Akdeniz Gerçek | Antalya | Eğitim-İş Antalya’dan Eğitim Politikalarına Tepki! Sorunlar Derinleşiyor

Eğitim-İş Antalya’dan Eğitim Politikalarına Tepki! Sorunlar Derinleşiyor

Eğitim-İş Antalya Şube başkanı Sadık Acar, yeni eğitim yılında, okula başlama maliyetlerine, derinleşen yoksulluğa, çocuk işçiliğine, baskı ve sürgün politikalarını değerlendirdi.

Eğitim-İş Antalya Şube başkanı Sadık Acar, yeni eğitim yılında, okula başlama maliyetlerine, derinleşen yoksulluğa, çocuk işçiliğine, baskı ve sürgün politikalarını değerlendirdi.

Eğitim-İş Antalya’dan Eğitim Politikalarına Tepki! Sorunlar Derinleşiyor
KAYNAK: Nizamettin Özmen

Eğitim-İş Antalya Şube Başkanı Sadık Acar, okula başlama bedelinin asgari ücretin 3 katına ulaştığını belirtti. Çocukların okula aç gidip aç döndüğünü ve MESEM adı altında öğrenci ölümleri gerçekleştiğini hatırlattı. Başkan Sadık Acar, 

“Bazı okullarda kayıt sırasında 20 bin liradan 100 bin liraya kadar para isteniyor. İstanbul’da bir veliden 150’şer bin liralık iki taksit hâlinde toplam 300 bin lira talep edildiğini gördük. Bakanlığın çok övündüğü PİSA gerçeklerine göre, Türkiye’de her 3 öğrenciden 1’i kahvaltı yapamıyor, 5 öğrenciden 1’i öğün atlıyor. Maddi ve sosyal yönden yoksulluk derinleşmiş ve artmış bir durumda. Aç bir çocuğa “dersine odaklan” diyemezsiniz. Bütün öğrencilere en az bir öğün ücretsiz ve sağlıklı yemek ile temiz içme suyu sağlanmalıdır. Çocuğun beslenmesi sosyal yardım değildir. Eğitimin ayrılmaz bir parçasıdır. Dünya’da 1943’ten beri Finlandiya’da, 2001’den beri Hindistan’da 118 milyon öğrenciye ve AB’deki tüm ülkelerde okul yemeği uygulamasının olduğunu görüyoruz. Yani konu yapılabilirlik değil, politik tercih meselesi. Bir ülkede çocukların bir öğün yemeğinin maliyet hesabını yapanlar, aslında eğitime nereden baktıklarını da açıklamış olurlar”

 dedi.

“GÜVENLİK GEÇİÇİ PERSONELLE SAĞLANMAZ”

Başkan Sadık Acar, “Yeni eğitim-öğretim yılına okulların temizlik ve güvenlik sorunu da çözülmeden girildi. Türkiye’de 60 binden fazla devlet okulu var. Buna karşılık 30 bin geçici güvenlik personelinden söz ediliyor. Matematik ortada: Her iki okula bir güvenlik görevlisi bile düşmüyor. Ancak sorun yalnızca sayı değildir. Okul güvenliği geçici bir iş değildir. Birkaç aylık görevlendirmelerle, İŞKUR takvimiyle ya da proje süresiyle güvenlik sağlanamaz. Aynı yanlış temizlikte de sürdürülüyor. Geçici personel alınıyor, süre dolunca okullar yeniden görevlisiz kalıyor. Okul yöneticileri temizlik malzemesi için veliden para toplamak zorunda bırakılıyor. Veliler çocuklarının sınıflarını, tuvaletlerini temizlemeye zorlanıyor. Okul kalıcıysa, temizlik ihtiyacı kalıcıysa, çocuklarımız her gün o okulda bulunuyorsa personel neden geçici? Her okulda ihtiyacı kadar kadrolu temizlik personeli bulunmalıdır. Güvenlik geçici personelle değil; okul iklimini bilen, çocuklarla iletişim konusunda eğitimli ve sürekli çalışan personelle sağlanmalıdır. Okul güvenliği velinin ödeme gücüne, turnike şirketlerine ya da birkaç aylık projelere bırakılamaz” diyerek onuştu.

“EĞİTİMDE SORUNLAR DERİNLEŞTİ

Başkan Sadık Acar, 

"Bir yanda bütün bu sorunlar dururken Bakanlık öğretmenin ne giyeceğiyle uğraşıyor. Öğretmenin itibarı kıyafetle, önlükle, yönetmelikle sağlanmaz. Öğretmeni yoksullaştırırsanız, mesleğini güvencesiz hâle getirirseniz, eğitim politikalarında söz hakkını elinden alırsanız; sonra üzerine önlük giydirerek mesleğin itibarını yükseltemezsiniz. Bakanlığa daha önce söylediğimizi burada, kendi kapısının önünde bir kez daha söylüyoruz: Öğretmenin önlüğünün boyunu santim santim hesaplayacağınıza, elli kişilik sınıfta bir çocuğa kaç santimetrekare düştüğünü hesaplayın! Öğretmen ne giyeceğini bilir. Bakanlığın işi öğretmenin kıyafetini değil, eğitimin sorunlarını çözmektir” 

ifadelerini kullandı.

FATURA ÖĞRETMENE KESİLİYOR

Başkan Acar,  

"Okulda öğretmenini ve öğrencisini koruyamayan Bakanlık, kendi kusur ve ihmallerinin faturasını yine öğretmenlere kesmeye çalışıyor! Meslektaşını ve öğrencilerini kaybetmenin ağır travmasını yaşayan eğitimcilere sahip çıkmak yerine, onları il dışına sürgün ederek gözdağı vermeye kalkışmak hem hukuksuzluk hem de vicdansızlıktır! Soruşturulması gereken okulları denetimsiz bırakanlardır, gerekli önlemleri almayanlar ve ihmallerin asıl sorumlularıdır. Üyemiz olsun veya olmasın; anayasal güvence altındaki haklarını kullandığı için baskıya, soruşturmaya ve sürgüne maruz bırakılan tüm eğitim emekçilerinin yanında olmaya devam edeceğiz. Bakanlık plansızlığının ve liyakatsizliğinin faturasını eğitim emekçilerine kesmeye devam ediyor. Sabah akşam ekranlarda “ailenin kutsallığından” bahseden, meydanlarda aile nutukları atanlara buradan soruyoruz: Sizin dilinizden düşürmediğiniz aile kavramı, söz konusu öğretmenler olunca rafa mı kalkıyor” 

dedi.

“MESEM ÖĞRENCİLERİ HAYATTAN KOPARIYOR”

Başkan Acar, 

“Bakanlık, TBMM’ye iki ay arayla verdiği iki resmî yanıtta önce 13, ardından 37 çocuğumuzun MESEM kapsamında yaşamını yitirdiğini bildirdi. 23 Haziran 2026 tarihli yanıtta, MESEM’lerin faaliyete başladığı 2016’dan bu yana 3 bin 80 iş kazası ve 13 çocuk ölümü açıklanırken; 3 Eylül 2026 tarihli yanıtta yalnızca 2025 ve 2026 yıllarında 9 bin 950 iş kazası ve 37 çocuk ölümü olduğu bildirildi Millî Eğitim Bakanlığı TBMM’ye üç ay arayla neden birbirinden farklı rakamlar vermektedir? Aradaki fark bir istatistik tartışması değildir”

 dedi.

“ÇEDES UYGULAMALARINA SON VERİN”


Başkan Acar, 

“Eğitimde yaşanan sorunlar yalnızca bütçe ve personel eksikliğiyle sınırlı değildir. ÇEDES’ten çeşitli protokollere kadar birçok uygulamayla okulun içine vakıfların, derneklerin ve dini yapıların sokulduğunu görüyoruz.
Tavrımız açıktır: Devlet okulunda çocuğun muhatabı öğretmendir. Pedagojik formasyonu olmayan kişilerin çocukların eğitim süreçlerine dâhil edilmesini kabul etmiyoruz. Tarikat ve cemaat bağlantılı yapılarla yapılan bütün protokoller iptal edilmeli, ÇEDES ve benzeri uygulamalara son verilmelidir. Son dönemde karma eğitimin yeniden tartışmaya açılması da tesadüf değildir. Kız ve erkek çocuklarının yan yana eğitim görmesini 2026 Türkiye’sinde hâlâ tartışıyorsak, burada eğitimden çok nasıl bir toplum kurulmak istendiğini konuşmamız gerekir”

 ifadelerini kullandı.

TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ MÜFREDATTA

Başkan Acar, 

“Bakanlık, iktidarın kapalı kapılar ardında yürüttüğü “Terörsüz Türkiye” sürecini müfredata ekleyerek, okullarımızı bilim ve aydınlanmanın yuvası olmaktan çıkarıp siyasi iktidarın dönemsel çıkarlarının propaganda alanına dönüştürmek istiyor. Dayatılan genelgelerle, siyasi içerikli etkinliklerle ve ideolojik müfredatlarla sınıflarımız, iktidarın siyasi ajandasını meşrulaştırma alanlarına çevriliyor. O gün de söyledik, bugün Bakanlık önünden tekrarlıyoruz: Okullar siyasi iktidarın arka bahçesi, öğretmenler propaganda memuru değildir! Öğretmenler, kapalı kapılar ardında yürütülen siyasi hesapların anlatıcısı yapılamaz. Öğretmenin görevi öğrenciye ne düşüneceğini dikte etmek değil; nasıl düşüneceğini öğretmektir. Toplumsal barış, kardeşlik ve bir arada yaşama kültürü; günübirlik çıkarlarla değil, Cumhuriyetin kurucu değerleri olan laiklik ve yurttaşlık bilinciyle inşa edilir. Bizim dersimiz dün de Cumhuriyetti, bugün de Cumhuriyet, yarın da Cumhuriyet olacaktır! Eğitimin gerçek fotoğrafını Bakanlığın törenleri, projeleri, sloganları değil; okullar, öğrenciler, öğretmenler gösterir”

 dedi.

BAKANLIĞA TEPKİ

Başkan Acar, 

“Öğretmenin kıyafetiyle uğraşmayı bırakın, öğretmenin sorunlarını çözün. Çocukların nasıl giyindiğini değil, ne yediğini düşünün. Atama bekleyen öğretmenlerin sesini duyun. Her okula yeterli bütçe verin. Kalabalık sınıflara ve ikili eğitime son verin. Her okula kadrolu temizlik ve sürekli güvenlik personeli sağlayın. Bütün çocuklara ücretsiz bir öğün sağlıklı yemek ve temiz içme suyu verin. MESEM’lerde yaşamını kaybeden çocukların hesabını verin. Okulları tarikat ve cemaatlerle yapılan protokollere değil; öğretmenlere ve bilim insanlarına açın.    Bunlar çocuklarımıza, eğitimcilerimize verilecek lütuflar değildir. Bunlar devletin yerine getirmek zorunda olduğu sorumluluklardır. Bir ülkenin eğitime verdiği değeri Bakanlığın bütçe sunumlarındaki rakamlar değil; çocuğun tabağındaki yemek, sınıfındaki öğretmen, okulunun temizliği ve güvenliği gösterir”

 diye konuştu
 

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız