Türkiye’nin gündemini sarsan vahşi olaylarda Şanlıurfa'da bir lisede saldırıda 16 kişi yaralanırken ardından Kahramanmaraş'ta da bir okulda silahlı saldırı düzenlendi. Saldırıda 1'i öğretmen ve 8'i öğrenci olmak üzere 9 kişi hayatını kaybetti. Yaşanan gelişmelerin ardından Antalya Meslek Odaları Eşgüdüm Kurulu 15 Nisan 2026 tarihinde İnşaat Mühendisleri Odası Antalya Şubesi’nde bir araya gelerek basın açıklaması yaptı.
“BU OLAYLAR MÜNFERİT DEĞİL”
Kurul tarafından yapılan açıklamada, eğitim kurumlarında artan şiddet olaylarının büyük bir kaygıyla takip edildiği vurgulandı.
“Ülkemizde son günlerde eğitim kurumlarında yaşanan ve kamu vicdanını derinden yaralayan şiddet olaylarını büyük bir üzüntü ve kaygıyla takip ediyoruz. Önceki gün Şanlıurfa’da, dün Kahramanmaraş’ta yaşanan acı olaylar; eğitim sistemimizin yalnızca güvenlik boyutuyla değil, tüm bileşenleriyle yeniden ve ciddiyetle ele alınması gerektiğini açıkça ortaya koymuştur. Bu yaşananları “münferit olaylar” olarak nitelendirip geçiştirmek mümkün değildir. Karşı karşıya olduğumuz tablo; eğitimden güvenliğe, okul fiziki koşullarından personel yeterliliğine, rehberlik hizmetlerinden öğretmenlerin sosyal ve çalışma haklarına kadar pek çok alanda alarm verdiğini göstermektedir.”

“SORUNUN KÖKÜ AİLEDEN BAŞLIYOR”
Kurul, eğitimin sadece okulda başlamadığını vurgulayarak aile yapısına dikkat çekti. Kurul, “Ancak bilinmelidir ki eğitim yalnızca okulda başlamaz. Eğitim, insanın karakterinin şekillendiği ilk yer olan ailede başlar. Çocuk; sevgiyi, saygıyı, empatiyi, sınır koymayı, birlikte yaşamayı ve toplumsal sorumluluğu önce aile ortamında öğrenir. Aile içinde yeterince desteklenmeyen değerler eğitiminin yalnızca okuldan beklenmesi gerçekçi değildir. Şiddetin sıradanlaştığı, öfkenin normalleştiği, toplumsal dilin sertleştiği bir ortamda; çocukların bundan etkilenmemesi düşünülemez. Bu nedenle yaşanan sorunların çözümünü yalnızca okul güvenliğini artırmakta aramak yeterli değildir. Elbette güvenlik tedbirleri önemlidir; ancak kalıcı çözüm için sorunun kökenine inilmesi zorunludur. Aile yapısından toplumsal kültüre, eğitim politikalarından okul ortamlarına kadar bütüncül bir yaklaşım benimsenmelidir” diye vurguladı.

“ÖĞRETMENİN İTİBARI YENİDEN SAĞLANMALI”
Toplumda öğretmene verilen değerin zayıfladığına dikkat çekilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi: “Okullarımızda akran zorbalığını önleyici çalışmalar yaygınlaştırılmalı; öğrencilerin sosyal-duygusal gelişimlerini destekleyen, etik değerleri, empatiyi, toplumsal sorumluluğu ve birlikte yaşam kültürünü merkeze alan eğitim programları güçlendirilmelidir. Rehberlik hizmetleri artırılmalı, psikososyal destek mekanizmaları etkinleştirilmeli, eğitim kurumlarının fiziki ve personel altyapısı çağın gereklerine uygun hale getirilmelidir. Öte yandan toplum olarak geçmişte öğretmene duyulan saygının ve eğitime verilen değerin çok daha güçlü olduğu dönemleri hatırlıyoruz. Öğretmenin itibarsızlaştırıldığı, eğitim kurumlarının değersizleştirildiği bir ortamda sağlıklı nesiller yetiştirmek mümkün değildir. Öğretmene ve eğitime duyulan saygının yeniden toplumsal bir değer haline getirilmesi hepimizin ortak sorumluluğudur.”
“SORUMLULAR HESAP VERMELİ”
Kurul, yaşanan saldırıların ardından ihmali olanların ortaya çıkarılması gerektiğini vurguladı: “Küçücük canlarımızı kaybettiğimiz, eğitim kurumlarında şiddetin yaşam hakkını tehdit edecek boyutlara ulaştığı bu acı olayların ardından; gerekli idari ve hukuki sorumlulukların açıkça ortaya konulması, ihmali bulunanların hesap vermesi ve kamu vicdanını rahatlatacak adımların atılması zorunluluktur.”

“BÜTÜNCÜL EĞİTİM POLİTİKASI ŞART”
Açıklamanın sonunda, çocukların güvenli bir ortamda eğitim alabilmesi için kapsamlı bir çağrı yapıldı: “Antalya Eşgüdüm Kurulu olarak; çocuklarımızın fiziksel, psikolojik ve sosyal güvenliğini esas alan, ailenin eğitimdeki belirleyici rolünü güçlendiren, öğretmeni ve eğitim kurumlarını destekleyen, bütüncül, sürdürülebilir ve bilim temelli eğitim politikalarının ivedilikle hayata geçirilmesi çağrısında bulunuyoruz. Çocuklarımızın güvenli, sağlıklı ve nitelikli bir eğitim ortamında yetişmesi; yalnızca eğitim kurumlarının değil, ailelerin, kamunun ve tüm toplumun ortak sorumluluğudur.”
