Toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde hükümet, 600 bin kamu işçisine yapılacak ikinci zam teklifi açıklandı. Teklif edilen zam oranını açıklayan TÜRK-İŞ, “TÜHİS’te gerçekleştirilen görüşmede 600 bin kamu işçisine şu zam oranları teklif edilmiştir: 1. Altı Ay: yüzde 17, 2. Altı Ay: yüzde 10, 3. Altı Ay: yüzde 7, 4. Altı Ay: yüzde 5” ifadelerini kullandı.
“Eylem Takvimini Açıklamıştır”
Türk İş konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “TÜHİS’in 13 Haziran 2025 tarihinde kamu işçilerine yönelik sunduğu ilk zam teklifi TÜRK-İŞ Kamu Koordinasyon Kurulunca “Kabul ve Müzakere Edilemez” olarak değerlendirilmiştir. Konfederasyonumuz bu sürece karşı bir dizi eylem kararı alarak, eylem takvimini açıklamıştır. Hazırlanan eylem takvimince 24 Haziran 2025 Salı günü 81 ilde üye sendikalarımızın örgütlü olduğu tüm kamu iş yerlerinin önünde, iş yerlerine yaklaşık 500 metre mesafede toplanan ve ardından iş yerlerinin önüne yürüyen işçiler tarafından ortak basın açıklamaları yapılmıştır” dedi.
Türk İş, “Gerçekleştirilen bu eylemin ardından 26 Haziran 2025 Perşembe günü ise; üye sendikalarımızın örgütlü olduğu tüm kamu iş yerlerinde işçiler öğlene kadar çalışmama hakkını kullanmışlardır. Devam eden bu süreç içerisinde, TÜHİS ikinci teklifi vermek üzere işçi tarafını 27 Haziran 2025 Cuma günü saat 14.00'te toplantıya davet etmiştir. Toplantıya işçi tarafını temsilen TÜRK-İŞ Genel Başkan Yardımcıları Ramazan Ağar ve İrfan Kabaloğlu ile beraberlerindeki heyet katılmıştır.” ifadelerini kullandı.
İlk Teklif Geri Çevrilmişti
Toplu iş sözleşmesi görüşmeleri kapsamında hükümetin sunduğu ilk teklif, kamu işçileri tarafından yetersiz bulunarak reddedilmişti. İlk teklifte, birinci yılın ilk 6 ayı için yüzde 16, ikinci 6 ayı için yüzde 8 zam önerilmişti. TÜRK-İŞ, bu oranların kabul edilemeyeceğini belirterek ülke genelinde toplu basın açıklamaları düzenlemişti ve 5 haftalık yeni eylem planını açıklamıştı.
Konuyla ilgili açıklama yapan TÜRK-İş Genel Başkan Yardımcısı Ramazan Ağar ikinci teklifi tutarının tahmin ettiklerini belirterek, “Aslında uzun konuşmanın bir anlamı yok. Çünkü vermiş oldukları teklifin de bir anlamı yok. Şimdi, hatırlarsınız, "hayal kırıklığına uğramışız" demiştik. Şimdi hayal kırıklığına uğramadık. Zaten biliyorduk bunların ikinci teklifinin ne düzeyde olacağını. Neydi ikinci teklif? Gerçekten şimdi açıklayacak olacağım teklifler aslında açıklamaya da gerek görmüyorum ama sonuçta verilen teklifi kamuoyuna duyurmanın faydası olduğunu düşünüyorum. Maalesef, birinci altı ay yüzde on yedi... on altıyı bir puan koymuşlar. İkinci altı ay yüzde on. Diğer ikinci yılın birinci altı ayı yine yüzde yedi, ikinci altı ayı yüzde beş. Başka bir şey var mı? Başka bir şey yok” ifadelerini kullandı.
Ramazan Ağar açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
"Yani aslında bunun gündeme getirilmesini bile biz uygun bulmuyoruz. Bunun anlamı şudur: Siz meydanları boş bırakmayın. Eylemlerinize devam edin. Sonuna kadar mücadele edin. Meydanları ısıtın anlamına gelir. Biz zaten Türk-İş olarak, Bakış Konfederasyonu’nun programına göre yapmakta olduğumuz eylemlerimize devam ediyoruz. Buradan altı yüz bin kamu işçisine de sesleniyorum. Özellikle bu eylemlerimize büyük destek vermelerini, ses getirmelerini, üretimden gelen güçlerini sonuna kadar kullanmalarını mutlaka ihmal etmemeleri gerektiğini düşünüyorum. Bugün, bu ülkede en düşük ev kirası yirmi bin lira. Bu ülkede bu tekliflerin kamu işçisine reva görülmesi gerçekten. bizler açısından kabul edilemez
Ayrıca Çalışma Bakanı’na buradan da seslenmek istiyorum. Basına çıktığı zaman, basın kendisine soru sorduğu zaman “en kısa zamanda makul ölçülerde insanların hoşuna gidecek bir şekilde anlaşma sağlayacağız” diyor. Eğer dediği buysa, bunun anlaşmasının mümkün olmadığını buradan ifade etmek istiyorum. Biz mücadeleden geri durmayacağız. Sonuna kadar devam edeceğiz. Yani daha önce de söylediğimiz gibi grev aşamasına zaten geldik. Daha iki aylık bir süremiz kaldı. Neyse neydi demek bize yakışmaz ama görev de uygulamasına kadar yollar bize gözüküyor
Biz grev aşamasına kadar geldik. Gelin bu işi masada çözelim. Bu iş greve gittiğimiz zaman da bitecek, masa başında oturup müzakere yaptığımız zaman da bitecek. Aksi olursa, kavgadan kimsenin kârı olmaz. O nedenle bu işçi, devletin işçisi. Devletin işçisine devletin sahip çıkması lazım. Elbette ki sendikalar olarak biz hak ve menfaatlerini korumak için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz, mücadelemizi yapıyoruz. Hak arıyoruz. Hak aradığımız zaman da bizlere "niye hak aradınız?" diye maalesef eleştirenler de var. Bunlara da saygı duyuyoruz
Ama şunu isterim ki, işçi arkadaşlarımız hiçbir zaman karamsar olmasın. Yeter ki sendikalarının almış olduğu eylem kararlarına harfiyen uysunlar. Biz bu işin üstesinden geleceğiz. Biz kendi işimizi yapıyoruz. Kendi işimiz nedir? Devletin işi. Devlet kimdir? Millettir. Devlet milletten oluştuğuna göre, kendi işimizi yapıyoruz. Biz kendi işimizi aslanlar gibi yaparız. Hiç kimseye de mahcup olmayız.
Gerçekten bunları söylerken üzülerek söylüyorum. Neye üzülüyorsunuz diye soracak olursanız, böyle bir teklifin bize sunulmasına gerçekten üzülüyorum. Basın emekçilerine de şunu söylemek istiyorum. Sürekli diyorsunuz, buna saygı duyuyoruz, bundan da mutlu oluyoruz. Ancak bu ücretleri veren, parayı veren hükümet eden. Ne olur, gidin, istediğiniz şekilde sorun. Acımasızca sorun. “Niye böyle insanları sokağa çıkarıyorsunuz?” diye bir sorun ya. Çünkü biz talep eden bir merciyiz. Talep hakkının peşindeki merciyiz
O nedenle işverenler, hükümete gidin. Onlara da bu bizim sıkıntılarımızı ve üzüldüğümüzü söyleyin. Kamuoyuna, basınımıza teşekkür ediyoruz. Toplantılarımız devam edecek. Bugünkü verilen teklif bu. Bu tekliften sonra tahmin ediyorum Temmuz ayının başlarında yeni teklif verirler. Ona da bakacağız. Süreç daha devam ediyor. Süreç bitmiş değil."