Antalya’nın simge mekanlarından Karaalioğlu Parkı’nın koruma statüsünün düşürülmesi, kentte "yapılaşma ve rant" tartışmalarını alevlendirdi. TMMOB Mimarlar Odası Antalya Şubesi, kentin simge mekanlarından Karaalioğlu Parkı’nın koruma statüsünün zayıflatılmasına ilişkin bir basın açıklaması yayımladı. Açıklamada, 1940’lı yıllarda erken Cumhuriyet döneminin kamusal mekân anlayışıyla oluşturulan parkın; Kaleiçi, falezler ve Beydağları ile kurduğu ilişki sayesinde kentin kimliğinin ayrılmaz bir parçası olduğu hatırlatıldı.

"Sıradan Bir Park Değildir, Kamusal Hafıza Mekânıdır"
Mimarlar Odası, Karaalioğlu Parkı’nın çok katmanlı yapısına dikkat çekti. Mimarlar Odası açıklamasında; "Karaalioğlu Parkı sıradan bir park değildir. Doğal yapısı, anıtsal ağaçları, falez ekosistemi, arkeolojik değerleri, özgün peyzaj düzenlemeleri, miradorları, havuzları, mozaik merdivenleri ve barındırdığı sanat eserleri ile Antalya’nın çok katmanlı tarihini taşıyan bir kamusal hafıza mekânıdır."
Parkın bu özellikleri nedeniyle 1991 yılında 1. Derece Doğal Sit Alanı ilan edilerek “mutlak korunması gereken alan” statüsüne alındığı ancak yeni kararla bu güçlü koruma kalkanının fiilen ortadan kaldırıldığı belirtildi.

Statü Değişikliği "Örtülü Af" Niteliğinde mi?
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın 8 Nisan 2026 tarihli kararıyla parkın büyük bölümünün “Nitelikli Doğal Koruma Alanı”, bir bölümünün ise “Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı” olarak yeniden tanımlanması eleştirilerin odağı oldu. Oda yönetimi, Türkiye’de benzer süreçlerin defalarca yaşandığını belirterek süreci özetledi.
Açıklamada; "Önce alanlar denetimsiz bırakılarak nitelik kaybına uğratılır, ardından bu bozulma gerekçe gösterilerek koruma statüleri zayıflatılır ve yeni projeler için zemin hazırlanır. Karaalioğlu Parkı için alınan bu karar, ne yazık ki bu sürecin yeni bir halkası olma riski taşımaktadır” ifadelerine yer verildi. Ayrıca bugün statüsü düşürülen alanlarda kaçak yapılmış ve imar affından yararlanmış çok sayıda yapı bulunduğu hatırlatılarak, "Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı bu kararıyla 'örtülü af' çıkartmaktadır. Bu suçtur. Af kararını ancak TBMM alabilir" denildi.
"Bellek Yaralanmasına İzin Vermeyeceğiz"
Mimarlar Odası, koruma statüsünün düşürülmesini geçmişte kentin hafızasında derin izler bırakan surların ve Arkeoloji Müzesi'nin yok edilmesi gibi "geri dönülmez kayıpları hatırlatan bir bellek yaralanması" olarak nitelendirdi. Açıklama çağrıyla son buldu; “Karaalioğlu Parkı’nın koruma statüsünün düşürülmesi kararı kamu yararı ile bağdaşmamaktadır. Bu kararın yeniden değerlendirilmesi ve parkın tamamının 'kesin korunacak hassas alan' haline döndürülmesi gerekmektedir. Antalya’nın en değerli kamusal alanlarından biri olan Karaalioğlu Parkı’nın geleceğini belirleyecek her adımın takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz.”
Geçmişte Ne Olmuştu?
Karaalioğlu Parkı ile ilgili süreç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 15 Nisan 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan kararıyla yeni bir boyuta taşınmıştı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hazırlanan yeni düzenleme ile parkın doğal sit statüsü yeniden belirlenmiş; belirli bölgeler 'Nitelikli Doğal Koruma Alanı' ve 'Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı' olarak tescil edilmişti.
Akdeniz Gerçek Gazetesi’nin 19 Nisan 2026 tarihinde manşetine taşıdığı bu gelişme, kentteki meslek odalarından büyük tepki toplarken konu kısa sürede Ankara’ya da taşındı. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Antalya Milletvekili Aliye Coşar, konuyu Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’na taşıyarak Bakan Murat Kurum’un yanıtlaması istemiyle bir soru önergesi sundu. Coşar önergesinde, kararın hangi bilimsel gerekçelere dayandığını sorarken, bölgenin yapılaşma ve ticari faaliyetlere açılacağı iddialarını gündeme getirdi.