Akdeniz Gerçek’in gündemde tuttuğu Türkiye’nin plastik atık ithalatı ve bu atıkların denetimsiz bertaraf süreçleri, Akdeniz sahillerinde ciddi bir çevre ve halk sağlığı krizine yol açıyor. Atık kirliliğinin ana kaynağı Adana-Mersin yani Doğu Akdeniz hattından geldiği ve başta Antalya olmak üzere Akdeniz’e yayıldığı biliniyor. Avrupa’dan alınan atıkların geri dönüşüm tesislerinde bir kısmı tekrar ekonomiye kazandırılırken geri dönüştürülemeyen parçalar ise nehirler ile Akdeniz’e karışıyor. Kanallar ve sızıntılar yoluyla denizlere ulaşan ithal plastikler; makro-mikroplastik kirliliği oluşturarak insan sağlığını tehdit ederken, turizminin kalbi olan Antalya ekonomisini de ciddi şekilde tehdit ediyor.

ATIK YÖNETİMİ YANLIŞ YÖNETİLİYOR
Eski Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Mustafa Öztürk, Avrupa’nın plastik atıklarının artarak yurda gelmeye devam edeceğini belirterek,
“Avrupa Birliği, AB kurallarını ihlal edebilecek çevresel zarara dair kanıtlara rağmen, her yıl Türkiye’ye yüz binlerce ton plastik atık ihraç etmeye devam edecek. Geçen yıl Türkiye, yaklaşık 25 milyar adet 500 ml'lik meşrubat şişesine eşdeğer olan 510 bin ton AB plastik atığı ithal etti. Bu, OECD ülkelerine ihraç edilen plastik atığın yüzde 70'ini ve tüm ihraç edilen plastik atığın yüzde 36'sını temsil ediyordu. Avrupa Birliği Komisyonu, Türkiye'de ithal plastik atıkların yalnızca yaklaşık yüzde 10'unun geri dönüştürüldüğünü, büyük çoğunluğunun ise hâlâ çöplüklere gittiğini, yanlış yönetildiğini veya çevreye sızdığını tahmin ediyor”
ifadelerini kullandı.

CİDDİ SAĞLIK RİSKLERİ OLUŞUYOR
Mustafa Öztürk,
“Avrupa Birliği Komisyonu, 1 Eylül tarihli gecikmeli değerlendirmesinde yerli ve ithal plastik atıklarla ilgili "ciddi sorunlara" dikkat çekmesine rağmen, ihracatın devam edebileceğine karar verdi. Komisyon, Türkiye'nin plastik atık yönetimi için yasal çerçevesini güçlendirdiğini ve bunun uluslararası ve AB kurallarıyla "genel olarak uyumlu" olduğunu ve çevre mevzuatının uygulanmasını iyileştirdiğini tespit etti. İthal plastik atık geri dönüşüm tesislerinin çoğunda baca gazı arıtma tesisleri yok ve çalışma ortamı havası çok kirli durumdadır. Tesislerden arıtılmadan salımlanan tozlar (mikroplastikler ve nanoplastikler oluşturduğu (PM10, PM2.5 ve PM1 gibi kirleticiler) çevrede yaşayanlar üzerinde ciddi sağlık riskleri oluşturmaktadır”
ifadelerini kullandı.

TESİSLER YETERSİZ
Öztürk,
“İthal plastik atık geri dönüşüm tesislerinin çoğunda ileri kademe arıtma olmadığı için mikroplastikler sulama kanallarına karışmaktadır ve tarım arazileri tehdit edilmektedir. Ülkemizde ithal plastik atıklar yüzünden geri dönüşüm tesislerinde yılda 30 bin ila 60 bin ton arasında oluşan mikroplastikler sulama kanallarını, dereleri ve nehirleri, Akdeniz'i, gölleri, diğer suları ve havayı kirletilmektedir. Türkiye'de Avrupa'nın plastik atıkları işlenmesi ile yılda ekstra 800 bin ton sera gazı karbon emisyonu oluşmaktadır. Hatay, Adana, Mersin ve Antalya sahilleri kirlenmeye, Adana'da sulama kanallarında mikroplastik atıksular akmaya ve tarım arazileri mikroplastikli atıksularla kirlenmeye devam edecektir”
diye konuştu.