Kalleşçe Öldürülen Türk Başbuğları -34

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Kalleşçe Öldürülen Türk Başbuğları -34

Türk Töre ’sinin 10.000 (on bin) yıl öncesinden Anadolu’da var olduğunu, 7.000 (yedi bin) yıl önceden de Avrupa’da Türk kültür-Töre ’sinin ve Türk kişilerinin var olduğunu ileri süren tezlerle geçmişteki köklerimiz araştırılmaya başlandı. Bilindiği gibi söz konusu tezler günümüzde (özellikle arkeolojik buluntularla) bilimce desteklenmektedir. Gün geçtikçe de yeni buluntularla, neredeyse kanıtlanmış durumdadır… Mustafa Kemal, Sümer Uygarlığının bir Türk uygarlığı olduğunu biliyordu. Bez ve dokuma fabrikaları için kurulan bankaya ‘SÜMERBANK’ adını verdi. Neşili-Hitit (Eti) Uygarlığının da bir Türk uygarlığı olduğunu biliyordu. Madencilik ile ilgili bir banka kuruldu ve adını ‘ETİBANK’ koydu… Türk Milletinin, kendi uzak – derin geçmişinin farkına varmasını istemeyen kötülüğün güçleri ve onların uşakları bu duruma çok kızdılar. Çünkü kendilerinin bir geçmişleri yoktu, her birinin tarihi bin yıldan daha ötelere gitmiyordu… Mustafa Kemal, Türk Milletinin kim olduğunun ve de yeryüzündeki kutsal savaşın farkındaydı. Atatürk’ün kutsal mücadelenin farkında olduğunu kesin olarak anlayan kötülüğün güçleri çok tedirgin oldular. Dahası da vardı; Mustafa Kemal, önce Hatay’ı istiyordu sonra Misakı Milli sınırları içinde gördüğü Kerkük ve Musul’u istiyordu, Kıbrıs ve adalar hakkında da düşünceleri vardı. Kötülüğün güçleri için çok daha kötüsü: Maddi, manevi ve kültürel varlıklarının sömürüldüğünü kavramaya başlayan ulus ve kabilelerin uyanmaya başlamasıydı. Bütün bunlara sebep Mustafa Kemal Atatürk idi. Daha fazla bekleyemezlerdi, ortadan kaldırmaya karar verdiler.
ATATÜRK’ÜN BEDENİNİN ORTADAN KALDIRILMASI
Kötülüğün güçleri, emirleri altındaki uşak kuruluşlarını harekete geçirdiler. Cinayeti işlemesi için Masonlara görev verildi, bir bakıma onlar gönüllü idi.  Atanın yiyecek ve içeceklerine yavaş yavaş zehir katmaya başladılar. Sürekli verilen zehirler bedende bazı sorunlar çıkarmaya başladı. Tedavi için, birkaç ‘Mason’ doktorun önderliğinde tedaviye başlandı. Başkaca doktorlar da tedavi için görev almış olsalar da aslında asıl (sözde) tedavi işini üstlenenler mason doktorlar idi… 1937 yılında Ata, birdenbire daha da kötüleşti. Yapılan tedaviler sürekli zarar veriyordu. Aslında konulan siroz teşhisinin de yanlış olduğu, dolayısıyla kullanılan ilaçların da yanlış olduğu artık günümüzde kesin olarak anlaşılmıştır. O zamanın tıp bilimi ve doktorların bilgi seviyeleri dikkate alındığında, söz konusu yanlış tedavinin kasıtlı olarak yapıldığı anlaşılmış durumdadır… Atatürk iyice bitkin düşmüştür, kendisine danışılmadan ilaç ve doktor getirtilmektedir. O doktorları ve ilaçları istemediğini söylemesine karşın, kimse, özellikle de devletin bazı üst düzey görevlileri onu dinlememişlerdir. Acaba neden?.. Ata’nın son anında yanında bulunan (hiçbir şeyin farkında olmayan iyi niyetli) kişilerin söylediklerine göre: Bir an koma haline girer, öldü sanırlar ama birden nefesi geri gelir, gözlerini açar, başını yana çeviremez ancak gözlerini sağ tarafına çevirerek; “Ve Aleykûmselam” der ve Uçmağa gider... 
Atatürk’ün (kendi deyimiyle) naçiz bedeninin toprak oluşundan yıllar sonra katillerin bazıları yaptıklarını açıkladı. Varnalı Bulgar Yahudi'si 33 dereceli Farmason Avram Benaroyas, Laiki Foni (Halkın Sesi) Gazetesi'nin 1 Ağustos 1948 tarihli nüshasında bakın ne diyor: "O Sarı Lider, kesinlikle ortadan kaldırılacaktı. Amaçlarımıza imha edici darbe vuranların akıbeti, feci şartlar altında ölümdür!" Devam ediyor: : "1937 yılının ortalarında, ismini açıklayamayacağım bir doktor, bazı şöhretlere dayanarak Atatürk'e ilk darbeyi sinir organlarını zaafa düşürmek sureti ile indirdi. Etrafında çember meydana getirdiğimiz Sarı Lider, kendiliğinden bu çemberin içine girip hayatını bize teslim etti."    
DEVAMI VAR
 

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız