Eğitim Sen, 2025/26 eğitim-öğretim yılının karnesini çıkardı. Sendika tarafından paylaşılan raporda, eğitim sisteminin piyasalaştığı, dinselleştiği ve kamusal niteliğini büyük ölçüde kaybettiği vurgulanarak, sistemin acil olarak bilimsel ve demokratik bir zemine geri dönmesi gerektiği belirtildi.
Piyasalaşma ve Kamusal Eğitimden Uzaklaşma
Eğitim sistemindeki piyasalaşma eğilimi, örgün eğitim içindeki özel öğretim kurumlarının payının yüzde 8'e yükselmesiyle dikkat çekiyor. Son bir yıl içerisinde 1.775 devlet okulu kapanırken, buna karşın 348 yeni özel okulun açıldığı belirtiliyor. Devlet okullarında yaşanan nitelik kaybı nedeniyle velilerin özel okullara mecbur bırakıldığını savunan Eğitim Sen, bu durumun parasız eğitim ilkesini fiilen tasfiye ettiğini ifade ediyor.
Eğitim Emekçilerinin İstihdamında Güvencesizlik
Eğitim emekçilerinin istihdamında yaşanan güvencesizlik sorunu ise üç parçalı bir yapı üzerinden eleştiriliyor. Mevcut yapıda 945.162 kadrolu, 64.509 sözleşmeli ve 80.000'in üzerinde ücretli öğretmenin bulunduğu belirtiliyor. Ücretli öğretmenlik uygulaması asgari ücretin altında kazanç ve sıfır güvence ile sürdürülürken, liyakat yerine siyasi sadakati öncelediği gerekçesiyle "Milli Eğitim Akademisi" uygulamasına karşı çıkılıyor.
Dinselleşme ve Müfredat Tartışmaları
Eğitimdeki dinselleşme tartışmaları, Din Öğretimi Genel Müdürlüğü'nün bütçesindeki yüksek artış üzerinden şekilleniyor. Bütçenin 2021-2025 yılları arasında 9,2 kat artarak 109,8 milyar TL'ye ulaştığı ifade ediliyor. Bakanlığın çeşitli vakıf ve derneklerle yaptığı 672 protokol ve "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli", laik eğitim ilkeleriyle bağdaşmayan ideolojik bir müdahale olarak tanımlanıyor.
Yoksulluk ve Okullaşma Problemleri
Türkiye'de çocuk yoksulluğunun yüzde 20'nin üzerinde seyretmesi, okulda bir öğün ücretsiz yemek talebini gündeme taşıyor. "Devlet destekli çocuk işçiliği" olarak nitelendirilen MESEM uygulaması ile öğrencilerin ucuz iş gücü haline getirildiği ve iş cinayetlerinin yaşandığı savunulurken, örgün eğitim dışında kalan çocuk sayısının 611.612'ye ulaştığı vurgulanıyor.
Hijyen Krizi ve Pedagojik Kalkan
Okul güvenliği ve hijyen konusundaki eksiklikler de sağlık hakkı ihlali kapsamında değerlendiriliyor. Kadrolu temizlik personeli eksikliği nedeniyle okulların hijyeninin gönüllü çalışanlara bırakıldığı ifade ediliyor. Okullarda artan şiddet olaylarına karşı ise sadece polisiye tedbirlerin yeterli olmadığı, rehberlik ve sosyal hizmet birimlerinin merkezde olduğu "pedagojik kalkan" modeline ihtiyaç duyulduğu kaydediliyor.