27 Mayıs 1960 Askeri Darbesi'ni Hangi Dış Güç Teşvik Etmişti?

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
27 Mayıs 1960 Askeri Darbesi'ni Hangi Dış Güç Teşvik Etmişti?

 

 

 

Yeni bulmaca...Cevap anahtarıysa en sonda...

1-300 milyon Amerikan Dolarlık krediyi 1954 ve 1959'da ABD'nden bulamayan Başbakan Adnan Menderes 27 Mayıs 1960 Askeri Darbesi  öncesinde Moskova'ya gitmeye hazırlanıyordu...Menderes döviz kıtlığı çeken Türkiye'ye Sovyetler Birliği'nin doğrudan yatırım yapmasını, Türkiye'ye yüz milyonlarca Amerikan doları değerinde kredi vermesini istiyordu...Bu durum ABD hükümetinin hiç hoşuna gitmiyordu...1965'te Başbakan olan Süleyman Demirel ise Adnan Menderes'in hayalini gerçeğe dönüştürerek Ruslarla Ticaret Ortağı olmayı başardı...

Adnan Menderes hükümeti Türkiye’de tarım toplumundan sanayi toplumuna geçilmesini plânlamıştı. Hükümet bunun için kullanılacak dış borcu Amerika Birleşik Devletleri’nden alamayınca aynı durumu yaşayan (ABD’den borç para alamayan ve bu parayı Sovyet Rusya’dan bulan) Mısır’ı kendine örnek alarak Sovyetler Birliği’nden isteme kararı aldı ve Temmuz 1960’daki Moskova seyahati için bavullar hazırlanmaya başladı… 27 Mayıs 1960 darbesi Türkiye – Sovyetler Ekonomik İşbirliği’ni ileri bir tarihe attı… Aynı yoldan giden Başbakan Süleyman Demirel, Sovyetler Birliği’yle işbirliği yaparak Aliağa Rafinerisi’ni, İskenderun Demir Çelik Fabrikaları’nı ve Seydişehir Alüminyum Tesisleri’ni Türk halkına kazandırmıştır.


Menderes ve Kadınlar

1950’li yıllar boyunca Başbakanımız olan Adnan Menderes çapkındı, güzel kadınlara zaafı vardı…

Ayşe Kulin “Hayat Dürbünümde Kırk Sene” adlı anılarının ilk cildinde Adnan Menderes’in bir sopranoyla, bir sosyete güzeliyle, bir yazarla yaşadığı aşk ilişkilerinin kulaktan kulağa dolaştığını yazıyor ve o günleri anlatmaya şöyle devam ediyordu: “Yazar sevgili, önemli bir görevde bulunan eşiyle Nişantaşı’nda oturduğu için Başbakan, İstanbul’u ziyaretlerinde bu semti şereflendirmeden gitmiyordu, semt sakinleri de geç saatlere kadar pencere önlerinde nöbete duruyorlardı. Öyle günlerde bizim apartmanın tüm katlarında dedikodu kazanı fokur fokur kaynıyordu.”


Cumhuriyet Gazetesi’nin Eski Sorumlu Yazı işleri Müdürü Erol Dallı, Emin Karaca’nın “Cumhuriyet (Gazetesi) Olayı” adlı kitabının (Altın Kitaplar Yayınevi) 239. sayfasında Adnan Menderes’i şöyle anlatmıştı: “Teşvikiye Camii karşısındaki Belveder Palas Apartmanı’nın Kapıcısı İbrahim Polat’tı (Adnan Polat’ın Babası). Yanaştım, konuşturmaya çalıştım. Üç – beş kuruş da para verdim. Almazlardı baştan, ama sonra aldı. ”Sen bilmiyor musun, Beyefendi (Başbakan Adnan Menderes) her zaman gelir buraya,” dedi. ”Ferit Bey (Ferit Sözen, o zamanki Emniyet Müdür Muavini) oturuyor burada,” dedi. ”Ferit Bey dışarıda” dedim. ”Sen de amma safsın,” dedi. ”Beyefendi (Adnan Menderes) Suzan Hanım’la (Suzan Sözen) biraz sohbet ederler, sonra da giderler,” dedi.

İşadamı İbrahim Polat’da “Alnımın Teri” (Doğan Kitapçılık) adlı anılarında Başbakan Adnan Menderes’i uzun uzun anlatır.

Daha fazla bilgi edinmek isteyenler Sevilay Yükselir Hanımefendi’nin 23 Ocak 2011 tarihli Sabah Gazetesi’nde yayınlanan “Velev ki kapıcı oğlu! Eeeeee?” başlıklı yazısını da okuyabilir.

22 Ekim 1957’de Başbakan Adnan Menderes’in konuşması aynen şöyledir:

“Arkadaşlar, diyorlar ki, bütün seçkin zümre, bütün zenginler, CHP’dendir. Evet, bütün zenginler onlardandır. Vehbi Koç da onlardandır ve daha birçok zengin onlardandır. Bir de bizim halimize, bizim mebuslarımıza bakınız. Biz fakiriz, mebuslarımızı yolda görenler dilenci zannedip sadaka vermeye kalkabilirler. CHP devrinde ve onlar sayesinde zengin olanlar el’an bu partiden ayrılmıyor ve bizim saflarımıza geçemiyorlar. Sevdiğim ve dostum olan Vehbi Koç da onlardandır.”

Adnan Menderes askeri darbe olmasaydı hangi gün, hangi tarihte Moskova'ya gidecekti?

A-1 Haziran 1960

B-29 Haziran 1960

C-12 Temmuz 1960

D-27 Temmuz 1960


2-Alarko Holding'e bağlı Tuzla Alamsaş Fabrikası'nda işçiler 1980 öncesinde sağcı ve solcu olarak ikiye ayrılmıştı...Bir sağcı işçi fabrikadan çıkarken öldürüldü...Sağcı bir çaycı fabrikadaki sağcıların lideriydi...Çaycı fabrikada sürekli kavga ve huzursuzluk çıkartmaktaydı...Çaycı tam bir bela kaynağıydı!

Fabrikanın sahipleri Üzeyir Garih ve İshak Alaton cinayetten hemen sonra bir siyasi lideri fabrikaya davet ettiler...Siyasi liderle Üzeyir Garih arasında saygıya dayanan bir iletişim, dostluk vardı...İş insanları siyasi lider fabrikaya ulaşınca durumu özetlediler, anlattılar...

Lider çaycıyla konuştu: "Ben bu fabrikada artık kavga ortamı istemiyorum...Pılını pırtını topla ve buradan defol git!"

(Kaynak Kitap: Lüzumsuz Adam; Yazarı: Mehmet Gündem)

Çaycı anında toz oldu...Yer yarıldı, ortadan kayboldu...Çaycı bir daha fabrikanın yakınından bile geçmedi...Siyasi lider kimdi?

A-Muhsin Yazıcıoğlu

B-Gün Sazak

C-Alparslan Türkeş

D-Necmettin Erbakan

E-Süleyman Demirel

 

3-Kut’ül Amare Osmanlı Ordusu'nun en büyük zaferlerinden biridir...

Irak'ın Dicle Nehri kıyısındaki Kut kasabasında gerçekleşen kuşatma ve çatışmalar, 7 Aralık 1915 ile 29 Nisan 1916 tarihleri arasında sürmüştür.

Kut'ül Amare Zaferi, Dünya Savaşı'nda Osmanlı ordusunun Irak Cephesi'nde İngilizlere karşı kazandığı en büyük zaferlerden biridir...

29 Nisan 1916'da General Charles Townshend komutasındaki 13.000'den fazla İngiliz askeri, Halil Paşa önderliğindeki Osmanlı kuvvetlerine esir düşerek kesin bir mağlubiyet yaşamıştır.

İlber Ortaylı şöyle diyor: "Kut’ül Amare'nin asıl komutanı Albay Nurettin ( sonradan Sakallı Nurettin Paşa olmuştur...) Rusça dahil dört-beş dili iyi biliyordu..."

Mareşal ünvanını fazlasıyla hak eden Sakallı Nureddin Paşa (Nureddin İbrahim Konyar), Kut’ül Amare Kuşatması'nı başlatan ve İngiliz birliklerini Selman-ı Pak Muharebesi ile geri çekilmeye zorlayan Irak ve Havalisi komutanıdır. Kuşatmanın tüm kritik hazırlık sürecini yönetmiş, ancak zaferin ilanından kısa süre önce 1916'da görevi Halil Paşa'ya devretmiştir...


Osmanlı komutanlarından ve "Kut'ül-Amâre Kahramanı" olarak ün yapan Halil Paşa (Halil Kut), Savaş Bakanı-Harbiye Nazırı Enver Paşa'nın amcasıdır...Aynı zamanda Kafkas İslam Ordusu Komutanı Nuri Paşa'nın da amcası olan Halil Paşa, Kut ül-Amare Zaferi'ndeki büyük başarısından ötürü bizzat Mustafa Kemal Atatürk tarafından kendisine verilen "Kut" soyadı ile anılmaktadır...

Enver Paşa, Osmanlı Padişahı Sultan Abdülmecid'in torunu ve Şehzade Süleyman Efendi'nin kızı olan Naciye Sultan ile 1914 yılında evlenerek Osmanlı Hanedanı'nın damadı olmuştur. Bu evlilik sayesinde saraya damat olarak "Dâmâd-ı Şehriyârî" unvanını almıştır.

Sakallı Nureddin Paşa (Nureddin İbrahim Konyar), Büyük Taarruz sırasında I. Ordu Komutanı olarak görev yapmış ve 9 Eylül 1922'de İzmir'e ilk giren komutanlardandır. Şehrin kontrolünü sağladıktan sonra 13 Eylül 1922'de başlayan ve günlerce süren Büyük İzmir Yangını sürecinde şehirdeki askeri ve idari otorite konumundaydı...

13 Eylül 1922'de başlayan Büyük İzmir Yangını'nın sorumlusu tarihsel belgelerde ve dönemin raporlarında çekilen İzmir'den kaçan Rumlar, Yunan askerleri ve Ermeni çeteleri olarak belirtilmektedir. Şehrin terk edilmesi sırasında Hristiyan mahallelerinde başlatılan yangın, rüzgarın da etkisiyle hızla yayılarak kentin büyük bir kısmını kül etmiştir.Yangının çıkış sebebi ve sorumluları tarihçiler arasında uzun yıllar tartışma konusu olmuştur. Resmî Türk kaynakları ve dönemin yerli basını, yangının şehirden çekilen Yunan ve Ermeni unsurlar tarafından kasıtlı olarak başlatıldığını savunmuştur. Yangının özellikle Ermeni mahallesinden başlayarak hızla yayılması bu görüşle desteklenmiştir. Öte yandan bazı Avrupalı kaynaklar ve azınlık raporları, kaotik ortamda Türk askeri unsurlarının da yangının büyümesinde rolü olduğunu öne sürmüştür...

İngilizler 1915 Çanakkale Savaşı'nda ve 1916'da Kut’ül Amare Savaşı'nda Osmanlı Tokadı yiyince afalladılar...

Gertrude Bell, Thomas Edward Lawrence gibi İngiliz ajanları vasıtasıyla iletişim kurdukları Araplara altın, silah, mühimmat, cephane vererek Osmanlıya karşı Arap isyanını başlattılar...İsyan Mekke'de başladı...Hangi tarihte başlamıştı?


A-27 Mayıs 1916

B-1 Haziran 1916

C-10 Haziran 1916

D-29 Haziran 1916

 

4-Filan şahıs bir gün Millet Meclisi'nin Meclis'in önünden taksiye binmişti. Şoför aynadan bakıp “Siz filan şahısa ne kadar benziyorsunuz” deyince filan şahıs “O benim” diye yanıtlamış. Taksi Şoförü “Geçen gün aldığım kişi de size çok benziyordu” deyince filan şahısın yanıtı: “O da bendim!” olmuştu...

Bir lokantada yemek yerken azalan şarap kadehinin üzerine ek yapan garsona şöyle dedi: “Boşalmadan sakın doldurmayın...Kaç kadeh içtiğimi hesap edemiyorum!”


Bir sinema salonu çıkışında kendisini son günlerde göremediklerini söyleyen bir gazeteciye yanıtı şöyle oldu: “Göremezsiniz, sinemalar karanlık oluyor!”


Bir Mafya filmi izledikten sonra “Nasıl buldunuz?” diye soranlara şu cevabı verdi: “Güzeldi. Ama iyi ki bitti; yoksa daha çok adam ölecekti.”

Eşi mutfakta fare görüp çığlık atarak, “Çabuk koş, mutfakta fare var!” deyince yanıtı şöyle oldu: “Neden koşayım, ben kedi miyim?”

Bu siyasetçimiz kimdir?

A-Deniz Baykal

B-Bülent Ecevit

C-İsmail Cem

D-Ahmet Taner Kışlalı

E-Erdal İnönü


5-A House of Dynamite (2025) adlı filmde Chicago'ya yollanan hiçbir şekilde durdurulamayan, füzesavar sistemlerle önlenemeyen nükleer bomba yüklü balistik füzeyi kimin fırlattığının belirsizliği, füzeyi yollayanın tespit edilememesi konu edilmişti...


Donald Trump'ı Taşıyan Uçağın Füze Savar Sistemi Bulunmuyor!


Öte yandan Trump'ın Katar tarafından hediye edilen uçağının füzesavar sistemine sahip olmadığı ortaya çıktı...Donald Trump'ın Katar tarafından hediye edilen Boeing 747-8 model yeni başkanlık uçağının (Air Force One) eksik savunma sistemleri nedeniyle hangara çekilerek yaklaşık bir ay sürecek kapsamlı bir modernizasyondan, tadilattan geçeceği açıklandı.

2026 Gazete muhabiri: Sayın Başkan, bu uçakta füze savunma sistemleri yok. Neden bu uçakla uçuyorsunuz?

Donald Trump: Kem küm...Şey, çok fazla yeteneği var, biliyorsunuz, ama anladığım kadarıyla yaklaşık bir ay içinde, onu en üst seviyeye çıkarmak için gönderecekler.


Donald Trump'a Katar tarafından hediye edilen ve modernizasyon sonrası başkanlık uçağı olarak hizmete alınan Boeing 747-8  tipi Air Force One'ın, önceki uçaktaki füze savunma dahil bazı savunma önlemlerinden yoksun olduğu duyuruldu...

Donald Trump "İran'la ateşkesin bittiğini" duyurduğu Ankara'dan eski 747-2 ile ayrılmıştı. 30 yıldan fazla süredir Amerikan başkanlarının kullandığı bu uçak hava savunma sistemlerine sahip.

Tartışmalı şekilde hizmete alınan Katar'ın hediyesi yeni uçağın ise sivil altyapı üzerine inşa edildiğinden askeri yeteneklerden mahrum olduğu belirtiliyor.Trump eski uçakla İngiltere'ye kadar uçmuş, burada tekrar yeni uçağa geçmiş ve ABD'ye olan yolculuğunu böyle tamamlamıştı. İran'ın elindeki füze ve insansız hava araçlarının Ankara'ya ulaşabilecek kapasitede olduğu ancak İngiltere'nin bu silahların menzili dışında kaldığı değerlendiriliyor.


New York Times'ın ABD'li yetkililere dayandırdığı haberinde, Katar'ın hediye ettiği ve modernize edilen Boeing 747-8 tipi başkanlık uçağının, bir önceki Air Force One uçağından farklı olduğu belirtildi.Yetkililer uçağın, füze savunma yetenekleri dahil önceki modelde bulunan savunma yeteneklerine sahip olmadığını duyurdu...Bir zamanlar ABD ordusunda çalışan yetkililer, projenin hızı nedeniyle, geleneksel olarak tam donanımlı bir başkanlık uçağıyla ilişkilendirilen tüm güvenlik değişikliklerinin yapılması için yeterli zaman olmadığını ifade etti.Habere göre, Air Force One olarak hizmet veren eski uçaklarda, ısı güdümlü füzeleri etkisiz hale getirmek için tasarlanmış bir savunma sistemi bulunuyor. Eski Air Force One'da, uçağın kanadının altında ve kuyruğunda savunma sistemlerinin farklı parçaları görülebiliyor ancak güvenlik protokollerinden sorumlu başka bir ABD'li yetkili, bu parçaların yeni Katar uçağının fotoğraflarında görülemediğini ifade etti.Mevcut Air Force One filosunun temelleri, eski ABD Başkanı Ronald Reagan döneminde atıldı.İlk kez eski Başkan George H.W. Bush döneminde kullanılmaya başlanan "VC-25A" tipi Boeing 747-200B uçakları, bugüne kadar görev yapan tüm ABD başkanlarına hizmet verdi.Donald Trump'ın verdiği bilgilere göre, tamamen aynı olan 2 uçaktan oluşan mevcut Air Force One filosu, görev süresi boyunca 96 ülkeye yapılan 223 uluslararası seyahatte kullanıldı ve toplamda 6 milyon milden fazla uçuş yaptı.Yaklaşık 35 yıldır başkanları taşıyan uçaklar, yaşlarının ilerlemesi nedeniyle emekliye ayrılırken yerlerini kapsamlı şekilde yenilenen "Boeing 747" tipi yeni Air Force One'a bırakıyor.

 

New York Times gazetesi, Trump'ın Ankara'dan neden eski Air Force One ile ayrıldığına dair haberinin mahkemeye taşındığını duyurdu. Muhabirlerin evine mahkeme celbi gitti.Gazete, Trump'ın Ankara'dan Katar'ın hediye ettiği 747-8 model yeni Air Force One yerine "yaşlı" diye şikayet ettiği eski uçakla ayrılmasına dair haber nedeniyle mahkemeye verildiklerini duyurdu.Gazetenin avukatı David McCraw, haber nedeniyle muhabirlerin mahkeme çağrılmasının "Anayasa ve basın özgürlüğüne aykırı olduğunu" bildirdi.McCraw, "Gazetecilerimiz gerçekleri haberleştiriyor ve Amerikan halkının vergilerin nasıl kullanıldığını bilme hakkına hizmet ediyor" dedi.Gazete mahkeme celbi için "Trump'ın bağımsız haber kuruluşlarını tehdit etme ve sindirme çabalarının bir parçası" yorumunu yaptı.New York Times şu anda Trump yönetimiyle çeşitli davaların tarafı konumunda. ABD Başkanı geçen yıl gazeteye iftira davası açmıştı.NYT ise Pentagon muhabirlerine binaya erişim gibi bazı kısıtlamalar getirilmesi üzerine Savunma Bakanlığını dava etmiş durumda.


Katar'ın Trump'a hediye ettiği uçağın değeri?

A-155 milyon dolar

B-280 milyon dolar

C-502 milyon dolar

D-345 milyon dolar

E-400 milyon dolar


6-Gazze’nin kuzeyindeki Cebeliye kenti yakınlarında yer alan Avdet Hastanesi'nin normalde ameliyat takvim ve planlamalarını kaydettikleri beyaz panosuna 2023 yılının 20 Ekim günü Dr. Mahmut Ebu Nuceyle tarafından şu not düşülmüştü:

“Sonunda hayatta kalabilenler hikâyemizi anlatacaklar. Biz elimizden geleni yaptık. Bizi hatırlayın.”


2024 yılının son günlerinde İsrail güçlerince tutuklanan Gazze’deki Kemal Advan Hastanesi’nin Başhekimi Dr. Hüssam Ebu Safiyye, zindanda her saniye ölüme yaklaşırken uluslararası toplumun yaşanan zulüm karşısındaki sessizliği, suskunluğu sürüyor...


Dr. Hüsam Ebu Safiyye (Hussam Abu Safiya), Gazze Şeridi'ndeki çatışmalar sırasında sağlık sisteminin çöküşüne karşı yürüttüğü mücadeleyle sembolleşen Filistinli bir çocuk sağlığı ve hastalıkları (pediatri) ile yenidoğan uzmanıdır.

Gazze'nin kuzeyindeki Beyt Lahya'da bulunan ve bölgenin son işlevsel sağlık tesislerinden biri olan Kemal Advan Hastanesi'nin müdürü olarak görev yapmıştır.

Eğitimi: Tıp eğitimini Gazze'de tamamladıktan sonra pediatri ve neonatoloji alanlarında uzmanlaştı.


Görevi: İkinci İntifada'dan itibaren Kemal Advan Hastanesi'nde çalışmaya başladı ve Şubat 2024'te hastanenin müdürlüğünü üstlendi.


Ekim 2024'te İsrail ordusunun hastaneyi boşaltma emirlerine, hastalarını ve kuvözdeki bebekleri kaderine terk etmemek adına uymayı reddetti. Bu süreçte hastaneye düzenlenen drone saldırısında yirmili yaşlardaki oğlu İbrahim Ebu Safiyye hayatını kaybettİ...

Gözaltı Tarihi: 27 Aralık 2024 tarihinde İsrail güçlerinin Kemal Advan Hastanesi'ne düzenlediği büyük baskında, diğer sağlık personeliyle birlikte alıkonuldu.


Hukuki Durum: İsrail makamları onu somut bir kanıt sunmaksızın "Hamas üyesi olma şüphesiyle" suçladı. "Yasa Dışı Muharipler Yasası" kapsamında, resmi bir suçlama yöneltilmeden ve yargılanmadan aylardır hücre hapsinde tutulmaktadır.


Sağlık Durumu: İsrail hapishanelerinde ağır darp, açlık, susuzluk ve sistematik işkenceye maruz kaldığı bildirilmiştir. Avukatının Temmuz 2026'daki son ziyaretlerinde; aşırı kilo kaybı yaşadığı, kaburgalarının kırıldığı, nefes almakta ve konuşmakta zorlandığı, hayati tehlikesinin bulunduğu aktarılmıştır. Avukatına ilettiği "Beni buraya öldürmek için getirdiler. Hayatta kalabileceğimi sanmıyorum" mesajı uluslararası kamuoyunda yankı uyandırmıştır.

Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF), Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International), Birleşmiş Milletler insan hakları organları ve Türk Tabipleri Birliği (TTB) gibi kuruluşlar, Dr. Hüsam Ebu Safiyye'nin derhal ve koşulsuz olarak serbest bırakılması, işkencenin durdurulması ve acil tıbbi tedaviye erişiminin sağlanması için çağrılar yapmaktadır. Dünyanın pek çok kentinde sağlık çalışanları onun için destek yürüyüşleri düzenlemektedir.

Hüssam Ebu Safiyye hangi yıl dünyaya gelmişti?

A-1973

B-1970

C-1975

D-1976

E-1977


7- Gazeteci Can Dündar'a "Anka Kuşu" adlı kitabında bir siyasetçimiz  şöyle demişti: "Mayıs 1993'te Refah Partisi'nin desteğiyle Cumhurbaşkanı seçilmek istemedim...Bu hoşuma gitmedi...Onu göze alamadım...Doğru bir şey yapmış olmam, diye karar verdim kendi kendime...Yani kısa sürdü cumhurbaşkanlığını düşünmem..." Hangi siyasetçimiz?


A-Deniz Baykal

B-Altan Öymen

C-Bülent Ecevit

D-İsmail Cem

E-Erdal İnönü

 

Cevap Anahtarı:

1-C

2-C

3-C

4-E

5-E

6-A

7-E

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız