Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
28°

Süleyman Demirel, Kenter'ler, Sabancı'lar, Latife Hanım, Erol Simavi

YAYINLAMA:
Süleyman Demirel, Kenter'ler, Sabancı'lar, Latife Hanım, Erol Simavi

HASAN PULUR, ATATÜRK'ÜN EŞİ LATİFE HANIM, SÜLEYMAN DEMİREL VE HÜRRİYET GAZETESİ SAHİBİ EROL SİMAVİ KENT OYUNCULARI TİYATROSU'NUN HAYATTA KALABİLMESİ İÇİN İŞBİRLİĞİ YAPMIŞLARDI 

Atatürk'ün eşi Latife Hanım'ın (1898-1975) son ikametgahı, en üst katında oturduğu İstanbul Harbiye'deki apartman efsanevi Kenter-Kent Oyuncuları Tiyatrosu'na birkaç bina kadar yakındı...

Tanınmamak ve meraklılarca rahatsız edilmemek için “Fatma Sadık” pasaportunu kullanan Latife Hanım, tiyatro ve konserleri hiç kaçırmaz, Kenterler'in (Kent Oyuncuları) tiyatrosundan sezonluk koltuk satın alırdı...

Mustafa Kemal Atatürk'ün eski eşi Latife Hanım'ın 12 Temmuz 1975 tarihinde hayatını kaybettiği yer, İstanbul Harbiye'de Halaskargazi Caddesi'nde bulunan Safir Apartmanı'dır.

Latife Hanım uzun yıllar Beyoğlu Ayaspaşa'daki aile köşkünde yaşadıktan sonra, 1965 yılında Harbiye'deki Safir Apartmanı'nın en üst (7.) katına taşınmıştır. Bu apartmanı seçmesinin en büyük nedeni, penceresinden Harbiye Askeri Müzesi (Orduevi) bahçesinde yer alan ve Atatürk'e çok benzediğini düşündüğü Atatürk heykelini doğrudan görebilmesidir.

Latife Hanım'ın kızlık soyadı Uşakîzâde'dir. Soyadı kanunundan sonra ailesi Uşaklı veya Uşşakî soyadını kullanırken, kendisi Latife Uşşakî olarak da anılmıştır... 

Mustafa Kemal Atatürk'ün eşi Latife Hanım'ın 1873 doğumlu babası Uşakizade Muammer Bey 1951'de, annesi Adviye Uşaklıgil (Uşşaki) ise 1967 yılında vefat etmiştir. 

Latife Hanım, uzun yıllar tek başına Ayaspaşa’daki muhteşem manzaralı (o dönem önünde bina olmayan), büyük köşkte yaşamıştı. Ancak apartmanların yapılma döneminde kendisine çok büyük gelen, ısıtmakta da zorlanılan bu köşkten taşınmaya karar vermişti. Ve Harbiye’deki Safir Apartmanı’nın en üst katında bir apartman dairesi satın alıp bu daireye taşınmıştı...

1993 yılındaki Arkitekt dergisinin Ayaspaşa sayısında kapsamlı bilgi var: 

“Ayaspaşa Çevre Güzelleştirme Derneği Başkanı Avukat Gürsel Özdoğan’dan aldığımız bilgiye göre birinci derece tarihi eser olmasına rağmen sadece tavanları korunmak ve yerine aslının eşi yapılmak üzere 1989’da köşk yıkılmıştı. Köşkün çok özel bahçesindeki asırlık iki büyük manolya ve iki çam ağacı yeni mülk sahibi tarafından önce kısmen çürütülüp sonra kesilmiş, kameriye parçalanmış ve çakıl taşlı bahçe bir süre için ruhsatsız otopark olarak kullanılmıştı…” 

KENT OYUNCULARI TİYATROSU 

"Bizim gibi büyük kuruluşların iki görevi vardır. Birincisi, kendi iştigal konuları ile ilgili görevleri, ikincisi ise, topluma karşı olan görevleridir. Biz, kültür ve sanatı seçtik. O yüzden biz, kültür ve sanat bankasıyız."  Kâzım Taşkent...

Yapı Kredi Bankası, Bakanlar Kurulu kararıyla resmi kuruluşunu 6 Temmuz 1944 tarihinde gerçekleştirmiştir. Türkiye'nin perakende bankacılık odaklı ilk ulusal çaplı özel bankası olarak faaliyetlerine ise 9 Eylül 1944 tarihinde Bahçekapı şubesinin açılışıyla başlamıştır.

Kent Oyuncuları Tiyatrosu, İkinci Dünya Savaşı'nı Almanların ve Japonların kaybedeceği ortaya çıktığında (1944'te) Yapı Kredi Bankası'nı kuran Kazım Taşkent'ten 350 bin lira borç alarak inşa edilmeye başlanmıştı...

Tiyatronun açılışı, 11 Kasım 1968 tarihinde, Shakespeare’in ‘Hamlet’ oyunuyla yapıldı. İngiliz yönetmen Denis Carey’in sahnelediği oyunun halka ilk sunuluşu yaklaşılırken bile inşaat devam etmekteydi: 

Denis Carey’in binadaki inşaat faaliyetinin ne zaman biteceği konusundaki merakı gün geçtikçe artmaktaydı...

Yıldız Kenter şöyle anlatıyor: ‘Carey'in sabırsızlığını anlayabiliyorduk, ancak biz de çok zor durumdaydık. Her gün, Carey'e bugün bitecek, yarın bitecek diye yalanlar uyduruyorduk. Fakat bir gün "tiyatroyu görmek istiyorum" diye tutturdu. Vazgeçiremedim. Salondan içeri girer girmez elini başına vurarak, "Aman Tanrım! Şimdi ne yapacağız biz?" dedi.

Ancak bina yirmi gün sonra mucizevi bir biçimde hazır duruma getirildi... 

İnşaatın tamamlanıp Kenter'lerin kendi tiyatro binalarına kavuşmalarının ardından, tiyatro inşası için yapılan borcun ve diğer masrafların ödenmesi uzun yıllar boyunca devam etti...Bu süreç, neredeyse her akşam ve belli matine günlerinde hiç durmaksızın çıkılan gösterileri ve de yoğun turne programlarını beraberinde getirmişti. 

19 Eylül 1969 tarihli Milliyet Gazetesi haberine göre Kenterlerin, o gün itibariyle iki milyon beş yüz bin lira borçları bulunmaktadır...

Tiyatronun açılışından bir yıl sonraki bir tarihte çıkan bir gazete haberinde, oynadıkları üç farklı oyunla, seyircinin karşısına haftada on iki kere çıkan Kenter Kardeşlerin, dinlenecek zaman bulamadıkları belirtildikten sonra, Yıldız Kenter’in şu sözlerine yer verilmiştir:

 “Borç ödeme yüzünden altı aydan beri tiyatronun kasasından bir kuruş alamadım. Çok şükür işlerimiz iyi gidiyor, ancak bu borç da belimizi kırmıyor dersem yalan olur...”

Yıllar boyu sürecek ödemeler sonunda borç tamamlansa bile, binanın genel giderleri, zamanla ortaya çıkan tadilat ihtiyaçları ve yıllar içerisinde artarak yaşanan seyirci azlığı, birçok özel tiyatro gibi, Kenterleri de fazlasıyla etkilemiştir.

EROL SİMAVİ 

Tiyatro'nun yaşaması ve ayakta kalabilmesi için yeni kaynak temini için bir fikir bulundu: mademki özünde seyirci için yapılıyor bu iş, o zaman gene destek için seyirciye başvurulacaktır. 

Öneri S. Talat Halman’dan (1931-2014) gelir: 

“O yıllarda Amerika’da yaygın bir sistem vardı... Tiyatrolarda koltuk satmak. Hatta kiliselerde bile yapıyorlardı bağış anlamında…Türkiye’de o güne kadar böyle bir şey yapılmamıştı. Koltuk satma fikri bir cankurtaran oldu onlar için” 

2 Kasım 1967'de Abdi İpekçi'nin (1929-1979) yönettiği Milliyet Gazetesi'ndeki yazısında Hasan Pulur da (1932-2015) "Koltuk Satışı" için tiyatroseverleri Kent Oyuncuları'na destek olmaya davet etti...

Konu ile ilgili, Kent Oyuncuları Aylık Tiyatro Dergisi’nden, Yıldız Kenter imzalı, ilan niteliğinde bir yazı paylaşılır. Kent Oyuncularından Türk Sanatseverlerine başlıklı yazıda, yedi yıllık yoğun bir çaba ile ancak arsasının alınıp, birinci kat betonu dökülebilen tiyatro binası için, yardıma ihtiyaç duyulduğunun belirtilmesinden sonra, koltuk satışı kampanyası düzenleneceği duyurusu yapılmış, ardından da bu kampanyanın ayrıntılarından bahsedilmiştir. 

3000 lira karşılığı koltuk alanların isimleri o koltukların arkasına yazılacak ve onlar da açılış oyunlarının şeref konuğu olacaklardır. Türkiye’de böyle bir şey ilk defa denendiği için, insanları bu satış için ikna etmek kolay olmayacaktır.

İlk koltuk satışı Hürriyet gazetesi sahibi Erol Simavi’ye (1930-2015) yapılmıştı...Erol Bey’in bir seferde on koltuk satın almasıyla ve onun isminin etkisiyle, diğer satışlar peşi sıra gelmiştir...

Buna benzer bir yardım kampanyasına 1972 yılında da rastlanır. Erol Simavi’nin, tiyatronun açılış gecesinde 50 bin liralık destek verdiği bu kampanyada, katılımcılara düşen pay 1 lira gibi düşük bir miktardır.

İpotek karşılığı Küçük Sahne’nin kuruluşuna da destek veren Kazım Taşkent’in bulunduğu Yapı Kredi Bankası’nın yan kuruluşu olan Doğan Sigorta’dan da Kent Oyuncuları da borç para almıştı...

EROL VE SAKIP SABANCI

Sonrasında, el değiştiren bu şirket, ödemelerdeki aksamalar yüzünden Kenter Tiyatrosu’nu icra yoluyla satmaya karar verir...O günlerde yaşanılan sıkıntıları ve onca emekle inşa edilen Kenter Tiyatrosu’nun elden çıkmaktan nasıl son anda kurtarıldığı yıllar sonra çıkan bir gazete haberinde şöyle özetlenmiştir: 

"Geçen cumartesi seansında, ‘Hep Aşk Vardı’ oyununu izleyen Sabancı, Kenter’in kendisi hakkında sahneden yaptığı eleştiriyi tebessümle izledi. 

1974 yılında 365 günde 500’den fazla oyun sergilemelerine rağmen borçlarını kapatamayan Kenter Tiyatrosu o dönemde Akbank’ın sahip olduğu Doğan Sigorta tarafından icraya verilir. 350 bin lira borç için 511 bin ödemesine rağmen faizler nedeniyle 300 bin lira borcu kalan Yıldız Kenter, Doğan Sigorta’nın koydurduğu haczi kaldırmak için Sakıp Sabancı’ya gider...Ancak ona ulaşamaz...Akbank’ın yöneticisi Erol Sabancı da çok meşgul olduğu için Yıldız Kenter'le görüşmeyi reddeder ve icrayı kaldırmaya da yanaşmaz."

SÜLEYMAN DEMİREL 

Eşi Şükran Güngör ile son çare olarak Başbakan Süleyman Demirel’e giden Demirel'in Sabancı'lara bir telefon etmesiyle Yıldız Kenter icrayı kaldırtmayı başarır… 

Yıldız Kenter maddi zorluklar yaşayan ve kapanma tehlikesiyle karşı karşıya kalan tiyatrosunu kurtarmak için son çare olarak dönemin Başbakanı Süleyman Demirel’den randevu talep etmişti...

Demirel'in cevabı:

‘‘Yıldız Kenter'in randevuya ihtiyacı yoktur. İstediği zaman bana gelebilir.’’

Ankara'ya gidip Demirel'le görüşür Yıldız Kenter ve eşi Şükran Güngör...

Demirel: ‘‘Gidin otelde istirahat edin, dinlenin, sonucu size bildireceğim.’’ 

Otelde sıkıntı içinde beklerlerken, müjde telefonu gelir:

Demirel: ‘Haciz kaldırıldı, tiyatrolarına gitsinler ve sanatlarını sürdürsünler.’’

Yıldız Kenter 12 Eylül 1980 sonrasında Süleyman Demirel'in bir söyleşisini gazetede okur...

Demirel "Ben hayatım boyunca hiç aşk mektubu almadım" demektedir...

(Adolf Hitler'e kadınlardan ve kızlardan günde birkaç bin aşk mektubu ve şiir gelirdi)

Yıldız Kenter bunu okuyunca oturup Demirel'e mektup yazdı: 

"Siz hiç aşk mektubu almadınız ancak benim büyük bir aşkla bağlı olduğum tiyatromun hayatta kalmasını sağladığınız için o günden bugüne tiyatro aşkımın içinde daima siz de varsınız. Bir kere daha size çok teşekkür ederim. Size minnettarım...Şükran borçluyum..."

Kent Oyuncuları (Kenterler) Haldun Dormen'in (1928-2026) Tiyatrosu'yla birlikte İstanbul'un en önemli özel sektör tiyatro topluluklarından biriydi...

Tiyatro sanatçısı Yıldız Kenter (1928-2019) ve Müşfik Kenter (1932-2012) kardeşler ile Şükran Güngör (1926-2002) ve Kamuran Yüce(1926-1986) tarafından kuruldu. Hem uluslararası yeni fenomen eserleri, hem tiyatro tarihinin belli başlı klasik yapıtlarını, hem de yerli yazarların telif eserlerini sahneleyen yenilikçi sanat tiyatrocularının öncüsü oldu...

Üstelik Yıldız Kenter Halit Refiğ'in "HANIM" adlı filminde, Müşfik Kenter ise Metin Erksan'ın "SEVMEK ZAMANI" adlı filminde OSCAR ödülüne layık performanslar sergiledi... 

Topluluk, koltuk satma kampanyası ile destek toplayarak Şişli'de, Halâskârgazi Caddesi No:35'te yer alan tiyatro binasını inşa etti. Bina, Yıldız Kenter'in 2019 yılında hayatını kaybetmesinden bir süre sonra, Ekim 2020'de İstanbul Şehir Tiyatroları bünyesine katıldı...

Gelinen son noktada ise Yıldız Kenter’in vefatının ardından İstanbul Büyükşehir Belediyesi 15 Ekim 2020’de alınan kararla binayı kendi bünyesine katmıştır Salon artık İstanbul Şehir Tiyatroları’nın bir parçasıdır.

ONE FLEW OVER THE CUCKOO'S NEST-GUGUK KUŞU

Ken Kesey'in yazdığı ve 1962'de yayınlanan romandan uyarlanan "One Flew Over the Cuckoo's Nest-Kafesten Bir Kuş Uçtu"'yu Kent Oyuncuları 1976-1977 sezonunda seyircilerine sundu...

Müşfik Kenter daha önce Kirk Douglas ve Jack Nicholson'ın da canlandırdığı bir akıl hastahanesine kapatılan Randle Patrick McMurphy rolündeydi, hemşire Mildred rolündeyse "Hababam Sınıfı" filmleriyle tanınan Filiz Bozkurt Kutlar (1949) vardı... 

ABD Başkanı Kennedy'nin de hayran olduğu oyuncu Kirk Douglas 1963'te New York Broadway'de "One Flew Over the Cuckoo's Nest"te (aynı oyunun sinema uyarlaması Jack Nicholson'a Oscar kazandırdı) adlı oyunla büyük ses getirdi...

Kirk Douglas'ın 1955 yazında Natalie Wood'a tecavüz ettiği de iddia edilmişti...11 Oscar ödüllü "West Side Story"nin (1961) yıldızı Natalie Wood'un (1938-1981) kızkardeşi Lana (1946) yazdığı anı kitabında (Little Sister) ablasının "The Searchers" filminde rol aldığı dönemde  Chateau Marmont Oteli'nde Kirk Douglas'ın cinsel saldırısına uğradığını açıkladı...Natalie Wood'u annesi Maria Zakharenko (1912-1998) Kirk Douglas'a getirmişti...Maria Zakharenko Douglas'tan kızının en büyük Hollywood yıldızı olabilmesi için yardım istemişti...

Natalie Wood'un gerçek adı Natalia Nikolaevna Zakharenko...Annesi Maria Zakharenko (kızlık soyadı Zudilova), 1912 yılında Rusya'nın güneybatısındaki Sibirya bölgesi sınırları içinde yer alan Barnaul şehrinde doğdu...

Kirk Douglas'ın (1916-2020) ebeveynleri şu anda Belarus sınırları içerisindeki Gomel kentinden göçen Rus Yahudileriydi. Babasının kardeşi önceden ABD'ne göç etmişti ve kendisine Demsky soyadını almıştı, Douglas'ın ailesi de aynı soyadını benimsedi. Douglas bir süre Izzy Demsky olarak bilindi. 

Douglas romanın ("One Flew Over the Cuckoo's Nest”) tiyatro ve sinema filmi uyarlaması telif haklarını satın almıştı...Bu hakları 1970'lerde oğlu Michael'a (1944) devretti...Michael Douglas "One Flew Over the Cuckoo's Nest"le yılın en iyi film yapımcısı dalında Oscar kazandı...

53,161,597 kişi "One Flew Over the Cuckoo's Nest" filmi için 1975'te Kuzey Amerika sinemalarında bilet satın aldı...Kirk Douglas & Michael Douglas'ın altın madeniydi, “One Flew Over the Cuckoo's Nest"...Beş tane de Oscar ödülü bu filme verildi...

Filmi Özen Film Şirketi- Mehmet Soyarslan ithal etti ve 20 Nisan 1981'de Türkiye sinemalarına altı yıl gecikmeyle ulaşabildi...

Kirk Douglas ressam Van Gogh, Roma İmparatorluğu'na karşı isyan başlatan köle Spartacus, General Patton rolleriyle çeşitli filmlerde seyirci karşısına çıktı (Lust for Life; Spartacus; Paris brûle-t-il?) ...

Dean O'Gorman Kirk Douglas'ı "Trumbo" adlı filmde canlandırdı...

*OSCAR ödülleri tarihinde beş temel OSCAR’ı (yılın en iyi filmi, yönetmeni, senaryo yazarı, erkek ve kadın oyuncusu) birden kazanan üç film hangisi?

*İki OSCAR ve üç Altın Küre ödüllü yönetmen Milos Forman anavatanı Çekoslavakya’nın 1938’de Fransa ile İngiltere tarafından Nazi Almanyası’na peşkeş çekilmesini ve Adolf Hitler’e 1939’dan itibaren üç kıtayı işgal etme cesaretini veren tavizleri konu alan  ”Le Fantôme de Munich-The Ghost of Munich” adlı film projesi için gereken parayı bir araya getiremedi...

*Milos Forman’ın (1932-2018) “One Flew Over the Cuckoo's Nest-Guguk Kuşu”, “Ragtime” ve “Amadeus” adlı filmleri 28 dalda OSCAR’a aday gösterilmiş ve 13 OSCAR ödülü kazanmıştı.

Mesleğe yeni adım atan genç yönetmen ve senaryo yazarlarının görüp görebileceği en görkemli, en baştan çıkarıcı, en inanılmaz gelecek (kariyer) hayalleri Çek asıllı Milos Forman’ın geçmişinde fazlasıyla var.

Anne babası Polonya’daki Auschwitz Toplama ve Soykırım Kampı’nda hayatını kaybeden Milos Forman, kitaplardan ve sahnelerden yaptığı başarılı uyarlamalarla büyük bir saygınlığa ulaştı.Anavatanı Çekoslavakya’dan Hollywood’a transfer oldu ve üç evlilikten dört çocuğu dünyaya geldi; 1972 ile 1985 Cannes festivallerinde seçici kurul üyeliği yaptı.

Milos Forman, o dönemin orta Avrupa’sının en gelişmiş ve sanayileşmiş ülkelerinden biri olan Çekoslavakya’nın 1938’de Fransa ile İngiltere tarafından Nazi Almanyası’na peşkeş çekilmesini ve Adolf Hitler’e 1939’dan itibaren üç kıtayı işgal etme cesaretini veren tavizleri konu alan ”Le Fantôme de Munich-The Ghost of Munich” adlı projesi için gereken parayı bir araya getiremedi. 

”Le Fantôme de Munich-The Ghost of Munich” 2007’de yayınlanan bir romana dayanıyor.

Milos Forman’ın ödülleri:

“One Flew Over the Cuckoo's Nest-Guguk Kuşu” ile “Amadeus” filmleriyle iki kez yılın en iyi yönetmeni dalında OSCAR kazanan ve yönetmen dalında “The People vs. Larry Flynt-Larry Flynt Skandalın İsmi”yle de OSCAR adayı gösterilen Milos Forman, “One Flew Over the Cuckoo's Nest-Guguk Kuşu”, “Amadeus” ve “The People vs. Larry Flynt-Larry Flynt Skandalın İsmi”yle üç kez yılın en iyi yönetmeni dalında Altın Küre ödülü elde etmiş.

“One Flew Over the Cuckoo's Nest-Guguk Kuşu” O’na BAFTA’nın (İngiliz Film Akademisi) yılın en iyi yönetmeni ödülünü kazandırmış.

”The People vs. Larry Flynt-Larry Flynt Skandalın İsmi”yle Berlin Festivali’nde büyük ödül Altın Ayı’ya, ”Man on the Moon-Ay’daki Adam”la yine Berlin Festivali’nde yılın en iyi yönetmeni ödülüne sahip olmuş.

Milos Forman’ın başlıca filmleri:

*“The Loves of a Blonde- Lásky jedné plavovlásky-Bir Sarışının Aşkları” (1965) yabancı film dalında OSCAR ve Altın Küre adaylığı elde etti; Venedik Film Festivali’nde büyük ödül Altın Aslan adaylığına ulaştı.

*“The Firemen's Ball- The Firemen's Ball and Lottery- Like a House on Fire-Horí, má panenko-Koşun İtfaiyeciler” (1967) yabancı film dalında OSCAR adaylığı elde etti.

*” Taking Off” (1971) adlı filmi Cannes Film Festivali büyük ödülü Altın Palmiye için yarıştı ve burada seçici kurul büyük ödülünü kazandı…BAFTA (İngiliz Film Akademisi) ödüllerineyse yılın en iyi filmi, yönetmeni, senaryo yazarı, kurgusu, kadın ve yardımcı kadın oyuncusu dallarında aday gösterildi.

*“One Flew Over the Cuckoo's Nest-Guguk Kuşu” (1975) 9 dalda OSCAR adaylığı elde etti ve beş dalda kazandı…Bütçesi: 4 milyon 400 bin dolar…Sadece Kuzey Amerika (ABD-Kanada) sinema hasılatı: 112 milyon dolar…1960’larda Kirk Douglas’ın tiyatro sahnesinde canlandırdığı rol filmde Jack Nicholson’a beşinci OSCAR adaylığında ilk OSCAR ödülünü getirdi…

*”Hair” (1979) ilk gösterimini Cannes Festivali’nde yaptı ve OSCAR adaylığı elde edemedi…Bütçesi 11 milyon dolardı; Kuzey Amerika (ABD-Kanada) sinema hasılatı 15 milyon doları buldu.

“Hair”in 1980 yılı nüfusu 10 milyon 709 bin kişi olan Macaristan’da 1 milyon 366 bin kişiyi, yine 1980 yılı nüfusu 8 milyon 317 bin kişi olan İsveç’te 714 bin kişiyi sinema salonlarına çekmesi büyük bir başarıydı.

*”Ragtime” (1981) sekiz dalda OSCAR ve yedi dalda Altın Küre adaylığı elde etti; Kuzey Amerika (ABD-Kanada) sinema hasılatı 17 milyon dolara ulaştı.

*”Amadeus” (1984) On bir dalda OSCAR adayı gösterildi ve sekiz dalda kazandı…Bütçesi: 18 milyon dolar…Sadece Kuzey Amerika (ABD-Kanada) sinema hasılatı: 51 milyon 973 bin dolar.

Aleksandr Puşkin’in (1799-1837) oyunu “Mozart ve Salieri”den (1830) ve Nicolai Rimsky- Korsakov’un (1844-1908) 1897’de bestelenen ve 1898’de sahneye konan operası “Mozart ve Salieri”sinden sonra Peter Shaffer da (1926 doğumlu) besteciler Mozart (1756-1791) ve Salieri (1750-1825) hakkındaki dedikodulara ve anekdotlara “Amadeus” adlı oyunuyla (1979) ilgi duyunca ortaya bu film çıkmıştı.

*”Valmont” (1989) Tek dalda OSCAR adaylığı kazandı…

“Valmont” ve Üç OSCAR ödülü kazanan “Dangerous Liaisons-Tehlikeli İlişkiler” (1988; yönetmen: Stephen Frears) aynı romanın uyarlamasıydı…”Valmont” 33 milyon dolara maloldu ve Kuzey Amerika (ABD-Kanada) sinema hasılatı 1 milyon dolarda kaldı…Oysa 14 milyon dolara malolan “Dangerous Liaisons-Tehlikeli İlişkiler”in Kuzey Amerika (ABD-Kanada) sinema hasılatı 34 milyon 700 bin dolara ulaşmıştı.

*”The People vs. Larry Flynt-Larry Flynt Skandalın İsmi” (1996) İki dalda OSCAR ödülüne adaylık elde etti…Bütçesi 36 milyon dolara ulaşırken Kuzey Amerika (ABD-Kanada) sinema hasılatı: 20 milyon dolarda kaldı…Fransa’da 444 bin kişiyi sinema salonlarına getirdi.

*”Man on the Moon-Ay’daki Adam” (1999) Bütçesi 52 milyon doları, dünya hasılatı 47 milyon doları buldu.

*”Goya’s Ghosts-Goya’nın Hayaletleri” (2006) Bütçesi 50 milyon dolara ulaşırken, 1 milyon doları Kuzey Amerika sinemalarında olmak üzere toplam dünya hasılatı dokuzbuçuk milyon dolarda kaldı.

Notlar: “Guguk Kuşu” OSCAR ödülleri tarihinde beş temel OSCAR’ı (yılın en iyi filmi, yönetmeni, senaryo yazarı, erkek ve kadın oyuncusu) birden kazanan üç filmden biridir…Diğerleri: “It Happened One Night-Bir Gecede Oldu” (1934) ve “The Silence of the Lambs-Kuzuların Sessizliği” (1991)…

Beş temel OSCAR’dan (yılın en iyi filmi, yönetmeni,senaryo yazarı, erkek ve kadın oyuncusu) dördüne ulaşan filmlerse şunlardır: “Gone with the Wind-Rüzgar Gibi Geçti” (1939) , “Mrs. Miniver-Bayan Miniver” (1942) , “Annie Hall” (1977) ve “American Beauty-Amerikan Güzeli” (1999)

Milos Forman’ın en çok beğendiği filmler:

*City Lights- City Lights: A Comedy Romance in Pantomime-Şehir Işıkları (1931) Charles Chaplin (1889-1977)

*Citizen Kane-Yurttaş Kane (1941) Orson Welles (1915-85)

* Les enfants du paradis- Children of Paradise (1945) Marcel Carné (1906-96)

* Miracolo a Milano- Miracle in Milan-Milano/ Milan Mucizesi (1951) Vittorio De Sica (1901-1974)

*Giant-Devlerin Aşkı (1956) George Stevens (1904-75)

*The Godfather-Baba (1972) Francis Ford Coppola (1939)

*Amarcord-I Remember-Hatırlıyorum (1973) Federico Fellini (1920-93)

*American Graffiti (1973) George Lucas (1944)

*The Deer Hunter-Avcı (1978) Michael Cimino (1939)

*Raging Bull-Kızgın Boğa (1980) Martin Scorsese (1942)

Not: Talat Halman 12 Mart 1971 askeri darbesinden hemen sonra Türkiye’ye davet edildi...Halman, Askeri Cunta'nın Başbakan tayin ettiği Nihat Erim hükümetinde oluşturulan Kültür Bakanlığı’nda ilk Kültür Bakanı olarak görev alma teklifini kabul etti. Beş ay süren bakanlığı döneminde Galata Mevlevîhânesi’nin sema gösterileri için yeniden açılması kararına imza attı. Ekim 1971'de Türkiye’yi ziyaret eden İngiltere Kraliçesi Elizabeth kendisini, “Sir” unvanı kullanmasını sağlayan Büyük Haç Şövalyelik Nişanı ile onurlandırdı. Halman, Aralık ayında besteci Itrî'nin 259. ölüm yılı nedeniyle düzenlenen bir Klasik Türk müziği konseri için Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Konser Salonu'nun tahsis edilmesini onayladı. Bu karar, Atatürk devrimlerine aykırı olduğu düşüncesi ile tepki topladı.Dönemin ünlü virtüözü Suna Kan'ın da tartışmalara dahil olmasından sonra görevinden istifa etti. 11 Aralık 1971'de Birinci Erim Hükûmetinin sona ermesinin ardından kurulan 2. Nihat Erim Hükümetinde Kültür Bakanlığı kaldırılmış ve Halman, ABD'ye dönerek Princeton Üniversitesinde akademik hayatına devam etmiştir.

YARARLANILAN KİTAPLAR: 

1-Kazım Taşkent'in Yazdığı Kitap: Yaşadığım Günler...

2-Sadi Abaç tarafından yazılan "Kâzım Taşkent ve Yapı Kredi Bankası"

3-"Kâzım Taşkent, Yapı Kredi ve Kültür Sanat"

Yazarı: Hasan Ersel

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız