Kurtuluş Savaşımızın en kritik dönüm noktalarından biri olan ve tarihe 'En Uzun Meydan Muharebesi' olarak geçen Sakarya Meydan Muharebesi, 23 Ağustos 1921'de başladı. 22 gün 22 gece boyunca 100 km uzunluğundaki geniş bir alanda süren Sakarya Meydan Muharebesi, Türk milletinin varoluş mücadelesini kazandığı nokta oldu.
Kütahya-Eskişehir Muharebeleri'nin ardından cephe kritik bir duruma düşmüşken Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı ve Başkomutan Mustafa Kemal Paşa ile İcra Vekilleri Heyeti Başkanı Fevzi Paşa, Batı Cephesi birliklerini Sakarya Nehri'nin doğusuna çekme kararı aldı. Bu stratejik adım, Yunan General Papulas komutasındaki birliklerin karargahlarından uzaklaşmasını ve harekatın geniş bir alana yayılarak işgalcilerin yıpratılmasını sağladı. 13 Eylül 1683 günü II. Viyana Kuşatması ile başlayan Türk ordularının geri çekilişi, tam 238 yıl sonra yine bir 13 Eylül günü Sakarya'da kesin olarak durduruldu ve tarihin akışı tersine döndü.

"Hatt-ı Müdafaa Yoktur; Sath-ı Müdafaa Vardır. O Satıh Bütün Vatandır"
Yunan ordusunun Ankara'ya 50 km kadar yaklaşması üzerine Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, dünya harp tarihine geçen askeri doktrinini duyurarak cephedeki birliklere şu tarihi emri verdi:
"Hatt-ı müdafaa yoktur; sath-ı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaş kanıyla sulanmadıkça vatan terk olunamaz. Onun için küçük, büyük her cüzütamı (birlik), bulunduğu mevziden atılabilir. Fakat küçük, büyük her cüzütam ilk durabildiği noktada, tekrar düşmana karşı cephe teşkil edip muharebeye devam eder. Yanındaki cüzütamın çekilmeye mecbur olduğunu gören cüzütamlar, ona tabi olamaz. Bulunduğu mevzide nihayete kadar sebat ve mukavemete mecburdur."
Bu emirle Çal Dağı ve Mangal Dağı gibi kritik hatlarda Yunan ordusunun yarma girişimleri boşa çıkarıldı ve 10 Eylül'de bizzat Mustafa Kemal Paşa'nın yönettiği genel karşı taarruz ile işgal kuvvetleri geri çekilmek zorunda bırakıldı.

238 Yıllık Geri Çekilmeyi Bitiren Zaferin Ağır Bedeli
Mustafa Kemal Atatürk'ün "Sakarya Melhame-i Kübrası" yani kan gölü olarak tanımladığı muharebe, özellikle yetişmiş subay kadrolarının cephede gösterdiği kahramanlık nedeniyle "Subay Muharebesi" olarak da anıldı.
Çatışmalarda Türk ordusu 5713 şehit, 18480 yaralı, 828 esir ve 14268 kayıp verirken Yunan ordusu 3758 ölü, 18955 yaralı ve 354 kayıp ile geri çekildi. İsmail Habip Sevük bu tarihi başarıyı, "13 Eylül 1683 günü Viyana'da başlayan çekilme, 238 sene sonra Sakarya'da durdurulmuştur" sözleriyle özetledi.
Geri çekilen Yunan birliklerinin köyleri yakması sonucu 1 milyonun üzerinde sivil Türk evsiz kaldı, kazanılan zaferin ardından 20 Eylül'de Sivrihisar, 22 Eylül'de Aziziye, 24 Eylül'de Bolvadin ve Çay kurtarılarak Milli Mücadele'nin nihai zafere giden yolu ardına kadar açıldı.

Başkomutan Mustafa Kemal Paşa'ya Gazi Ünvanı ve Mareşal Rütbesi
Sakarya Zaferi'nin ardından TBMM tarafından Başkomutan Mustafa Kemal Paşa'ya müşir rütbesi tevcih edildi ve kendisine gazi unvanı verildi. Atatürk bu tarihi terfiyi Nutuk'ta, "Sakarya muharebesi neticesine kadar, bir rütbe-i askeriyeye haiz değildim. Ondan sonra, Büyük Millet Meclisince Müşir (Mareşal) rütbesi ile Gazi ünvanı tevcih edildi. Osmanlı Devleti'nin rütbesinin, yine o devlet tarafından alınmış olduğu malûmdur" sözleriyle anlattı.
Zafer yalnızca cepheyi değil, uluslararası dengeleri de doğrudan etkileyerek İngiltere başta olmak üzere yabancı devletlerin TBMM'ye bakışını değiştirdi. işgalci Yunan ordusu en büyük dış desteğini kaybederken Türk milletinin bağımsızlığa olan inancı sarsılmaz bir kararlılığa dönüştü.
Milli Mücadelemizin dönüm noktalarından Sakarya Meydan Muharebesi’nin 105. yıl dönümü kutlu olsun.