2028 Cumhurbaşkanlığı Seçimi'nin İlk Parametreleri Ortaya Çıktı
Gazete Oksijen'de yazan Bekir Ağırdır, Türk toplumsal ve siyasal araştırma sektörünün en tanınan isimlerinden biri olan araştırmacı, yazar ve profesyonel yöneticidir. Uzun yıllar boyunca KONDA Araştırma ve Danışmanlık şirketinin Genel Müdürlüğünü yürütmüş, Türkiye'deki toplumsal değişimler, kutuplaşma ve seçmen eğilimleri üzerine yaptığı derinlemesine analizlerle kamuoyunda geniş bir saygınlık kazanmıştır.
Bekir Ağırdır'a göre yakın zamanda bir erken seçim ihtimali oldukça zayıftır.
Siyasal analist Bekir Ağırdır'ın T24'teki 13 Ekim 2026 tarihli güncel analizine göre, mevcut siyasi tabloda erken seçim olasılığı arka plana düşmüş durumdadır. Ağırdır, iktidar blokunun 2026–2027 yasama yılı gündeminde erken seçim yerine daha çok kendi toplumsal desteğini onarma, Meclis'teki ittifak alanını genişletme ve muhalefeti baskılama stratejilerine odaklanacağını belirtmektedir.
Ağırdır'ın analizinde öne çıkan temel başlıklar şunlardır:
Ekonomik ve Finansal Öncelikler: İktidarın önceliği erken seçime gitmekten ziyade, bütçe dengesini koruyarak seçici sosyal düzenlemelerle geniş kitlelerin ekonomik memnuniyetsizliğini azaltmaktır.
Adaylık Formülleri: Erken seçim senaryolarının zayıflamasıyla birlikte, iktidar kulislerinde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yeniden aday olabilmesini sağlayacak anayasal veya siyasi formüllerin daha fazla ön plana çıkacağı öngörülmektedir.
Meclis Stratejisi: İktidarın erken bir sandık kurmak yerine, siyasi aktörlerle ilişkiler üzerinden Meclis çatısı altındaki gücünü konsolide etmeye çalışması beklenmektedir.
GENAR ANKETİ
GENAR Araştırma, kamuoyunda genel olarak AK Parti'ye yakın çizgiye sahip bir araştırma şirketi olarak değerlendirilmektedir...
Yönetim ve Bağlantılar: Şirketin başkanı ve sahibi İhsan Aktaş’tır. İhsan Aktaş ayrıca iktidara yakın yayın organlarında (örneğin Yeni Şafak ve Daily Sabah) köşe yazarlığı yapmaktadır.
Kamuoyu Algısı: Şirketin yayımladığı kamuoyu araştırmalarında AK Parti'yi ve Cumhur İttifakı unsurlarını sık sık önde gösteren sonuçlar paylaşması, siyasi çevrelerde ve medyada iktidar yanlısı veya muhafazakâr çizgiye yakın bir konumda ele alınmasına yol açmaktadır.
GENAR Araştırma’nın ağustos ayı anketinde AKP yüzde 34,9’la ilk sıradaki yerini korurken, Yeni Parti bir önceki aya göre 5,4 puanlık artışla yüzde 19,9’a yükselerek ikinci sıraya yerleşti. Ankete göre çözüm sürecini destekleyenlerin oranı yüzde 61,6 oldu. İYİ Parti’nin oy oranı ise yüzde 8,3’e çıktı.
GENAR Araştırma’nın ağustos ayına ilişkin siyasi eğilim araştırmasının sonuçları açıklandı. Ankette partilerin oy oranlarının yanı sıra seçmenlerin çözüm sürecine yönelik tutumları da ölçüldü.
AKP'ye yakınlığıyla bilinen şirketin yaptığı anketin sonuçlarına göre AKP yüzde 34,9’la ilk sırada yer alırken, Yeni Parti yüzde 19,9’la ikinci parti oldu. DEM Parti yüzde 10,1, MHP yüzde 8,5, İYİ Parti yüzde 8,3 ve CHP yüzde 7 oy oranında ölçüldü. Anahtar Parti yüzde 3,3, Zafer Partisi ise yüzde 2,8’de kaldı.
YENİ PARTİ BİR AYDA 5,4 PUAN YÜKSELDİ
GENAR’ın temmuz araştırmasında yüzde 14,5 oy oranına sahip olan YENİ Parti, ağustos ayında 5,4 puanlık artışla yüzde 19,9’a çıktı.
Temmuz ayında yüzde 15,4’le ikinci sırada bulunan CHP ise ağustos araştırmasında yüzde 7’ye gerileyerek altıncı sırada yer aldı.
Ankete göre CHP seçmeninin yüzde 63,4’ü, TİP seçmeninin ise yüzde 59,3’ü Yeni Parti’yi tercih etti.
Anketin dikkat çeken sonuçlarından biri de İYİ Parti’nin oy oranındaki artış oldu.
Temmuz ayında yüzde 4,5 olarak ölçülen İYİ Parti, ağustos ayında yüzde 8,3’e yükseldi. Araştırmada bu artış, partinin çözüm sürecine yönelik karşıt tutumuyla ilişkilendirildi.
Katılımcıların yüzde 61,6’sı çözüm sürecini desteklediğini belirtirken, yüzde 38,4’ü sürece karşı olduğunu ifade etti.
Parti seçmenlerine göre destek oranları ise şöyle ölçüldü:
DEM Parti: yüzde 90,5
AKP: yüzde 86,5
MHP: yüzde 80,7
CHP: yüzde 47,4
Yeni Parti: yüzde 40,9
Anket sonuçlarına göre çözüm sürecine en yüksek destek DEM Parti seçmeninden gelirken, Yeni Parti seçmeninde destek oranı yüzde 40,9’da kaldı.
CUMHURBAŞKANLIĞI VE YEREL SEÇİMİN İLK NOTLARI
Adalet Bakanı Gürlek: 2028'de Cumhurbaşkanımızı tekrar seçmek için bir seçim düzenlenecek...
13 Temmuz 2025'te Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Antalya eski Büyükşehir Belediye Başkanı ve AK Parti MKYK üyesi Menderes Türel’e hitaben, “Menderes Bey, Antalya sana emanet. Ona göre....” ifadelerini kullanmıştı...
DONALD TRUMP ERDOĞAN'I DESTEKLEYECEK
13 Eylül 2025'te ABD Başkanı'nın oğlu Donald Trump Jr. Cumhurbaşkanı Erdoğan'la İstanbul'da buluşmuş, 25 Eylül 2025'te ABD Başkanı Trump ve Cumhurbaşkanı Erdoğan Washington'da bir araya gelmiş, Trump 7-8 Temmuz'da Ankara'ya gelmiş ve bu üç buluşmada, THY'nin 150 Boeing 737 MAX satın alması, bunun karşılığında 40 milyar dolar ödemesi, Türkiye'nin 100 F-35 savaş uçağı satın almak isteği, artı Türkiye'nin Kaan Savaş Uçakları'na takılacak General Electric F110, art yakıcılı (afterburner) turbofan tipindeki uçak jet motorları ihtiyacı konuşulmuştu...
Not: İsrail'in elinde 48 adet F-35 var ve İsrail elindeki F-35 sayısını 75'e çıkarmak istiyor...
Türkiye'de Hıristiyanlık propagandası yapan bir papazın
(Andrew Craig Brunson; 3 Ocak 1968 doğumlu ) cezaevinden çıkarılması için Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan ricada bulunduğunu ve papazın 12 Ekim 2018 tarihinde özgürlüğüne kavuştuğunu hatırlatan Donald Trump, 8 Temmuz 2026'da Erdoğan'ın aslında "İsrail'i ve Netanyahu'dan nefret ettiğini" belirterek, Türkiye'nin İran'ın yanında savaşa girmek istediğini öne sürmüştür. Trump, kendi diplomatik müdahalesi ve duruşu sayesinde Erdoğan’ın İsrail’e karşı cephe almasını engellediğini iddia etmiştir.
Donald Trump, konuyu İsrail ile Türkiye arasında yaşanan gerilime getirdi, kendisi sayesinde Erdoğan'ın, İran'ın yanında yer alarak savaşa girmediğini iddia etti.
Trump Erdoğan'ı kastederek, "Biliyorsunuz, savaşa girebilirdi, yani Bibi ile, birçok insan bunu söylüyor" sözlerine vurgu yapan ABD Başkanı Trump, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu'nun dün Türkiye ve Erdoğan hakkındaki sözlerine işaret etti ve soru işaretlerine yol açan şu açıklamayı yaptı:
"Bibi'yi (Benyamin Netanyahu) severim. Bence Bibi, savaş döneminde harika bir başbakandı. Ancak Bibi dün Türkiye ve Erdoğan hakkında ağır şeyler söyledi. Ve onunla konuştum. Ona dedim ki, o (Erdoğan'ı kastederek) İsrail'i pek sevmediği ve Bibi'yi de pek sevmediği için savaşa girebilirdi. Ama benim sayemde girmedi. Ve burası (Türkiye'yi kastediyor) bir askeri güç. Milyonlarca asker.... Türkiye çok güçlü. En iyi teçhizatlarımızın çoğuna sahipler. F-35'leri almaya çalışıyorlar. Ama o (Erdoğan) savaşa girmedi. Girmek istiyordu. Girerdi. Ben olmasaydım, girerdi. Ve karşı tarafta (İran'ın yanında) yer alırdı. Gerçi onun da karşı tarafı sevdiğini düşünmüyorum. Çünkü o çok aklı başında biri, ötekiler ise Zırdeli..."