Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
31°
Akdeniz Gerçek | Antalya | Antalya Barosu’ndan Kadınları Güvencesiz Bırakacak Karara Rest!

Antalya Barosu’ndan Kadınları Güvencesiz Bırakacak Karara Rest!

Antalya Barosu, nafaka hakkını hedef alan yasal düzenleme tartışmalarına karşı bayrak açtı. "Süresiz nafaka" algısının gerçeği yansıtmadığını belirten Av. Gamze Eroğlu, yetkilileri kadınların kazanılmış haklarını zayıflatmak yerine toplumsal cinsiyet eşitliğini güçlendiren politikalar üretmeye çağırdı.

Antalya Barosu, nafaka hakkını hedef alan yasal düzenleme tartışmalarına karşı bayrak açtı. "Süresiz nafaka" algısının gerçeği yansıtmadığını belirten Av. Gamze Eroğlu, yetkilileri kadınların kazanılmış haklarını zayıflatmak yerine toplumsal cinsiyet eşitliğini güçlendiren politikalar üretmeye çağırdı.

KAYNAK: Buse Yeşil
Antalya Barosu’ndan Kadınları Güvencesiz Bırakacak Karara Rest!

Antalya Barosu Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Kurulu, Anayasa Mahkemesi'nin Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesinde yer alan yoksulluk nafakasına ilişkin "süresiz olarak verilebilir" ibaresini iptal eden kararına sert tepki gösterdi. Kurul adına basın açıklaması yapan Av. Gamze Eroğlu, nafaka hakkının kadınların ekonomik haklarının korunma güvencesi olduğunu ve asla tartışma konusu yapılamayacağını vurguladı. Anayasa Mahkemesi’nin bu hamlesinin kadınların yoksullaşmasına karşı ciddi kaygılar yarattığını belirten Eroğlu, sürece dair çarpıcı açıklamalarda bulundu.

"Kamuoyundaki 'Süresiz Nafaka' İfadesi Gerçek Hukuki Durumu Yansıtmıyor"

Kararın ardından nafaka hakkının sınırlandırılmasına yönelik tartışmaların yeniden gündeme getirilmesini endişeyle takip ettiklerini belirten Av. Gamze Eroğlu, mevcut yasal mevzuatın zaten nafakanın kaldırılmasına imkan tanıdığına dikkat çekerek şunları söyledi:

"Türk Medeni Kanunu'nda yoksulluk nafası için belirli bir süre öngörülmemiştir. Ancak bu durum, nafakanın mutlak biçimde ömür boyu devam ettiği anlamına gelmemektedir. Yürürlükteki mevzuat uyarınca; nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi, evliymiş gibi fiilen birlikte yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması veya tarafların mali koşullarının değişmesi gibi durumlarda nafakanın tamamen kaldırılması ya da miktarının azaltılması mümkündür. Dolayısıyla kamuoyunda sıklıkla kullanılan 'süresiz nafaka' ifadesi, mevcut yasal mekanizmaları ve gerçek hukuki durumu yansıtmaktan uzaktır."

"Nafaka Bir Ayrıcalık Değil, Sosyal Hukuk Devletinin Gereğidir"

Yoksulluk nafakasının bir lütuf veya ayrıcalık olmadığının altını çizen Eroğlu, Türkiye’deki toplumsal ve ekonomik gerçeklikleri hatırlatarak konuşmasına şöyle devam etti:

"Yoksulluk nafakası bir ayrıcalık değil, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek eşin korunmasını amaçlayan sosyal hukuk devletinin gereği temel bir hukuki güvencedir. Türkiye'de kadınların evlilik birliği içinde eş baskısı, boşanma aşaması ve sonrasında da toplumsal baskı sebebiyle istihdama katılım oranlarının düşük olduğu, cinsiyete ve hatta cinsel yönelime dayalı ücret eşitsizliğinin sürdüğü, bakım emeğinin büyük ölçüde kadınların omuzlarına yüklendiği ve boşanma sonrasında kadın yoksulluğunun derinleştiği gerçeği ortadayken, nafaka hakkını hedef alan düzenlemeler toplumsal cinsiyet eşitsizliğini daha da derinleştirecektir. Kamuoyunda yıllardır nafaka üzerinden yürütülen tartışmalar, kadınların evlilik süresince üstlendiği görünmeyen emeği, ekonomik fedakârlıkları ve boşanma sonrasında karşı karşıya kaldıkları yoksullaşma riskini görmezden gelmektedir. Oysa hükmolunan nafaka miktarları, nafaka yükümlüsünü yoksullaştıracak, nafaka alacaklısından kadınların da geçimlerini sağlayabilecekleri kadar asgari düzeyde dahi değildir."

"Katı Süre Sınırları Telafisi İmkânsız Hak Kayıpları Yaratır"

Yasama organının yeni bir düzenleme yapması halinde ortaya çıkabilecek tehlikelere karşı uyarıda bulunan Av. Gamze Eroğlu, şu ifadeleri kaydetti:

"Anayasa Mahkemesi'nin kararı sonrasında yasama organının yeni bir düzenleme yapması halinde, düzenlemenin içeriği belirleyici olacaktır. Eğer yoksulluk nafakasına katı süre sınırları getirilirse, özellikle uzun yıllar evlilik içinde ücretsiz bakım emeği vermiş, çalışma hayatından uzak kalmış veya gelir elde etme imkânı sınırlı kadınlar açısından telafisi imkânsız hak kayıpları ortaya çıkacaktır."

Eroğlu’ndan AYM’ye Soru: "Hangi Koşullar Değişti?"

Anayasa Mahkemesi’nin geçmişte tam tersi yönde verdiği kararı hatırlatan Eroğlu, yüksek mahkemenin bu içtihat değişikliğini tarihsel bir sorumlulukla sorguladıklarını belirterek şöyle konuştu:

"Anayasa Mahkemesi, yaklaşık 10 yıl önce verdiği başka bir kararda, yoksulluk nafakasının süresiz olarak düzenlenmiş olmasının Anayasa'ya uygun olduğu sonucuna varmışken, bugün hangi hukuki ve toplumsal gerekçelerle içtihat değişikliğine gittiği ve farklı bir değerlendirmeye ulaştığı açıklığa kavuşturulmalıdır. Öncelikle şu soruların sorulması tarihsel bir sorumluluktur: Türkiye'de kadınlarla erkekler arasında ekonomik ve sosyal eşitliğin sağlandığını ortaya koyan yeni bir veri ya da toplumsal dönüşüm mü gerçekleşmiştir? Kadınların iş gücüne katılım oranları, ücret eşitsizliği, bakım emeğinin paylaşımı ve boşanma sonrası yoksullaşma riskleri bakımından hangi koşullar değişmiştir? Kadınların hâlen ekonomik açıdan dezavantajlı konumda bulunduğu, toplumsal cinsiyet eşitsizliği nedeniyle çalışma haklarının ellerinden alındığı, ücretsiz bakım emeğinin büyük ölçüde kadınların omuzlarında olduğu ve boşanma sonrasında yoksullaşma riskinin ağırlıklı olarak kadınları etkilediği bir gerçeklik karşısında, nafaka hakkının sınırlandırılmasına zemin hazırlayabilecek bu karar son derece kaygı vericidir."

"Yetkilileri Bu Yanlış Yaklaşımdan Dönmeye Davet Ediyoruz"

Nafaka tartışmalarında istisnai ve suistimal edilen örneklerin değil, yapısal eşitsizliklerin baz alınması gerektiğini belirten Eroğlu, siyasi iradeye ve yetkililere şu çağrıda bulundu:

"Nafaka tartışmalarında esas alınması gereken, istisnai örnekler değil, kadınların yaşadığı yapısal eşitsizlikler ve boşanma sonrası karşı karşıya kaldıkları sosyo-ekonomik risklerdir. Bu nedenle yetkilileri, kadınların kazanılmış haklarından geriye götürecek adımlardan kaçınmaya ve bu yanlış yaklaşımdan dönmeye davet ediyoruz. Kadınların hukuki korunma mekanizmalarını zayıflatan değil, toplumsal cinsiyet eşitliğini güçlendiren politikalar üretilmelidir. Kadın-erkek eşitliğinin fiilen sağlanmadığı, kadınların şiddet ve ekonomik bağımlılık nedeniyle yaşamlarını özgürce kurmakta zorlandığı koşullarda nafaka hakkının süreyle sınırlandırılması ya da fiilen ortadan kaldırılması kadınları daha büyük bir güvencesizliğe sürükleyecektir. Devletin görevi kadınların kazanılmış haklarını zayıflatmak değil; kadın yoksulluğunu ortadan kaldıracak sosyal ve ekonomik politikaları hayata geçirmek, eşit ve güvenli çalışma koşullarını sağlamak ve toplumsal cinsiyet eşitliğini güçlendirmektir."

"Haklarımızın Tartışmaya Açılmasını Kabul Etmiyoruz, Mücadelemiz Sürecek"

Antalya Barosu Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Kurulu adına yaptığı açıklamayı kararlılık mesajıyla sonlandıran Av. Gamze Eroğlu, son olarak şunları kaydetti:

"Kadınların yıllar süren mücadeleleri sonucunda kazanılmış haklarının tartışmaya açılmasını kabul etmiyoruz. Nafaka hakkına yönelik her türlü geriletici girişimin karşısında olmaya devam edeceğimizi ve kadınların boşanma sonrası yoksulluğa karşı korunmasını sağlayan hukuki mekanizmaların zayıflatılmasına karşı mücadelemizi sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz."

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız