Büyük Önderi Anarken…
Bugün 10 Kasım, Büyük Önder Atatürk’ün “naçiz bedenini” toprağa verdiğimiz, ama kalplerimizde sonsuza dek yaşatacağımıza da söz verdiğimiz gün. O belki de dünyanın tek “ölümsüz lideri”. Çünkü yediden yetmişe bir ulus; onu her daim minnetle, sevgiyle, gururla anıyor ve kalplerinde yaşatıyor. Varlığımızı, özgürlüğümüzü, büyük bir ulus olduğumuz gerçeğini yeniden hatırlamamızı, onun zaferlerine ve devrimlerine borçluyuz.
Üstelik onun dehasını, vatanseverliğini, büyük bir komutan ve eşsiz bir devlet adamı olduğunu bütün dünya takdir ediyor. Bakın Atatürk’ümüzü kaybettiğimiz 1938 yılında dönemin İngiltere Başbakanı Winston Churchill, ne demiş:
“Savaşta Türkiye’yi kurtaran, savaştan sonra da Türk Ulusu’nu yeniden dirilten Atatürk’ün ölümü, yalnız yurdu için değil, Avrupa için de en büyük kayıptır. Her sınıf halkın O’nun ardından döktükleri içten gözyaşları, bu büyük kahramana ve modern Türkiye’nin Ata’sına layık bir tezahürden başka bir şey değildir.”
Alman Profesör Walter L. WRİTH Jr. ise onu tanımlarken;
“O, kişisel kazanç ve ün peşinde koşan basit bir diktatör değil, gelecek kuşaklar için sağlam temeller atmaya uğraşan bir kahramandı.” diyor.
Yine 1938 yılında Vu Gazetesi’nden Georges BENNES, Atatürk’le ilgili bir anısını anlatıyor, O’nun karakterini farklı bir cephesini vurgularken:
“Kemal Atatürk’ün karakterinin bir cephesini göstermek itibariyle bir noktayı hatırlatmak isterim. Bize savaşlarından birini anlatıyordu. Birdenbire durdu: Görüyorsunuz ya, dedi; birçok zaferler kazandım. Fakat bunların en büyüğünden sonra bile her akşam, savaş alanlarında ölen bütün askerleri düşünerek içimde derin bir keder duyuyorum.
Cesaret ve zekasından başka, yüreği bu kadar yüce olan böyle bir Şef’in, yurdu için mucizeler yaratmış olmasına şaşılabilir mi? “
Işıklar içinde yat Büyük Önder, açtığın yolda, gösterdiğin hedeflere yürüyüşümüzden hiç vazgeçmeyeceğiz.