Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin verdiği kararla hukuki bir hareketlilik yaşayan CHP’de, görevden uzaklaştırılan Özgür Özel liderliğindeki "değişimci" kanat ile göreve iade edilen önceki Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu arasındaki liderlik ve kurultay trafiği sert açıklamalarla tamamen bir güç savaşına dönüştü.
Özel’den Net Rest: "Önce Gazete İlanını Okumam Lazım"
Grup başkanlığı seçimi ve tüzük formüllerinin ardından kameralar karşısına geçen Özgür Özel, Kemal Kılıçdaroğlu ile aralarındaki iletişim kanallarına dair net bir sınır çizdi. Kılıçdaroğlu ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdiklerini doğrulayan Özel, yüz yüze görüşmek için kurultay kararının resmiyet kazanması gerektiğini belirterek şu demeci verdi:
"Biz dün telefonda birbirimize görüşlerimizi ifade ettik. Şimdi teknik arkadaşların görüşmeleri yapma zamanı. Ondan sonrasında kurultay kararı alındıktan sonra, ben bundan önce defalarca Sayın Kılıçdaroğlu'yla yüz yüze görüştüm, büyük bir memnuniyetle o zaman yine görüşürüm. Ama 40 gün sonraki kurultay kararını, gazete ilanını okumam lazım. Ondan sonra elbette önceki genel başkanımızla yüz yüze de görüşürüz, oturur sohbet de ederiz. Ama gazetede kurultay kararının ilanını okuduktan sonra."
"Sokağın Sesini Duyuyorsunuz, 40 Gün İçinde Karar Şart"
Konuşmasında, Kılıçdaroğlu’nun 40 günlük yasal süre içinde seçimli bir kurultay kararı almasının herkesin menfaatine olduğunu dile getiren Özel, sokaktaki tepkilere de dikkat çekerek uyarılarını şu sözlerle sürdürdü:
"Kemal Bey bu konuyu arkadaşlarımızla görüşecek. 40 gün içinde kurultayla ilgili o bir karar verir ve bir adım atarsa bu hem partimiz için, hem ülkemiz için ama en çok da kendisi için en doğru karar olacak. Çünkü ben gerçekten üzülüyorum bazı sloganlara, bazı tepkilere. Sonuçta bunlar partimizde geçmişte seçilerek genel başkanlık yapmış birisine yönelen tepkiler ve sokağın sesini duyuyorsunuz, görüyorsunuz arkadaşlar. O yüzden 40 gün sonraya en kısa sürede kurultayla ilgili adımı Kemal Bey'in atması ya da bu adımı müştereken atmamız partinin de Kemal Bey'in de menfaatine. Yoksa biz bu noktada bize Siyasi Partiler Kanunu'nun, tüzüğün verdiği tüm imkanları kullanarak en kısa sürede kurultay için adımlarımızı atacağız zaten."
Belediye Başkanları Üzerinden "Ahlaksız Operasyon" Tepkisi
Kemal Kılıçdaroğlu’nun son dönemde dile getirdiği "ahlaki eleştiriler" konusuna da çok sert bir parantez açan Özel, CHP'li belediye başkanlarına yönelik iktidar baskılarını hatırlatarak partililere siper oldu:
"Cumhuriyet Halk Partisi tarihinde çok haksız eleştiriler aldığı, hatta bazen çok haksız, çok ahlaksız operasyonlardan sonra görev değişiklikleri olduğu doğrudur. CHP'ye ahlaksızlık yapılıyor doğru, ama bize karşı yürütülen bu gayriahlaki operasyonları kıymetlendiren bir söyleme ben kıymet vermem. Söyleniyor, soruluyor; 'Efendim hakkında suçlama olan belediye başkanlarımızın üyeliklerini askıya alma...' Bir ara böyle bir yola çıkış falan söyleniyordu.
Örneğin Bayrampaşa Belediye Başkanı; 3 kez kendisine 'AK Parti'ye geç, Cumhur İttifakı'na geç operasyon yapmayalım' dediler, geçmedi diye Silivri'de yatıyor. Şimdi biz bu arkadaşımızı partiden mi uzaklaştıracağız? Ekrem İmamoğlu bu iktidarı rahatsız edip cumhurbaşkanı adayı olup iktidara yürüyor olmasaydı, 'Ben aday falan değilim, tamamım' dese zaten içeride kalmazdı. Onun suçu AK Parti'yi yenme suçu ve CHP'li olmak! Hakan Bahçetepe için 9 ay iddianame yazamadılar. Şimdi biz bu arkadaşları ahlaksızlıkla suçlayacağız ve bunun üzerinden üyeliğini askıya alacağız öyle mi? Ben Ekrem İmamoğlu'nun yanında durduğum için de, bütün arkadaşlarımın yanında durduğum için de hiçbir zaman mahcup olmayacağım."

Kılıçdaroğlu’ndan Kirlenme Açıklaması
Özgür Özel ve değişimci kanadın bu hamlelerine ve kurultay baskılarına eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’ndan çok sert, adeta meydan okuyan bir karşılık geldi. Siyasetin ahlakla şekillenmesi gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, mevcut parti yönetimine yönelik üstü kapalı ve zehir zemberek ahlak eleştirilerinde bulundu:
Mutlak Bultan kararından önce CHP’nin Eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’nin kirlendiği iması sıcaklığını koruyor. Kılıçdaroğlu, “Kirlenen siyaset önce vicdanı çürütür. Sonra ahlakı yok eder ve en sonunda da gözünü milletin ekmeğine diker. Cumhuriyet Halk Partisi bu milletin yokluk içinden ayağa kalkma iradesidir. Darbeler görmüştür, boyun eğmemiştir; kapatılmıştır, teslim olmamıştır. Bu parti bize bırakılmış bir miras değil, kutsal bir emanettir. Emanet kirletilemez. Emanete kara çalınamaz. Hele ki bu ulu çınarın gölgesi haramın ve kirlenmişliğin sığınağı asla olamaz” demişti.
Kendisine yönelik "susma" çağrılarına ve baskılara da rest çeken Kılıçdaroğlu, ikbal hesabı yapmadığını belirterek, “Benden susmamı veya başka şeyler söylememi bekleyenler var. Beni iyi dinleyin; Kemal Kılıçdaroğlu milletin ve partisinin çıkarlarını kendi ikbali için müzakere etmez. İftiralarınızla, tehditlerinizle vız gelir. Boğazından tek bir haram lokma geçmemiş ve evlatlarına bırakacağı tek mirası verdiği ahlak kavgası olan Bay Kemal'den hiç kimse başka bir şey söylemesini asla beklemesin” ifadeleriyle partideki tüzük ve liderlik savaşının fitilini resmen ateşledi.
