Antalya'nın yüksek rakımlı ilçesi Akseki'de sonbaharın kendini hissettirmesiyle birlikte kırsal mahallelerde kış hazırlıkları hızlandı.
Merkez ve çevre mahallelerde hummalı bir çalışma yürüten Aksekili kadınlar, kış aylarında sofraların ana lezzetlerinden olan yufka ekmek ve meşhur el kesmesi erişteyi hazırlamak için kolları sıvadı.
Özellikle Boğaz Mahallesi'nde yaşayan komşuların sırayla birbirlerinin evinde toplanarak başlattığı imece mesaisi, sabahın erken saatlerinde yakılan ocaklarla başlıyor. Gün boyu süren yoğun tempoda hamurlar yoğruluyor, bezeler açılıp sac üzerinde hafifçe pişiriliyor ve ardından maharetli ellerle ince ince kesilerek kış sofraları için hazır hale getiriliyor.
Erişte Yapımının Püf Noktaları
Geleneksel yöntemleri birebir uygulayan yöre kadınları, eriştenin kıvamını ve lezzetini korumak için kurutma aşamasında oldukça titiz davranıyor. Kesilen hamurların doğrudan güneş ışığına maruz bırakılmadan, hava alan serin ve gölge ortamlarda kurutulması lezzetin en önemli unsuru olarak görülüyor.
Komşularıyla birlikte kışlık stoğunu hazırlayan Gülcan Pantır, "Biz her yıl sonbaharda mahallede bir araya gelerek kışın soframızın vazgeçilmezi olan erişteyi yapıyoruz. Bir gün birimizin evinde toplanıp birlikte erişte kesiyoruz. Biz bunu satmıyoruz, kendimiz tüketmek için hazırlıyoruz" sözleriyle geleneğin aile bütçesi ve kışlık tüketim amacıyla sürdürüldüğünü belirtti.
120 Yumurtadan 30 Kilo Erişte
Eriştenin hazırlanış ve pişirme aşamalarını ayrıntılarıyla paylaşan Gülcan Pantır, "Önce hamurumuzu hazırlıyoruz. Hamuru ekmek haline getirip sacda iki tarafını da pişiriyoruz. Daha sonra soğumasını bekleyip elimizle dilim dilim keserek makarna haline getiriyoruz. Hazırladığımız erişteleri güneş görmeyen, gölge bir yerde kurutuyoruz. Güneşte kurutulduğunda lezzetinin kaybolduğunu düşünüyoruz. Gölge yerde kuruttuğumuzda ise lezzetini koruyor. Eriştemiz çok lezzetli oluyor çünkü hamurunu yumurta ve sütle hazırlıyoruz. Sütle yapıldığında daha besleyici oluyor" dedi.
Her buluşmada ortalama 100-120 yumurta kırdıklarını ve yaklaşık 30 kilogram kurutulmuş ürün elde ettiklerini belirten Pantır, "Kışın eriştemizi tereyağıyla kavuruyoruz. Pembeleşince üzerine sıcak su döküyoruz ve pilav pişirir gibi pişiriyoruz. Pişerken suyunu dışarı dökmüyoruz. Böylece eriştenin lezzetinin ve besin değerinin korunmasını sağlıyoruz" ifadelerini kullandı.
Hamurun Sırrı Su Değil Sütle Yoğrulması
Yöresel eriştenin kendine has damak tadının malzeme kalitesinden geldiğini söyleyen mahalle sakinlerinden Fatma Kara, "Akseki erişmesinin lezzetinin sırrı süt ve yumurta. Yumurtayı ve sütü unla iyice karıştırıp hamurumuzu hazırlıyoruz. Su ile de hamur yapılabilir ama süt ve yumurtanın verdiği lezzeti kesinlikle vermez. Biz geleneksel yöntemlerle hazırladığımız eriştemizi kışın ailemizle birlikte tüketiyoruz" açıklamasında bulundu.
İmeceyle 2-3 günde bir farklı bir komşunun evinde toplanan Aksekili kadınlar, annelerinden miras kalan yöresel mutfak mirasını da yeni kuşaklara aktarıyor.