Diyanet, depremin tüm acıları yaşanmakta ve depremde ölenlerin cenazeleri henüz enkaz altından çıkarılmayı beklerken bir fetva! yayınladı.

 

 

                 

                   Fetvaya göre;

                    “Evlat edinenin yasal mirasçısı olamaz evlat edinen ile evlatlığın evlenmesinde dinen bir sakınca yoktur.”

                   Türk Medeni Kanunu’nun evlat edinme ilişkisini düzenleyen maddeleri şu şekildedir;

                   314. Madde  – “Ana ve babaya ait olan haklar ve yükümlülükler evlât edinene geçer. Evlâtlık, evlât edinenin mirasçısı olur. Evlâtlık küçük ise evlât edinenin soyadını alır. Evlât edinen isterse çocuğa yeni bir ad verebilir. Ergin olan evlâtlık, evlât edinilme sırasında dilerse evlât edinenin soyadını alabilir. Eşler tarafından birlikte evlât edinilen ve ayırt etme gücüne sahip olmayan küçüklerin nüfus kaydına ana ve baba adı olarak evlât edinen eşlerin adları yazılır.”

                   Öte yandan 129.Madde

                   “Aşağıdaki kimseler arasında evlenme yasaktır:

                   1. Üstsoy ile altsoy arasında; kardeşler arasında; amca, dayı, hala ve teyze ile yeğenleri arasında,

                   2. Kayın hısımlığı meydana getirmiş olan evlilik sona ermiş olsa bile, eşlerden biri ile diğerinin üstsoyu veya altsoyu arasında,

                   3. Evlât edinen ile evlâtlığın veya bunlardan biri ile diğerinin altsoyu ve eşi arasında.”

                   Hükmüne amirdir.

                   Görüleceği üzere evlatlık ile evlat edinenin evlenmesi yasak olup mutlak butlan ile batıldır.

                   Konu ülkemizin kanunları ile açıkça düzenlendiği halde ve küçük yaşta evlat edinilen erkek veya kız çocuğu ile evlenilebileceği yönündeki diyanet açıklaması ahlaki anlayışa göre tüm ülke insanının vicdanını rahatsız etmiştir.

                   Diyanetin bu açıklamasına karşı çıkanlar da Kuran’ın ayetlerine karşı çıktığı gibi bir gerekçe ile neredeyse din dışı ilan edilmeye kalkışılmaktadır.

                   Bu konu daha önce bir tarikat şeyhinin 6 yaşında bir kız ile evlendirilmesi olayında da tartışılmış, bunun dinen caiz olduğu belirtildikten sonra akıl almaz bir biçimde küçüğün ve ailesinin rızasından söz edilerek bu ahlak dışı hareket din üzerinden meşrulaştırılmaya çalışılmıştır!

                   Ne hazindir ki bu açıklama şu an da ülkede Adalet Bakanlığı yapan birisi tarafından yapılmıştır.

                   Bu kişi Hukuk Fakültesi mezunu olup bir baroya kayıtlı avukatlık mesleğini yapan kişidir.                

                   Konu yaşamımızda başka olayları da kapsamakta ve neredeyse insanların dine bakışını olumsuz etkilenmektedir.

                   Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’in en önemli özelliği Laikliktir.

                   Anayasamızın 2. Maddesinde Devletin özellikleri kısmında yer alan Laikliğin ne denli önem arz ettiği bir kez daha vurgulanmalıdır.

                   İktidarın bu konudaki tavrı ülkede laikliği kaldırıp din devleti kurulmasından yana olduğu açıkça görülmektedir.

                   Bu düşünceye karşı mücadele edilmeli ve bu zihniyet ülke yönetiminden ilk seçimlerde uzaklaştırılmalıdır!

                   Saygılarımla…