütleri maalesef büyük baskı altında; sendikalar, vakıflar, odalar kendilerini koruyacak durumda değiller. Geriye demokrasiye inanan siyasi partiler, bağımsızlığını koruyabilen medya kuruluşları ve milletimiz kalıyor. Biz bu mücadeleye azimle devam edeceğiz, hiçbir zaman pes etmeyeceğiz. Avrupa Birliği müktesebatında 33 fasıl vardır. Zamanında baş müzakereci bendim, koordinasyonu ben yürütüyordum. Kamu İhale Mevzuatı bu fasılların en önemlilerinden biridir. Eğer gerçekten dürüst belediyecilik, tasarruf ve şeffaflık istiyorsak, kamu ihale mevzuatının AB standartlarına uygun hale getirilmesi, milyar dolarlık işlerin istisnalarla, ihalesiz, adrese teslim edilmesinin engellenmesi şarttır. Şu an istisna maddeleri asıl kural haline gelmiş durumda. Temiz bir yönetim istiyorsak, bu zihniyetin değişmesi gerekiyor" diyerek yanıt verdi.