Antalya’nın geleceğini şekillendirecek kentsel dönüşüm politikalarının ele alındığı panelde birçok kritik başlık masaya yatırıldı. Akademisyenler, meslek odaları, kamu temsilcileri ve sektör paydaşları, Antalya’nın geçmişinden geleceğine uzanan kapsamlı bir dönüşüm perspektifini tartıştı.
“Antalya’nın Geleceğini Tartışmak İstiyoruz”
Panelin açılış konuşmasını yapan ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman, kentsel dönüşümün yalnızca yapı yenilemeden ibaret olmadığını vurguladı. Hacısüleyman konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
“Ben 2050'de yaşayacak mıyım, yaşamayacak mıyım diye kimse düşünmüyor. Çünkü hepimiz vakti çalışıyor ve diyoruz ki yaşadığımız şehrin gidişatı nereye doğru, nasıl bir şehirde yaşamak istiyoruz veya nasıl bir şehirde yaşamak istemiyoruz. Dolayısıyla bu kentsel dönüşüm, dönüşümle beraber acaba değişim sorusunu da mı birlikte bitiriyor? Yani sadece dönüştürmek mi yoksa komple değiştirmek mi diye bir çözüm olabilir mi diye bugün tartışmak istiyoruz. Riskli yapı stoklarımızla ilgili çok değerli bilgiler edineceğiz Antalya'yla ilgili. Ama risk elimiz tabii sadece binanın çökmesi veya çökmemesi anlamında değil. Biz aynı zamanda bugün bu işin sosyal etkilerini de tartışmak istiyoruz.”

“Mahalle Kültürü de Dönüşümün Bir Parçası mı?”
Kentsel dönüşümün sosyal boyutuna dikkat çeken Hacısüleyman, parsel, ada ve mahalle ölçeklerinde farklı yaklaşımların tartışılması gerektiğini belirterek şunları söyledi:
“Parsel bazında mı dönüşüm istiyoruz, mevcut binayı yıkıp yeniden mi yapılmasını istiyoruz yoksa yaşamımızın değişik parçalarını da mı değiştirmek istiyoruz veya istemiyoruz. Mahalle kavramı veya mahalle sakinleri kavramının kentsel dönüşümüne beraber sosyal etkilerini de belki tartışmak gerekebilir. Ada bazında mı isteyelim dönüşmeyi veya değişimi yoksa mahalle bazında mı istemek gerekiyor? İstemek bir tarafı, bunu yönetebilmek ve kurumlar arasında iş birliğini sağlamak tabii işin diğer tarafı.”
ATSO Başkanı'ndan 2026 İçin Ekonomide İhtiyatlı Olma Çağrısı: 2027 Daha İyi Görünüyor Ama
“Bu Salonda Tüm Paydaşlar Var”
Panele geniş bir katılım olduğunu vurgulayan Hacısüleyman, sürecin ortak akılla yürütülmesi gerektiğini belirterek konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Dolayısıyla bugün bu salona geldiğiniz için hepinize çok teşekkür ediyorum. Bütün paydaşlarımız burada. Hem iş insanlarımız burada, inşaat sektörümüzün değerli üyeleri burada, meclis üyeleri burada, inşaat sektörünü temsil eden sivil toplum kuruluşlarımız burada, meslek odalarımız burada, bakanlıklarımızın temsilcileri burada, yerel yönetim temsilcilerimiz burada ve çok kaliteli bir bilgiye sahip bir topluluk görüyorum karşımda. Bugün bu çalışmanın çok verimli olacağına inanıyorum. Bugün buradan çıkacak olan çıktıların da bir özetini hep beraber değerlendirebilmek istiyorum ve bunları katılımcı olarak sizlere göndermek istiyorum.”
“Bu Yalnızca Antalya’nın Değil, Türkiye’nin Meselesi”
Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Başdanışmanı Dr. Cem Oğuz, kentsel dönüşümün planlı, insan odaklı ve mevzuata uygun biçimde yürütüldüğünü vurguladı. Antalya Deprem Master Planı’nın 2026 yılında tamamlanacağını belirten Oğuz, kentsel dönüşümün yalnızca mevcut yapı stoğunu değil, gelecek kuşakların yaşam kalitesini doğrudan etkileyen stratejik bir konu olduğuna dikkat çekti.
Kurumlar Arası İş Birliği Masaya Yatırıldı
ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman moderatörlüğünde düzenlenen “Antalya 2050 Vizyonu Arama Konferansı Işığında Geleceğin Şehirciliği” panelinde, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Kentsel Dönüşüm Başkanlığı Riskli Yapılar Daire Başkanı Serdar Canikli katılımcılarla bir araya geldi. Panelde, kentsel dönüşüm mevzuatına ilişkin güncel bilgiler paylaşılırken; uygulama süreçleri, riskli yapı tespitleri, dönüşüm modelleri ve sahada karşılaşılan sorunlar kapsamlı biçimde ele alındı. Canikli, sürecin etkin ilerleyebilmesi için kurumlar arası iş birliğinin kritik önem taşıdığını vurguladı.
“Bütüncül Planlamayla Şekillenmeli”
Şehir Plancısı ve Kentsel Strateji Kurucu Ortağı Ali Faruk Göksu, Antalya’nın gelecek vizyonuna dair yaptığı sunumda kentin büyüme dinamikleri, mekânsal planlama yaklaşımları, iklim kriziyle uyumlu şehircilik anlayışı ve sürdürülebilir kentsel dönüşüm konularında değerlendirmelerde bulundu. Göksu, Antalya’nın geleceğini belirleyecek planlama adımlarının bütüncül bir perspektifle ele alınması gerektiğini ifade etti.
Riskli Yapı Stoku ve Uygulama Süreçleri Ele Alındı
TMMOB Mimarlar Odası Antalya Şubesi Geçmiş Dönem Başkanı Osman Aydın moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelde; TMMOB Şehir Plancıları Odası Antalya Şube Başkanı Doç. Dr. Engin Kepenek, Kentsel Dönüşüm Başkanlığı Antalya Kentsel Dönüşüm Müdürlüğü’nden Ersin Aksoy ve TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Mehmet Soner Akdoğan yer aldı. Panelde, kentsel dönüşüm uygulama örnekleri, planlama ve uygulama süreçleri, güncel mevzuat ile kentteki riskli yapı stoku hakkında kapsamlı bilgiler paylaşıldı.
Hukuk ve Sigorta Boyutlarıyla Kentsel Dönüşüm
ATSO Yönetim Kurulu Üyesi Özgür Karagöz moderatörlüğünde düzenlenen bir diğer panelde ise Türkiye Sigortacılar Birliği Başkan Yardımcısı Ahmet Yaşar ile Antalya Barosu Çevre ve İmar İzleme Kurulu Başkanı Av. Duygu Kozanoğlu konuşmacı olarak yer aldı. Panelde, kentsel dönüşüm sürecinin hukuki altyapısı, mülkiyet hakları, sigorta uygulamaları, risk yönetimi ve tarafların sorumlulukları ayrıntılı şekilde ele alındı.

Cem Arüv: “Antalya 2 Bin Yıl Önce Planlandı”
Panelde konuşan Çevre Mühendisleri Odası Antalya Şubesi eski Başkanı Cem Arüv ise Antalya’nın tarihsel planlama sürecine dikkat çekti. Arüv konuşmasına şu sözlerle başladı:
“Değerli Başkanım, bakanlığımızın değerli temsilcileri, sivil toplum örgütlerimiz, hepiniz hoş geldiniz. Az önce başkanım konuşmasında ifade etti. Birbirinden farklı pek çok görüşü içeren konuları değerlendireceğiz kentsel dönüşüm kapsamında. Ama ben tüm bu konuşmaların alt temsilini oluşturacak nitelikte bir sunumla başlamak istiyorum. Bugüne kadar parça parça duyduğumuz konuları, bir çatı altında, bir planlama mantığı içerisinde değerlendirmemiz gerektiğini düşünüyorum. Çünkü birbirinden bağımsız değil.”
“Bu Şehri Romalılar Planladı”
Antalya’nın tarihsel gelişimine değinen Arüv, kentin Roma dönemindeki planlamasına dikkat çekerek şunları söyledi:
“Az önce başkanım dedi ki, 2 bin yıl önce bu şehri planlayanlar vardı, 2 bin yıl sonra biz bu şehri nasıl yönlendireceğiz diye düşünüyoruz. Evet arkadaşlar, bu şehri 2 bin yıl önce Romalılar planladı. Milattan sonra 100’lü yıllarda Romalılar bu şehri kurmakla ilgili bir aksiyon aldı. Roma’nın bir medeniyet kurabilmesi için üç şeye ihtiyacı vardı: su, taş ocağı ve bağ. Bunların hepsi Antalya’da vardı.”

“Su Kanalları, Yollar ve Kent Aksları Bilinçli Planlandı”
Antalya’nın su sistemleri ve ulaşım akslarının tarihsel sürekliliğine dikkat çeken Arüv, Roma döneminden günümüze uzanan planlama anlayışını anlattı:
“Bakın yukarıdan gelen bir Düden Çayı var. Normalde kendi yatağında akan bir çay. Ama şehir planlamasıyla birlikte kente doğru yönlendirilmiş. Kızılırmak üzerinden, Şarampol’den aşağıya doğru akmış ve 1980’li yıllara kadar bu şekilde devam etmiş. Bugün Boğaçayı dediğimiz yerde aslında Karaman Çayı ve Doyran Çayı vardı. Zaman içerisinde bunları birleştirmişiz. Yollar, su kanalları, kale çevresi… Hepsi bilinçli bir planlamanın ürünü.”
“Antalya Bir Gravür Gibi Okunmalı”
Antalya Kalesi ve çevresindeki tarihi yapıları anlatan Arüv, görsel sunum eşliğinde konuşmasını sürdürerek şu ifadeleri kullandı:
“Burası Antalya Kalesi arkadaşlar. Hıdırlık Kulesi, Zincir Kulesi, surlar… Geceleri düşman girmesin diye zincir çekilen kuleler vardı. Bugün bunların kalıntılarını hâlâ görebiliyoruz. Bu bir gravür çalışması ama inanılmaz bir şehir planı görüyorsunuz.”
ATSO Meclisi’nde Hafriyat Bombası: 3 Milyarlık Yolsuzluk Neden Konuşulmuyor?