Türkiye, Çin ve Hindistan’dan sonra en fazla domates üreten ülke konumunda yer alırken, uygulanan yanlış politikalar nedeniyle her 2 yılda bir derin bir krizle yüzleşiyor. Tarım Yazarı Ali Ekber Yıldırım, Youtube kanalındaki yayında domatesteki krize dikkat çekerek, sanayi tipi domates hasadının başladığı Ege bölgesinde, özellikle İzmir'in Torbalı, Tire ve Menemen ilçelerindeki üreticilerin ürünlerini satamamaktan, fiyatların düşüklüğünden ve artan maliyetlerden şikayet ettiğini belirtti. Çiftçiler fabrikaların aşırı yüksek fire oranları belirleyerek kendilerini mağdur ettiğini, salça üreticileri ise geçmişteki ihracat kısıtlamaları yüzünden pazarların kaybedildiğini ve döviz kurunun baskılanması nedeniyle küresel ölçekte rekabet edemediklerini savunuyor.
Öte yandan birçok meyve ve sebzede Türkiye'nin lideri konumundaki Antalya, tek başına ürettiği 2,7 milyon ton domates ile ülke üretiminin yüzde 33'ünü karşılıyor. Salçalık domates üreticisi kriz yaşarken, ağırlığın sofralık domateste olduğu Antalya'daki durumu Antalya Ticaret Borsası (ATB) Taze Meyve ve Sebzeciler Meslek Komitesi Başkanı Fevzi Atşan değerlendirdi.
Bu Yıl Rekor Fiyatlar Çiftçiyi Batmaktan Son Anda Kurtardı
Salçalık domatesteki krizden ekim türü sebebiyle sıyrılan Antalya'da, 2026 yılının ilk yarısında sofralık domateste tarihin en yüksek fiyatlarının görüldüğünü ifade eden Fevzi Atşan, bu durumun doğal afetler sonucu ortaya çıkan ürün azlığından kaynaklandığını söyledi.
2026 yılındaki yüksek domates fiyatları olmasaydı çiftçilerin konkordato ilan eden şirketler gibi tamamen batacağını söyleyen Atşan, "Bu sene 2026 yılında Ocak ayından Mayıs sonuna kadar domates tarihinde görmediği fiyatları gördü. Bazı bölgelerde büyük afetler oluşunca domates fiyatları zirve yaptı. 2026 yılında çok fazla domates ihracatı olmadı. Ama iç pazarda ürünün eksikliğinden dolayı fiyatlar yüksek oldu. Çiftçi güzel para kazandı. Eğer ki bu sene domates para etmeseydi, nasıl şu anda Türkiye'de konkordatolar aşırı biçimde artıyor, çiftçi de batmıştı. Çiftçinin ürünü 2026 yılında para etmeseydi, çiftçi yiyecek ekmeğe muhtaç olurdu" şeklinde konuştu.

İhracat Olmazsa Çiftçiyi Gelecek Yıl Kriz Bekliyor
Halcilik mesleğindeki 42 yıllık tecrübesinde böyle bir tabloyla karşılaşmadığını belirten Atşan, "42 senelik halciyim, ben hiç böyle bir fiyatlar görmedim. Çiftçi bu yıl para kazandı ama ihracat olmazsa gelecek yıl kriz bekleniyor. Bizim ürettiğimizi mutlaka ihraç etmemiz lazım. İhracat yapmazsak bu sene sıkıntı olmasa seneye sıkıntı olacak. Bizim bir tarımımız var, bir turizmimiz var. Tarımda sattığımız, yetiştirdiğimiz ürünleri satarsak yurt dışına döviz girdisi alırız. Domates üreticisinin en büyük beklentisi ihracat olması" sözleriyle ihracatın hayati önemine dikkat çekti.

Maliyetler Ürünleri Dalında Bırakacak! Narenciyeyi Bekleyen Tehlike
Atşan, yaklaşan narenciye sezonu ve genel ekonomi için karanlık bir tablo çizdi, “Maliyetler aşırı yüksek. Bir işçinin maliyeti günlük 1500 ile 2000 lira arasında. Önümüzdeki dönemde portakal, mandalina olacak, vallahi ağacında kalacak. Niye biliyor musunuz? Toplatma parası maliyetini kurtarmayacak. Valencia portakal var şimdi buzhanelerde 15 lira kilosu. Portakal herkesin elinde patladı” dedi.

Ekim Ayından Sonra Resesyon Beklentisi
Yüksek kredi faizleri, düşen alım gücü ve artan maliyetlerin tüm tarım sektörünü bir kilitlenmeye doğru sürüklediğini belirten Atşan, yılın son çeyreğinde büyük bir ekonomik daralma beklediğini açıkladı.
İnsanların beslenme alışkanlıklarının dahi alım gücüne bağlı olarak değiştiğini dile getiren Atşan, "Kendi adıma Ekim ayından sonra ülkede resesyon olacağını düşünüyorum. Ekim'den sonra büyük bir çökme olacağını düşünüyorum. Çünkü hiç kimsenin elinde para yok, insanlar aşırı derecede krediye girmiş vaziyette. Bu kredi faizleriyle bu ülkenin insanları ayakta kalamaz. Biz kendi toprağımızı işleyemeyeceğiz. Buğday ekiyorsun, gübre kaç para, satılan buğday kaç para? Ukrayna, Rusya savaş yapıyor, biz onlardan buğday alıyoruz. Savaştaki ülkeden biz buğday alıyoruz. Böyle bir saçma bir şey olabilir mi? Bizim gemilerimiz oradan buğday almak için, çekirdek almak için gidiyorlar, orada vuruluyorlar. Niye gidiyorlar? Mecbur. Yok, burada yok. Ekmiyor çünkü kimse. Trakya eskiden ayçiçeği merkeziydi. Şimdi kimse ekmiyor. Tarımda faaliyet gösterenler çalışırken batıyor. Yani işimiz önümüzdeki dönemde zor" diye konuştu.
Tüketimde Büyük Değişim
Türkiye'de insanların yeme içme kültürünün minimuma düşeceğini de öngören Fevzi Atşan, "Şimdi karpuz satılmıyor. Eskiden biz karpuzu çuvalla alırdık, somyanın altına koyardık, yerdik. Şimdi kimse almıyor. Alım gücü düştükçe yemek kültürü de değişiyor. Eskiden 5 tane karpuz alan şimdi bir tane alıyor. Eskiden 2 kilo alıyordu, şimdi yarım kilo alıyor. Satılmıyor yani. Pazarda insan yok neredeyse. Yani gidişat hoş değil" diyerek sözlerini tamamladı.

Ukrayna Pazarındaki İhracat Yasağına Karşı İdari Sessizlik
Dış pazarda yaşanan kayıpların ihracatçının hatasından kaynaklanmadığını ve diplomatik kanallarla çözülmesi gerektiğini vurgulayan Fevzi Atşan, Ukrayna ile yaşanan sorunun çözümsüz bırakılmasını eleştirdi. Sorunu Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'ne aktardıklarını ancak sonuç alamadıklarını belirten Atşan, "Ukrayna'da bir tedarikçi firma mahkeme açtı, 10 yıl Türkiye'ye ihracat yasağı getirtti. Ukrayna bizim için güzel bir pazardı, kaybettik. O konuda ihracatçının hiçbir suçu yoktu. Yasak halen devam ediyor ve devletten bu yönde adım yok. Biz kendi adımıza Odalar ve Borsalar Birliği'ne bunu bildirdik ama hiç kimse müdahale etmiyor" ifadelerini kullandı.
"Pestisit Denetimlerinde Caydırıcı Yaptırım Şart"
Diğer yandan ihracat pazarında Türk ürünlerinin imaj kaybına uğramaması için tarım ilacı kalıntısı (pestisit) meselesinin kökten çözülmesi gerektiğini savunan Atşan, cezaların para cezasıyla sınırlı kalmaması gerektiğini ifade etti.
Saha çalışmalarının artırılması gerektiğini söyleyen Atşan, "Tarım İl Müdürlükleri, İlçe Müdürlükleri sahada çiftçiyi bilgilendirmeli. Pestisit olayına da bir çözüm bulmamız lazım artık. Yoksa pestisitsiz ürün göndersek dahi almayacaklar. Çünkü adımız çok fena kötüye çıktı. Pestisitli ürünlere yönelik cezalar arttırılmalı. Yani ürününde iki sefer pestisit çıktıysa para cezası kesmeyeceksin, ürünü imha edeceksin. En güzel çözüm budur. Caydırıcı olması lazım cezaların" dedi.
İç Pazarda Pestisit Denetimleri
İç pazarda pestisit kontrollerine değinen Fevzi Atşan, "İç pazarda satılan ürünün de pestisit yönünde takip edilmesi lazım. Avrupa'daki insan, Rusya'daki insan sağlıklı ürün yiyorsa bizim vatandaşımızın da sağlıklı ürün yemesi lazım. Madem kontrol olacak, bütün her yerde kontrol olmalı" açıklamasını yaptı.