Antalya’da kışın gelmesiyle beraber her yıl olduğu gibi bu yılda yaşanan sağanak yağmurlar hayatı felç etmeye devam ediyor. Geçen yıl bir yurttaşın ölümüne sebep olan felaket Antalyalı vatandaşların yakasından ayrılmıyor. TMMOB Harita Kadastro Mühendisleri Odası Antalya Şubesi yaşanan su baskınları ve şiddetli yağışlar hakkında açıklama yaptı. Açıklamasında gerçekleşen felaketlerin doğa olayı olmasının yanı sıra altyapısı hazır olmayan bölgelerin yapılaşmaya açılmasının ve kırmızı kot uygulamasına dikkat çeken Harita Kadastro Mühendisleri Odası Antalya Şubesi, “Son günlerde Antalya genelinde etkili olan şiddetli yağışların ardından birçok mahallede yaşanan su baskınları, bir kez daha yaşanan sorunların doğa olaylarından değil; eksik, parçalı ve güncelliğini yitirmiş uygulamalardan kaynaklandığını açıkça ortaya koymuştur. Özellikle altyapısı tamamlanmadan yapılaşmaya açılan alanlarda, kırmızı kot uygulaması yapılmaksızın düzenlenen imar parselleri; yağmur sonrası yüzey sularının yapı temellerine, bodrum katlara ve sokaklara dolmasına neden olmakta, bu durum hem can ve mal güvenliğini tehdit etmekte hem de kamu kaynaklarının tekrar tekrar aynı sorunlara harcanmasına yol açmaktadır” ifadelerini kullandı.
“Antalya İçin Artık Kabul Edilebilir Değildir”
İmar parsellerinin kırmızı kot uygulaması yapılmadan uygulanıyor olmasının kabul edilebilir olmadığını vurgulayan HKMO Antalya, “Bugün gelinen noktada; altyapılı imar parseli kavramının, kırmızı kot çalışması yapılmadan uygulanıyor olması; gelişimi hızlı, topoğrafyası karmaşık ve iklim krizinden doğrudan etkilenen Antalya için artık kabul edilebilir değildir. Yağış sonrası yaşanan su baskınlarının büyük bölümü, doğal afet olmanın ötesinde; önceden öngörülebilir ve doğru mühendislik önlemleriyle rahatlıkla engellenebilir sorunlardır” açıklamasını yaptı.

Antalya Dahil 33 İlde IŞİD Operasyonu! 233 Şüpheli Yakalandı
“Yaşanan Su Baskınları Bir ‘Sürpriz’ Değildir”
Açıklamada altyapısı tamamlanmadan verilen ruhsatların planlama kusuru olduğunu belirten HKMO Antalya, “Buradan açıkça ifade ediyoruz, kırmızı kot uygulaması yapılmadan yapılaşmaya açılan mahallelerde yaşanan su baskınları bir “sürpriz” değildir. Altyapısı tamamlanmadan verilen yapı ruhsatları ciddi bir planlama kusurudur. Bu konuların hâlâ tartışılıyor olması, Antalya ölçeğinde bir kent için kabul edilebilir değildir” ifadelerini kullandı.
“Yürütülen Altyapı Projeleri Yetersiz Kalmakta”
Antalya’nın planlama ve altyapı çalışmalarının 20 yıl öncesine ait haritalardan yapıldığını aktaran Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası Antalya Şubesi, “Kentin planlama ve altyapı çalışmalarının yaklaşık 20 yıl öncesine ait halihazır harita verileri üzerinden yürütülmesi, yaşanan sorunların temel nedenlerinden biridir. Antalya gibi her yıl hızla değişen, büyüyen ve dönüşen bir kentte; halihazır harita verilerinin neredeyse her yıl güncellenmesi gerekirken, mevcut verilerle yürütülen planlama, altyapı projeleri ve mühendislik çalışmaları yetersiz kalmakta; yanlış kotlar, hatalı drenaj kararları ve uyumsuz uygulamalar kaçınılmaz hale gelmektedir” açıklamalarında bulundu.

Antalya’nın İhracatı Geçen Yılın Aynı Dönemine Göre Ne Oldu?
Çözüm Önerilerini Sıraladı
Çözüm önerilerini sıralayan HKMO Antalya, “Çözüm açıktır altyapısı tamamlanmadan yapı ruhsatı verilmemelidir. Kırmızı kot uygulaması, imar süreçlerinin vazgeçilmez ve zorunlu bir bileşeni haline getirilmelidir. Antalya’nın tamamını kapsayan güncel halihazır harita çalışmaları ivedilikle başlatılmalı; Antalya Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde, ilçe belediyeleriyle tam koordinasyon içinde tamamlanmalıdır. Planlama, altyapı ve projelendirme süreçleri güncel, doğru ve bilimsel verilere dayandırılmalıdır” ifadelerini kullandı.
“Geciken Her Adımın Bedelini Antalya Ödüyor”
Açıklamasının sonunda İş birliğine açık olduğunu belirten HKMO Antalya, “Antalya’nın daha güvenli, daha yaşanabilir ve sürdürülebilir bir kent haline gelmesi için yürütülecek her bilimsel ve kamusal çalışmada, bilgi ve mesleki birikimimizle iş birliğine açık olduğumuzu kamuoyuna ve ilgili tüm kurumlara ilan ediyoruz. Bu sorunları her yağış sonrası yeniden konuşmak yerine, kalıcı ve doğru çözümler üretmek mümkündür. Gecikmiş her adımın bedelini ise Antalya halkı ödemektedir.” açıklamasını yaptı.