Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
27°
Akdeniz Gerçek | Antalya | Antalya Barosu'ndan İzmir'e Net Destek: Avukatlık Kanunu Hatırlatıldı

Antalya Barosu'ndan İzmir'e Net Destek: Avukatlık Kanunu Hatırlatıldı

Antalya Barosu, İzmir Barosu Başkanı ve yönetim kurulu üyeleri hakkında yürütülen adli soruşturmaya sert tepki gösterdi.

Antalya Barosu, İzmir Barosu Başkanı ve yönetim kurulu üyeleri hakkında yürütülen adli soruşturmaya sert tepki gösterdi.

KAYNAK: Ulaş Kökçe
Antalya Barosu'ndan İzmir'e Net Destek: Avukatlık Kanunu Hatırlatıldı

Barosu Başkanı ve Yönetim Kurulu üyeleri hakkında, 19 Mart 2025 tarihinde başlayan protestolar sürecinde ve sonrasında gerçekleştirdikleri mesleki faaliyetler gerekçe gösterilerek soruşturma açılması yargı dünyasını hareketlendirdi. Soruşturmanın detaylarına ve yasal mevzuata dikkat çeken Antalya Barosu, yayınladığı kapsamlı metinle meslektaşlarına tam destek verdi.

Soruşturma Konusu Yapılan Şey: "İnsan Haklarını Savunmak"

İzmir Barosu yönetimine yöneltilen suçlamaların temelini; toplumsal olaylar sırasında yaşanan hak ihlallerini takip etmek, gözaltı ve tutuklama süreçlerini izlemek oluşturuyor. Ayrıca ceza infaz kurumlarında meydana geldiği iddia edilen kötü muamele ve işkence iddialarını araştırmak, raporlaştırmak, kamuoyunu bilgilendirmek ve temel haklara ilişkin açıklamalar yapmak da soruşturma gerekçeleri arasında yer alıyor.

Antalya Barosu, baroların hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını korumakla yükümlü olduğunu hatırlatarak, yasal görevlerin yerine getirilmesi nedeniyle açılan bu soruşturmanın yalnızca İzmir Barosu’na değil, tüm yurttaşların temel hak ve özgürlüklerine yönelik açık bir hukuksuzluk olduğunu belirtti.

"Barolar İçin Tercih Değil, Kanuni Bir Yükümlülük"

Açıklamanın devamında  ise hukukun yasal dayanaklarına dikkat çekildi. Avukatlık Kanunu'nun 76'ncı ve 95'inci maddelerinin barolara ve yönetim kurullarına hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunma ve koruma yetkisini doğrudan yüklediği aktarıldı.

Metinde, hak ihlallerini izlemenin ve işkence iddialarını raporlaştırmanın siyasi bir tercih ya da takdire bağlı bir faaliyet olmadığının altı çizilerek şu ifadelere yer verildi:

"Bu faaliyetler doğrudan doğruya yasal bir yükümlülüğün yerine getirilmesidir. Dolayısıyla bu soruşturmanın yöneldiği esas alanın, baroların insan hakları savunuculuğu rolü ve hukukun üstünlüğünü koruma görevi olduğu açıktır."

Antalya Barosu da Sürece Dair İki Kapsamlı Rapor Hazırladı

Antalya Barosu, söz konusu protestolar ve sonrasındaki süreçte yasal sorumluluk bilinciyle hareket ederek yaşanan hak ihlalleriyle ilgili kapsamlı iki ayrı rapor hazırladığını ve kamuoyuyla paylaştığını duyurdu. İhlallerin belgelenmesinin baroların görevi olduğunu belirten yönetim, bu raporların yargılamalarda delil ve ihbar işlevi görerek şeffaflık ilkesini temin ettiğini savundu.

Ortada ciddi hak ihlali iddiaları varken, bunun tam aksine hak savunucularına soruşturma açılmasının vahim sonuçlar doğuracağı ifade edildi. Antalya Barosu, bu tür bir "tersinden soruşturma pratiğinin" hak ihlallerinin ortaya çıkarılmasını güçleştirdiğini, kamu gücünün denetlenmesini zayıflattığını ve toplumun adalete erişim imkanlarını daralttığını belirterek, asıl etkin ve ivedi şekilde soruşturulması gerekenin söz konusu ihlal iddiaları olduğunu vurguladı.

Baronun tam açıklaması ise şu şekilde;

“SORUŞTURULMASI GEREKEN BAROLAR DEĞİL, HAK İHLALİ İDDİALARIDIR. KANUNDAN KAYNAKLANAN YÜKÜMLÜLÜKLERİNİ YERİNE GETİREN İZMİR BAROSUNUN YANINDAYIZ!

İzmir Barosu Başkanı ve Yönetim Kurulu üyeleri hakkında 19 Mart 2025 tarihinde başlayan protestolar sürecinde ve sonrasında gerçekleştirilen baro faaliyetleri nedeniyle soruşturma başlatıldığı kamuoyuna yansımıştır. Soruşturmanın dayanağı olarak gösterilen hususlar incelendiğinde; İzmir Barosunun toplumsal olaylar sırasında ve sonrasında yaşanan hak ihlallerini takip etmesi, gözaltı ve tutuklama süreçlerini izlemesi, ceza infaz kurumlarında meydana geldiği iddia edilen kötü muamele ve işkence iddialarını araştırması, raporlaştırması ve kamuoyunu bilgilendirmesi ile temel hak ve özgürlükler konusunda açıklamalarda bulunmasının soruşturma konusu yapıldığı görülmektedir.

Öncelikle ve kararlılıkla vurgulamak gerekir ki; hukukun üstünlüğünü, insan haklarını ve savunmanın bağımsızlığını korumakla yükümlü baroların, kanundan doğan görevlerini yerine getirmeleri nedeniyle soruşturma tehdidiyle karşı karşıya bırakılmaları yalnızca İzmir Barosuna değil bir bütün olarak yurttaşların temel hak ve özgürlüklerine yöneltilmiş apaçık bir hukuksuzluğu ifade etmektedir. Dolayısıyla bu durum, baroların demokratik toplumdaki rolü, savunma mesleğinin bağımsızlığı ve temel hak ve özgürlüklerin korunması bakımından tüm hukuk camiasını ilgilendiren ciddi bir sorun niteliğindedir. Bu nedenle İzmir Barosu yönetimine yönelik soruşturmanın hukuki sonuçları kadar, hukuk devleti ilkesi, ifade özgürlüğü, barışçıl toplanma hakkı ve baroların yasal görevleri bakımından doğurduğu sakıncaları da kamuoyu ile paylaşma zorunluluğu doğmuştur.

Avukatlık Kanunu'nun 76'ncı maddesi barolara; hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak, bu kavramlara işlerlik kazandırmak görevini açıkça yüklemektedir. Aynı Kanun'un 95'inci maddesi ise baro yönetim kurullarına hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını korumak amacıyla gerekli girişimlerde bulunma yetki ve sorumluluğunu vermektedir. Bu anlamda bir baronun temel hak ihlallerini izlemesi, gözaltı ve tutuklama süreçlerini takip etmesi, işkence ve kötü muamele iddialarını araştırması, raporlaması ve bu konularda kamuoyunu bilgilendirmesi herhangi bir siyasi tercih ya da takdire bağlı faaliyet değil, doğrudan doğruya yasal bir yükümlülüğün yerine getirilmesidir. Dolayısıyla bu soruşturmanın yöneldiği esas alanın, baroların insan hakları savunuculuğu rolü ve hukukun üstünlüğünü koruma görevi olduğu açıktır.

Antalya Barosu da bu anlamda tüm süreçte kanunun yüklediği görev ve sorumlulukları yerine getirmiş, hak ihlalleriyle ilgili kapsamlı iki ayrı rapor hazırlamış ve kamuoyuyla paylaşmıştır. İhlallerin belgelenmesi baroların yasal yükümlülüğü olduğu gibi, sürece ilişkin yargılamalarda delil ve ihbar işlevi ile şeffaflık ilkesini de temin eden çok yönlü bir katkıyı temsil etmektedir.

Ortada ciddi hak ihlalleri iddiaları varken bu tersinden soruşturma pratiği hak ihlallerinin ortaya çıkarılmasını güçleştiren, kamu gücünün denetlenmesini zayıflatan ve toplumun adalete erişim imkanlarını daraltan bir sonuç doğurmaktadır. Asıl etkin ve ivedi şekilde soruşturulması gereken söz konusu hak ihlalleri iddialarıdır.

ANTALYA BAROSU”

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız