Kitabın başına “meraktan çıldırarak okuyacağım” yazdım.

Çünkü kitapta fiziksel bakımdan şimdilik olanaksız görünen “Işınlanma, Robotlar, Dünya Dışı Yaratıklar ve UFO’lar, Yıldız Gemileri, Antimadde ve Anti Evrenler, Görünmezlik, Fazerler ve Ölüm Yıldızları, Işıktan hızlı, Zamanda Yolculuk, Paralel Evrenler, Devridaim Makineleri” gibi konular anlatılıyordu.

Düşünce ufuklarımı sonuna kadar açan bir kitap bu!

Böyle bir kitabı Lise yıllarında okusaydım iyi bir fizikçi olurdum. Çünkü o yıllarda, evrende her şeyin bir fiziği olduğunu ve dünyadaki bütün olayları fizik kurallarıyla açıklayabilecek olduğumuzu bilmiyorduk. Fen Bölümünden mezun olduğum halde fiziği sadece formülleri ezberlenen bir angarya ders gibi okuduğumuzu anımsıyorum. Tek bir laboratuvar deneyi yapılmadan öğretilen fizik dersi, Türkiye’nin bir gerçeğidir…

“Olanaksızın Fiziği”nin her sayfası ilgi çekici ve büyük bilgi birikiminin eseri…Benim fazlasıyla ilgimi çeken bölümlerden biri “Robotlar” kısmı ve oradaki yapay zekâ ile ilgili satırlar oldu:

“Yapay zekâ konusundaki en etkileyici kişi, yapay zekâ araştırmalarının temel taşlarının yerleştirilmesine katkıda bulunan bir vizyoner olan büyük İngiliz matematikçi Alan Turing'dir.

Bütün bilgisayar devriminin altyapısı, Turing tarafından hazırlanmıştır. Turing, hayalinde yalnızca üç bileşenden meydana gelen bir makine (o zamandan bu yana Turing Makinesi olarak adlandırılır) canlandırmıştı: Bir giriş bandı, bir çıkış bandı ve belirli bir takım işlemleri yerine getirebilecek bir merkezi işlem birimi (mesela bir Pentium yongası). Buradan yola çıkarak, hesaplama makinelerinin uyacağı yasaları yazma ve bu makinelerin gücünü ve zayıflıklarını belirleme olanağı bulmuştu. Günümüzde bütün sayısal bilgisayarlar, Turing tarafından ortaya konulmuş olan yasalara sıkı sıkıya uymaktadırlar. Tüm sayısal dünyanın mimarisi, Turing’e şükran borçludur.” (Sayfa:119)

Bir de bu büyük bilim insanının acıklı sonu yüreğimi dağladı:

“II. Dünya Savaşı sırasında Turing’in şifre çözme alanındaki öncü çalışmaları Müttefiklerin binlerce askerinin yaşamını kurtarmış ve savaşın sonucunu etkilemiştir. Müttefikler, Enigma adlı makine tarafından şifrelenen Nazi mesajlarını çözmekte başarısız olmuşlar ve Turing ile çalışma arkadaşlarından Nazi şifrelerini çözecek bir makine yapmalarını istemişlerdi. Turing’in makinesine ‘bombe’ adı verilmişti ve tam anlamıyla başarılı olmuştu. Savaşın sonuna gelindiğinde, bu makinelerden en az iki yüz tanesi kullanılmaktaydı. Sonuç olarak müttefikler gizli Nazi mesajlarını okuyabiliyorlardı ve Almanya’nın nihai işgalinin tarihi ve yeri konusunda Nazileri aldatmayı başarmışlardı. O zamandan bu yana tarihçiler, sonuç olarak Almanya’nın yenilgisine yol açan Normandiya çıkartmasının planlanmasında Turing’in çalışmalarının ne kadar önemli bir rol oynadığını tartışmaktadırlar. (Savaşın ardından Turing’in çalışmaları İngiltere hükümeti tarafından gizli bilgi olarak sınıflandırılmıştır; bu nedenle onun yaptığı çok önemli katkılar halk tarafından bilinmemektedir).

Turing, II. Dünya Savaşı’nın gidişini döndürmeye yardımcı olan bir savaş kahramanı olarak alkışlanacağı yerde, ölüme itilmiştir. Günün birinde evine hırsız girdi ve Turing polis çağırdı. Ne yazık ki polis, onun homoseksüelliğine ilişkin kanıtlar buldu ve onu tutukladı. Mahkeme, Turing’e cinsiyet hormonu iğneleri yapılmasına karar verdi. Bu iğneler onun üzerinde korkunç bir etki yaptı, göğüslerinin büyümesine ve büyük bir zihinsel keder içerisine düşmesine yol açtı. Turing, 1954 yılında üzeri siyanürle kaplanmış bir elma yiyerek intihar etti. (Rivayete göre Apple Corporation’ ın bir ısırık alınmış elmadan oluşan logosu Turing’e duyulan saygıyı ifade etmektedir)…”

Bu hazin öyküyü de içinde okuduğumuz kitap; bir bilgi hazinesidir.

Turing’in cinsel tercihi nedeniyle acıklı sonu; günümüzde “kürtaj yasağı”, “kaç çocuk doğurulacağı”, “gebe kadınların sokağa çıkmaması” gibi cinsel tabularla sürdürülmektedir. Oysa insanın cinselliği tamamen kendisinin kararına, iradesine, kişiliğine bağlı bir haktır. Kimsenin karışması söz konusu olamaz. Bu nedenle, artık dünyada, sadece “kadın-erkek eşitliğinden” değil “toplumsal cinsiyet eşitliğinden” söz edilmektedir.

Sizlere “Olanaksızın Fiziği” kitabından sadece ilgimi çeken birkaç paragraf sunabildim. İlginç gelmesinin nedenleri Turing’in sonunun tıpkı bizdeki gerçek bilim insanlarının sonuna benzemesidir. Türkiye’de iktidar cahilliği yüceltmektedir. Dışişlerinde yetişmiş uzmanlarımızı, Büyükelçilerimizi “Monşerler” diye aşağılaması, bilim adamlarımızın birçoğunun ülkemizden kaçması ve Yüksek Rütbeli Subaylarımızın, Sanatçılarımızın, Gazetecilerimizin çoğu kez intiharlarına neden olabilecek kadar işsiz bırakılması veya itilip kakılması uygarlığın dibine doğru çöktüğümüzün kanıtıdır.

Toplumumuzu toptan zehirleyen tarım ilaçlarının kullanımını önleyen ve uğur böceklerini çoğaltarak kırmızı örümcek zararlısının kökünü kazıyan üç Yüksek Ziraat Mühendisinin yabancı ilaç firmalarının baskısıyla üç ayrı yere sürülmeleri toplum vicdanını yaralamıştır. Başka ülkelerde olsa bu bilim insanlarına madalya takılır ve gönenç içinde yaşatılırdı…

 “Olanaksızın Fiziği” kitabındaki bilgiler, tarihsel bilgi birikimi, derin düşünce, bakışındaki geniş ufuk, fizik biliminin sınırlarının sonsuz olduğunu gösterdiği kadar yaşamsal önemini de göz önüne sermektedir.

 

(*) Olanaksızın Fiziği

Michio Kaku, ODTÜ Yayıncılık,

Sayfa: 119-120-121