Emekli olduktan sonra boş zamanlarını değerlendirmek amacıyla hobi arayışına giren Güner Ersöz, geri dönüşüm malzemelerini kullanarak tarihi eserlerin maketlerini yapmaya başladı. Hiçbir masraf yapmadan, tamamen evdeki ve çevredeki atıkları sanat eserine dönüştüren Ersöz, büyük bir titizlikle hazırladığı bu eserleri ticari bir kaygı gütmeden sevdiklerine armağan ediyor. Isparta ve Safranbolu’nun geleneksel cumbalı evlerini aslına uygun şekilde minyatür hale getiren Ersöz’ün şimdiki hedefi ise dünya miras listesindeki eserleri koleksiyonuna eklemek.

"Acaba Ben Bunu Yapabilir miyim?" Diyerek Başladı
Emeklilik sonrası hayatındaki boşluğu üretimle doldurduğunu belirten Güner Ersöz, “Amacım geri dönüşüm ve atık malzemelerden, hiçbir masraf yapmadan bir şeyler üretmek. Aynı zamanda eski eserlerimize, eski evlerimize ve Osmanlı eserlerimize sahip çıkmak istiyorum. Ben 62 yaşındayım. Emekli olduktan sonra kendimi bir boşlukta hissettim. Bu yüzden kendime bir meşgale bulmak istedim. Televizyonda yapılan bir çalışmayı gördüm. 'Acaba ben bunu yapabilir miyim?' dedim ve yapmaya başladım” sözleriyle anlattı.
Ayakkabı Kutularından Tarihi Sokaklara
Kullandığı malzemelerin çeşitliliği ve üretim hızıyla dikkat çeken Ersöz, çalışmalarının teknik detaylarını ve amacını anlattı. Ersöz, “Zamanla düşündüm ki hiçbir masraf yapmadan bunu nasıl yapabilirim? Herhangi bir şeye zarar vermeden üretmek istedim. İlk aklıma gelen ise atık malzemeler oldu. Mesela kola şişeleri, marketlerde bulunan koliler, deterjan kutuları, ayakkabı kutuları gibi malzemeleri değerlendirmeye başladım. Ayakkabı kutularından eski evler, Isparta evleri, Safranbolu evleri, cumbalı evler yapıyorum. Çünkü artık zamanla bunlar kaybolmaya başladı. Ben de bunları yapıp yeni nesillere, gençlerimize göstermek istiyorum. Ayrıca sevdiğim insanlara da hiçbir ücret almadan hediye ediyorum. Şu anda yaptığım işin durumuna göre değişiyor ama bir Osmanlı fenerini veya bir evi bir günde ya da bir buçuk günde yapabiliyorum” dedi.
"İleride Benden Bir Anı Kalsın İstiyorum"
Anıtkabir çalışmasının kendisi için ayrı bir yere sahip olduğunu vurgulayan Ersöz, eserlerini sergilemek yerine neden hediye etmeyi tercih ettiğini aktardı. Ersöz, “Anıtkabir'i yaptım ve benim için çok özel bir eser oldu. En güzelini yapmaya çalıştım ve başardığıma da inanıyorum. Genellikle elimdeki malzemeye göre düşünüyorum. Mesela bir kartondan veya bir koliden ne yapabilirim diye bakıyorum. Önce ebatlarını düşünüyorum, sonra ölçülerini kafamda hesaplayıp çiziyorum. Ardından maket bıçağı yardımıyla şekil veriyorum. Malzeme ne olursa olsun onun ölçülerine göre çalışıyorum. Şimdiye kadar sergi açmayı hiç düşünmedim. Genellikle sevdiğim insanlara, aile dostlarıma hediye ediyorum. İleride benden bir anı kalsın istiyorum. Bu yüzden herhangi bir sergi düşüncem olmadı” şeklinde konuştu.

Büyük Hedef: Ayasofya ve Mimar Sinan Eserleri
Gelecek nesillere bu zanaatı öğretmekten büyük keyif alan Ersöz, torunu ve komşusunun küçük oğluyla birlikte yaptığı çalışmaları ve gelecekteki hedeflerini açıkladı. Ersöz, "Torunumun el yeteneği çok güzel. Bazen ona da anlatıyorum, gösteriyorum. Ayrıca apartmanda bir komşumuzun oğlu var, adı Mehmet. Şu anda ana sınıfına gidiyor. Okuldan geldiği zaman hemen yanıma geliyor, 'Dede, ne yapacağız? Hadi ev yapalım' diyor. Daha beş yaşında olmasına rağmen benim yönlendirmemle bir şeyler yapmaya çalışıyor. En çok yapmak istediğim eserler arasında İstanbul'daki Mimar Sinan eserleri, Edirne'deki cami ve özellikle Ayasofya Camii var. İnşallah şu ara onun üzerine kafamda projelerim var ve onu yapmayı çok düşünüyorum. İnsanlarımızın sağda solda boş vakit geçirmek yerine böyle işlerle uğraşmasının vatanımıza, milletimize ve yeni nesillere faydalı olacağına inanıyorum. Böyle şeyler öğretmekten çok mutlu oluyorum. Herkese de bu işleri tavsiye ederim” sözleriyle tamamladı.