Pandemi öncesi sadece astım ve KOAH hastaları, şiddetli polen ve toz alerjisi olanlar tarafından bilinen hava temizleme cihazları, 2020 yılında başlayan COVID-19 pandemisi ile birlikte niş bir sağlık ürününden çıkıp kitlesel olarak cazip ve standart bir ev aletine dönüşmeye başladı. Önceleri dar bir kesimin bildiği bu cihazlar zamanla ev ve ofislerin vazgeçilmezi haline geldi.
Pazar Hacmi Her Yıl Yüzde 7 Büyüyor
Pandemi sonrası kapalı alanlarda geçirilen sürenin artması ve kent yaşamındaki hava kirliliği, tüketici alışkanlıklarını da baştan aşağıya değiştirdi. Öyle ki; E-ticaret verilerine göre, "hava temizleyici" aramaları son dönemde yüzde 62 oranında rekor bir artış gösterdi.
Ev içi hava kalitesinin görünmeyen bir tehdide dönüşmesiyle birlikte, hava temizleme cihazları lüks olmaktan çıkıp tıpkı buzdolabı veya çamaşır makinesi gibi evin temel ihtiyacı haline geldi.
Günümüzün büyük bölümünün geçtiği ev ve ofislerdeki hava kalitesi, sanılanın aksine dışarıdaki havadan çok daha kirli olabiliyor. Tüketicilerin artık sadece yüzey temizliğine değil, soludukları havanın kalitesine de odaklanıyor. Bu odaklanma da tüketicinin artık 'koruyucu sağlık' yaklaşımını önemsediğini gösteriyor. Öyle ki; soluduğu havadaki görünmeyen tozlar, alerjenler ve zararlı partiküllerden kurtulmak isteyen insanlar hava temizleme cihazlarına ilgi gösteriyorlar. Bu da hava temizleme cihazlarına olan talebe yansıyor. Küresel ölçekte akıllı ve bağlantılı hava temizleme cihazlarına olan talep her yıl yüzde 7-8 oranında büyüyor. Tüketiciler artık mobil uygulamalar üzerinden evdeki havayı uzaktan kontrol edebildiği, ortamdaki kirliliği anlık algılayıp çalışma modunu kendi ayarlayan otonom sistemleri tercih ediyor.