Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
31°
Akdeniz Gerçek | Antalya | İhracata Denetimli, Bize Zehir! Antalya'da Uzmandan Pestisit ve Kanser Uyarısı

İhracata Denetimli, Bize Zehir! Antalya'da Uzmandan Pestisit ve Kanser Uyarısı

Antalya'da uluslararası standartlarda analiz hizmeti veren MSA Tarımsal Analiz Laboratuvarı Sahibi Mustafa Akar, gıda güvenliğindeki acı tabloyu gözler önüne serdi.

Antalya'da uluslararası standartlarda analiz hizmeti veren MSA Tarımsal Analiz Laboratuvarı Sahibi Mustafa Akar, gıda güvenliğindeki acı tabloyu gözler önüne serdi.

KAYNAK: Uğur Fidan
İhracata Denetimli, Bize Zehir! Antalya'da Uzmandan Pestisit ve Kanser Uyarısı

Antalya'da 2011 yılında Pestisit ve Mineral Analiz Laboratuvarı olarak kurulan, ilerleyen yıllarda mikrobiyoloji, havuz suyu ve kalibrasyon alanlarında kapsamını genişleterek TÜRKAK akreditasyonuyla uluslararası geçerlilikte hizmet vermeye başlayan MSA Tarımsal Analiz Laboratuvarı, yaş sebze ve meyvelerdeki tarım ilacı tehlikesine dikkat çekiyor. Güvenli gıda tüketimi konusunda uyarılarda bulunan MSA Tarımsal Analiz Laboratuvarı Sahibi Mustafa Akar, ihracat ürünleri ile iç piyasaya sürülen ürünler arasındaki uçurumu ve yasal boşlukları anlattı.

Uluslararası Standartlarda Üç Ayrı Merkez

MSA Tarımsal Analiz Laboratuvarı'nın kuruluş süreci ve mevcut faaliyet alanları hakkında detaylı bilgiler veren Mustafa Akar, "Bizim şu anda üç yerde laboratuvarımız var. Biri Kaş Kalkan’da (Kalkan’a bağlı Kınık’ta), merkez burası, bir diğeri de Varsak’ta. Merkez laboratuvar, pestisit yani kalıntı laboratuvarı. Burada yaş sebze ve meyvelerin üzerine atılan ilaç kalıntılarının analizlerini yapıyoruz. Varsak’taki laboratuvar, mikrobiyoloji laboratuvarı, havuz suyu laboratuvarı ve bir de kalibrasyon laboratuvarı bulunuyor. Orada otellerde, restoranlarda üretilen gıdaların ve havuzların analizlerini gerçekleştiriyoruz. Kaş’taki laboratuvar da yine pestisit laboratuvarı. Aslında orada bir de toprak laboratuvarı vardı fakat kapattım; ticari açıdan karlı olmadığı için kapatmak durumunda kaldım, yoksa uluslararası bir toprak laboratuvarıydı. Laboratuvarlarımız akredite laboratuvarlardır. Biz hem Bakanlık yetkiliyiz hem de TÜRKAK tarafından akredite edilmiş durumdayız. Türkiye’de bu şekilde çalışan yaklaşık 50 tane laboratuvar var, biz de onlardan biriyiz. Yapılan bütün testlerimizin uluslararası geçerliliği vardır. Bakanlık her yıl bizi bir-iki kere denetler, ayrıca TÜRKAK tarafından da denetleniriz; yani oldukça sistemli laboratuvarlarız. 2011 yılında burayı kurduk, sonra Varsak’ı, en son da Kınık’ı açtık” ifadelerini kullandı.

"İlaçsız Tarım Mümkün Değil Ancak Dozaj Çok Önemli"

Tarım ilaçlarının (pestisit) kullanımı ve ihracat süreçlerindeki zorunlu denetim mekanizmalarının nasıl işlediğine değinen Akar, “Pestisit, genelde yaş sebze ve meyvelere atılan zirai ilaç demektir. Bu ilaçlar; mantarı, hastalıkları, yabancı otları veya bitkilere zarar veren diğer canlıları ya azaltır ya da yok eder. Tarım varsa ilaç da mevcuttur; 'ilaçsız tarım' diye bir şey günümüz şartlarında pek mümkün değildir. Çünkü hem bitkinin gelişiminde hem de zararlı etkenlerin yok edilmesinde buna mecbursunuz. Ancak buradaki asıl önemli nokta, dozajın iyi ayarlanmasıdır. Türkiye’de maalesef bu durum henüz tam bir standartta oturmadı. Özel laboratuvarlar olarak burada çok büyük bir görev üstleniyoruz. 2000'li yılların başından itibaren özel laboratuvarların önü açıldı; çünkü Tarım Bakanlığı'nın il kontrol laboratuvarları bu yoğunluğa yetişemiyordu. İhracata giden ürünlerin hepsinin analizi yapılmak zorunda. Özellikle bu bölgede örtü altı serası çok yaygın olduğu için seralardan alınan ürünlerin analizi zorunludur. Tarım İl Müdürlüğü karantinasındaki görevli arkadaşlar gidip mühürlü numuneleri alırlar, bize getirirler. Biz analizini yaparız; eğer uluslararası kodekse ve limitlere uygunsa, cihazlarımızdan geçiyorsa raporlarız. Bu raporu İl Müdürlüğü'ne veririz ve limit altındaysa ihracata izin verilir, yüksekse ürün geri çevrilir” dedi.

İç Piyasada Kanser ve Erken Doğum Tehlikesi

İhracattaki sıkı denetimin aksine, iç piyasada tüketilen ürünlerdeki denetim eksikliğinin insan sağlığı üzerinde yarattığı yıkıcı etkilere dikkat çeken Akar, erken hasat sorununa ve hal yasasındaki eksikliklere vurgu yaptı. Akar, "İlaçlamada hasat zamanı çok önemlidir. Örtü altı serasında domatese, salatalığa ilaç attığınız zaman bunun bir bekleme (toplanma) süresi vardır. Maalesef üretici malı hızlıca toplamak istediği için erken hasat yapabiliyor. Erken toplandığında ürün ilaçlı kalıyor; en azından bir hafta geçmesi gerekirken bu süreye uyulmadığında sıkıntı yaşanıyor. Türkiye'de üretilen ürünlerin yaklaşık yüzde 10- yüzde 15'i ihracata gidiyorsa, geriye kalan büyük kısım iç piyasada tüketiliyor. İç piyasaya giden, hale giren ürünlerin çoğunda analiz yok. Normalde Hal Yasası tam anlamıyla uygulansaydı, ürünlerin hale girerken analizli girip analizli çıkması gerekirdi ama bu yapılmıyor. Pazarlara giden özellikle 500 kg altındaki ürünlerde de durum aynı. Belediyeler veya Bakanlık rüsum, harç ya da işgaliye parasını alıyor ama pazardaki ürünlerin analizli olup olmadığı kontrol edilmiyor. Gıda güvenliği iç piyasada çok büyük bir boşlukta. Avrupa'da ise fide dikiminden itibaren tüketime kadar her aşama analizli ve kontrol altındadır. Türkiye'de yeni yeni bazı büyük marketler iç piyasada analiz yaptırmaya başladı ama geri kalan büyük bir çoğunlukta denetim eksik. Bu durum doğrudan insan sağlığını etkiliyor. Onkoloji servislerine gidip baktığınızda kanser hastalarının en yoğun olduğu yerlerin Mersin’den İzmir’e kadar olan bu örtü altı sera bölgeleri olduğunu görürsünüz. Çünkü hem bu zehri soluyorsunuz hem de yeraltı su kaynaklarına karışmasına zemin hazırlıyorsunuz; bölgede guatr hastası, erken doğum ve düşük vakaları da bu yüzden çok yaygın” şeklinde konuştu.

"Gıda Analizi Acilen Zorunlu Hale Getirilmeli"

Sadece yaş meyve ve sebzede değil, mikrobiyoloji tarafında restoran ve otellerdeki gıda tüketiminde de ciddi kontrol mekanizmalarına ihtiyaç duyulduğunu belirten Akar, "Mikrobiyoloji tarafında otellerdeki, restoranlardaki, fırınlardaki gıdaların analiz edilmesi gerekiyor. Ancak şu anki mevzuatta gıda analizi yaptırmak yasal olarak zorunlu/mecburi değil. Oteller veya bazı işletmeler şu an bize analiz yaptırıyorlar ama bunu sadece kendilerini kontrol etmek için, belirli porsiyonlarda yaptırıyorlar. Bunun acilen yasallaşması gerekir. Dışarıdaki binlerce restorandan hangisinde analizli ürün çıkıyor? Hiçbirinde. 'Ayda bir kere analiz yaptırdım' demek yetmez; her çıkan üründen şahit numune alınmalı ve denetimler sıkılaştırılmalıdır. Son zamanlarda yaşanan gıda zehirlenmelerinin sebebi de budur. Kullanılan yağın kalitesi, unun durumu, ürünlerin raf ömrü, hangi hijyen şartlarında ve soğuk havada saklandığı gibi konuların hepsi ancak laboratuvar analiziyle tespit edilebilir. Bakanlığın bunu derhal zorunlu hale getirmesi şarttır” sözleriyle çağrıda bulundu.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız