Akdeniz Gerçek | Antalya | Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin: Demokrasiyi Toplumlar Ayakta Tutar

Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin: Demokrasiyi Toplumlar Ayakta Tutar

Akdeniz Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen “Gazeteciler Antalya’da Buluşuyor” etkinliğinde konuşan Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin, gazeteciliğin temel değerlerine dikkat çekti. Bilgin, haber kaynaklarıyla mesleki mesafenin korunması gerektiğini vurgularken Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan ise “Gazeteciliğin görevi ilk konuşan olmak değil, toplumun güvenini kazanacak doğru sözü söyleyebilmektir” dedi.

Akdeniz Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen “Gazeteciler Antalya’da Buluşuyor” etkinliğinde konuşan Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin, gazeteciliğin temel değerlerine dikkat çekti. Bilgin, haber kaynaklarıyla mesleki mesafenin korunması gerektiğini vurgularken Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan ise “Gazeteciliğin görevi ilk konuşan olmak değil, toplumun güvenini kazanacak doğru sözü söyleyebilmektir” dedi.

Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin: Demokrasiyi Toplumlar Ayakta Tutar
KAYNAK: Nizamettin Özmen

Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Konferans Salonu’nda  Antalya Gazeteciler Cemiyeti, Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi ve Gazeteciler Cemiyeti işbirliğinde 21 Ekim 2026 Çarşamba günü düzenlenen “Gazeteciler Antalya’da Buluşuyor” etkinliğinde gazeteciliğin bugünü, geleceği ve mesleki sorumlulukları ele alındı. Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ile Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin’in, Antalya Gazeteciler Cemiyeti Başkanı İdris Taş ve Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Seçil Deren Van Het Hof'un da  katıldığı programda, basın özgürlüğü, doğruluk, tarafsızlık ve gazetecilik etiği konuşuldu.

Nazmi Bilgin’den Haber Kaynaklarıyla Mesafe Vurgusu

Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin, konuşmasında gazeteciliğin geleceğine ilişkin değerlendirmelerden önce mesleğin özüne ve yıllar içinde edindiği deneyimlere değindi. Yaklaşık 55 yıllık gazetecilik hayatından örnekler paylaşan Bilgin, özellikle haber kaynaklarıyla kurulan ilişkinin mesleki sınırlar çerçevesinde yürütülmesi gerektiğini anlattı. Mesleğe yeni başladığı yıllarda yaşadığı bir olayı aktaran Bilgin, dönemin Dışişleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil ile ailevi tanışıklığı üzerinden haber hazırladığını, ancak haberinin yöneticisi tarafından yırtılarak çöpe atıldığını söyledi. Olayın ardından kendisine verilen meslek dersini paylaşan Bilgin, gazetecinin haber kaynağıyla kişisel yakınlık kurmasının mesleki bağımsızlığı zedeleyebileceğine dikkat çekti. Bilgin, “Hiçbir haber kaynağıyla, ileride onun aleyhinde haber yazamayacak kadar samimi olmayacaksın” sözünün gazetecilik anlayışının temel taşlarından biri olduğunu belirtti. Gazetecinin kişisel ilişkilerinden bağımsız hareket etmesi gerektiğini vurgulayan Bilgin, kamu yararının her zaman öncelikli olması gerektiğini ifade etti.

“Demokrasiyi Toplumlar Ayakta Tutar”

Türkiye’nin yakın siyasi tarihindeki darbelere, baskılara ve özgürlük mücadelelerine de değinen Bilgin, kendi yaşamından örneklerle demokrasi bilincinin önemini anlattı. 1960 darbesinin ardından ailesinin yaşadığı zorlukları, 1963’teki darbe girişimlerini, 12 Mart 1971 Muhtırası’nı ve 12 Eylül 1980 darbesini hatırlatan Bilgin, geçmişte yaşananların unutulmaması gerektiğini söyledi. Demokrasinin yalnızca siyasi aktörlerin sorumluluğunda olmadığını belirten Bilgin, toplumun da hak ve özgürlüklerin korunmasında önemli bir rol üstlendiğini kaydetti. Bilgin, demokrasi bilincinin geliştirilmesi, insanların kendi haklarını bilmesi ve başkalarının haklarına sahip çıkması gerektiğini vurguladı.

“Gazeteci Toplum Adına Görür”

Gazeteciliğin büyük bir sorumluluk gerektirdiğini dile getiren Bilgin, gazetecilerin yalnızca kendi adına değil, toplum adına gözlem yaptığını ve bilgi aktardığını ifade etti. Yanlış veya eksik bilginin çok sayıda insanı etkileyebileceğini belirten Bilgin, mesleğin gözlem yeteneği, eleştirel bakış açısı ve güçlü anlatım becerisi gerektirdiğini söyledi. Mesleki başarıyla birlikte tevazunun da korunması gerektiğine işaret eden Bilgin, unvan ve ödüllerin geçici olduğunu, asıl önemli olanın insan kalabilmek olduğunu dile getirdi. Sevgi ve tevazunun yaşamındaki iki temel değer olduğunu belirten Bilgin, gazetecilerin meslekte ilerledikçe kendilerini sorgulamaları gerektiğini kaydetti. Güvenilir gazeteci olmakla tanınmış gazeteci olmanın aynı anlama gelmediğini vurgulayan Bilgin, gerçek başarının insanların güvenini kazanmakla ölçüldüğünü ifade etti. Hayatındaki en büyük zenginliğin dostları olduğunu söyleyen Bilgin, genç gazetecilere dürüstlükten, dayanışmadan ve insanlıktan vazgeçmemeleri tavsiyesinde bulundu. Konuşmasının sonunda salondakilere seslenen Bilgin, “Bugün mutlaka bir insana dokunun” diyerek sözlerini tamamladı.

 “Gazetecilik Toplumun Aynasıdır”

Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan da konuşmasında gazeteciliğin toplumun kendisini değerlendirmesindeki rolüne dikkat çekti. Gazeteciliği bir toplumun kendisini gördüğü aynaya benzeten Özkan, bu aynanın kırılması durumunda toplumun gerçekleri doğru değerlendirme yeteneğini kaybedebileceğini belirtti. Özkan, “Bir ülkenin en büyük iletişim altyapısı internet ağı değil, insanların birbirine duyduğu güvendir” diyerek gazetecilerin bu güvenin oluşmasındaki rolüne işaret etti. Günümüzde haberlerin çok hızlı yayıldığını ve insanların çoğu zaman olayların tüm ayrıntıları ortaya çıkmadan kanaat oluşturduğunu belirten Özkan, gazetecilikte hız kadar doğruluğun da önemli olduğunu vurguladı.

“Gazeteciliğin En Zor Görevlerinden Biri Bazen Beklemektir”

Bilginin doğrulanmadan yayımlanmasının ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çeken Özkan, gazetecilerin haberlerini yayımlamadan önce kaynakları sorgulaması, farklı kaynaklara başvurması ve olayların gerçek boyutunu araştırması gerektiğini ifade etti. Yanlış bir haberin ardından yayımlanan düzeltme veya tekzibin ortaya çıkan zararı her zaman ortadan kaldıramayacağını belirten Özkan, doğruluğun haberin sonradan eklenen bir unsuru değil, başlangıç noktası olması gerektiğini söyledi. Özkan, “Gazeteciliğin görevi ilk konuşan olmak değil, toplumun güvenini kazanacak doğru sözü söyleyebilmektir” ifadelerini kullandı. Bir haberin değerinin yalnızca kaç kişiye ulaştığıyla ölçülemeyeceğini kaydeden Özkan, asıl ölçütün haberin insanları gerçeğe ne kadar yaklaştırdığı olduğunu dile getirdi.

Şiddet Haberlerinde Dilin Önemine Dikkat Çekti

Son dönemde özellikle okullarda yaşanan şiddet olaylarının kendisini derinden üzdüğünü belirten Özkan, gazetecilerin bu tür olayları aktarırken hassas bir denge gözetmesi gerektiğini söyledi. Şiddet olaylarının haberleştirilmesinin, sorumluların araştırılması ve ihmallerin ortaya çıkarılması açısından önemli olduğunu ifade eden Özkan, kullanılan dilin şiddeti normalleştirmemesi gerektiğine dikkat çekti. Özkan, “Şiddeti haber yapmak başka bir şeydir, şiddeti yeniden üreten veya normalleştiren bir dil kullanmak başka bir şeydir” diyerek gazetecilerin haber dilindeki sorumluluğunu vurguladı.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız