Antalya'nın Konyaaltı ilçesine bağlı Çakırlar Aydınlık Mahallesi'nde yıllardır hazine arazileri üzerinde yaşayan ve yapı kayıt belgesi bulunan vatandaşlar, devletin çıkardığı düzenleme kapsamında arazilerini satın almak için Milli Emlak Müdürlüğü'ne başvurdu. Ancak mahalle sakinleri, başvurularının büyük bölümünün yalnızca Devlet Su İşleri (DSİ) 13. Bölge Müdürlüğü'nün verdiği "Su havzası bulunmaktadır, satış mümkün değildir" görüşü nedeniyle reddedildiğini öne sürüyor. Vatandaşlar, aynı bölgede bazı kişilerin tapularını alabildiğini, benzer koşullara sahip diğer başvuruların ise reddedildiğini belirterek uygulamada çifte standart olduğunu savunuyor. Yapı kayıt belgeleri, elektrik ve su abonelikleri bulunan, ecrimisil ödeyen ve 20 yılı aşkın süredir aynı evlerde yaşayan mahalle sakinleri, yaşadıkları mağduriyetin giderilmesini talep ediyor.

Muhtar Emrah Demir: "Olumlu Görüş Vermeyen Tek Kurum DSİ"
Çakırlar Aydınlık Mahallesi Muhtarı Emrah Demir, devletin yapı kayıt belgesi bulunan vatandaşlara hazine arazilerini satın alma hakkı tanıyan düzenlemesinin ardından mahallede çok sayıda kişinin başvuru yaptığını söyledi.
"Devletimiz, yapı kayıt belgesi bulunan vatandaşların hazine arazilerini satın alabilmesine yönelik bir yasa çıkarmıştı. Benim mahallemde de hazine arazisi oldukça fazla. Bu nedenle vatandaşlarımızı bilgilendirdim. Yapı kayıt belgesi bulunanların harita ölçümlerini yaptırarak gerekli belgelerle birlikte Milli Emlak Müdürlüğü'ne başvurmalarını söyledim."
Başvuruların ardından Milli Emlak Müdürlüğü'nün yaklaşık 8-9 kamu kurumundan görüş aldığını ve tek olumsuz görüşün DSİ'den geldiğini ifade eden Demir:
“Vatandaşlarımız başvurularını yaptı. Milli Emlak Müdürlüğü de satış işlemi için yaklaşık 8-9 kamu kurumundan görüş istedi. Kurumların tamamına yakını olumlu görüş verdi ancak yalnızca Devlet Su İşleri 13. Bölge Müdürlüğü, 'Su havzası mevcuttur, bu nedenle satış mümkün değildir' gerekçesiyle olumsuz görüş bildirdi.”
Mahallede mağduriyetin giderek büyüdüğünü belirten Demir, şu ifadeleri kullandı:
"Bu nedenle vatandaşlarımız ciddi mağduriyet yaşıyor. Şu an benim tespit edebildiğim kadarıyla mahallemizde en az 27-28 vatandaş bu durumdan etkileniyor."
"Yan Parselde Tapu Var, Birkaç Metre Ötedeki Vatandaş Alamıyor"
Demir, aynı bölgede farklı uygulamalar yapıldığını öne sürerek çifte standart iddiasını şu sözlerle dile getirdi:
"Bu konuda emsal kararlar da bulunuyor. Aynı bölgede, sadece birkaç metre mesafedeki bazı vatandaşlar tapularını almış durumda. Ancak yapı kayıt belgesi bulunan, elektrik ve su abonelikleri olan, 20 yılı aşkın süredir aynı evde yaşayan vatandaşlara 'Su havzası var' denilerek satış izni verilmiyor. Bu gerçekten büyük bir mağduriyet oluşturuyor."
"Sorun Yasa Sonrası Ortaya Çıktı"
Demir, geçmişte aynı bölgede mahkeme kararıyla tapu alan vatandaşların bulunduğunu belirterek şunları söyledi:
"Bu sorun, yasa çıktıktan ve vatandaşlar başvuru yapmaya başladıktan sonra ortaya çıktı. Daha önce böyle bir durum yoktu. Mahkeme kararıyla tapusunu alan çok sayıda vatandaş var. Aynı bölgede bir kişi tapusunu alabiliyor, ancak birkaç metre ötedeki vatandaşın yapı kayıt belgesi, imar barışı, elektrik ve su abonelikleri olmasına rağmen, 20 yıldır aynı evde yaşadığı halde sadece 'Su havzası vardır' gerekçesiyle başvurusu reddediliyor."
"Taşkın Sahası Değil, Sadece Su Havzası Deniliyor"
Ret gerekçesine ilişkin konuşan Demir, bölgede taşkın sahası bulunmadığını savundu:
“Burası taşkın sahası değil. Gelen resmi yazıda yalnızca 'Bu bölgede su havzası bulunmaktadır. Bu nedenle satış yapılamaz.' ifadesi yer alıyor. Diğer tüm kurumlardan olumlu görüş geliyor. Orman, belediye, milli parklar ve İlçe Tarım Müdürlüğü onay veriyor. Ancak yalnızca Devlet Su İşleri olumsuz görüş bildiriyor. Konuyla ilgilenmesini rica ettik fakat aradan aylar geçmesine rağmen herhangi bir sonuç alamadık. Devlet Su İşleri 13. Bölge Müdürlüğü burayı su havzası olarak belirlemiş. Bunun hangi gerekçeyle yapıldığını bilmiyoruz. Bir yerde birkaç metre arayla bir vatandaşa tapu verilirken diğerine verilmemesini anlamakta zorlanıyoruz. O halde devlet bu yasayı neden çıkardı?"
1991'den Beri Aynı Evde: "Sağım da Solum da Tapulu"
1991 yılından bu yana bölgede yaşayan İsmail Bektaş ise yıllardır aynı evde oturmasına rağmen tapusunu alamadığını söyledi:
“Ben 1991 yılından bu yana burada yaşıyorum. Evimin sağındaki de solundaki de tapusunu aldı. O dönem maddi durumum elvermediği için ben tapumu alamadım. Ecrimisillerimi düzenli olarak ödedim. Yapı kayıt belgem var. Elektrik ve su aboneliklerim de bulunuyor. Buna rağmen sürekli yeni gerekçeler öne sürüyorlar. Açıkçası işi yokuşa sürdüklerini düşünüyorum. En son başvurumda buranın 'Boğaçayı sulama alanı' olduğu gerekçesiyle ret verdiler. Oysa 2022 yılına kadar böyle bir durumdan hiç söz edilmiyordu. Her incelemede farklı bir tespit yapılıyor. Buradaki birçok evde sondaj kuyusu var. Eğer sondaj nedeniyle burası sulama alanı olarak değerlendiriliyorsa, o zaman aynı durumdaki bütün evler için de aynı kararın verilmesi gerekir. Benim sondajım olduğu için bu gerekçeyi öne sürüyorlarsa komşularımın da sondajı var. O zaman onların da aynı kapsamda değerlendirilmesi gerekir. Ancak uygulamada böyle bir eşitlik yok."
İnşaat Mühendisi Faysal Gümüş: "Sorun Çifte Standart"
Mahallede yaşayan ve konu hakkında hukuki süreç başlatan inşaat mühendisi Faysal Gümüş ise yaşanan sorunun temelinde aynı bölgede farklı uygulamalar yapılmasının bulunduğunu söyledi:
“Burada bir çifte standart var. Annemin evinin hemen yanındaki parsel daha önce Milli Emlak tarafından rayiç bedelle satılmış ve tapusu verilmiş. Biz aynı koşullarda başvurduğumuzda ise sürekli ret cevabı alıyoruz. Ben inşaat mühendisiyim ve işin teknik yönünü de biliyorum. Milli Emlak'a yaptığım son başvuruda da aynı durumla karşılaştım. Oradaki görevli de Aydınlık Mahallesi'nde başvuran herkese DSİ gerekçe gösterilerek ret verildiğini söyledi."
"Tapu Verilmediği İçin Evim Hakkında Yıkım Kararı Çıktı"
Tapu alamadığı için hukuki süreç başlattığını belirten Gümüş, yaşadığı mağduriyeti şu sözlerle anlattı:
"Ben artık hukuki süreci başlattım. Avukatım aracılığıyla davayı takip ediyorum. Çünkü yaptırdığım ev hakkında yıkım kararı çıkarıldı. Oysa tapumu alabilsem bu yıkım kararı da ortadan kalkacak. Tapu verilmediği için bütün süreç kilitlenmiş durumda."
"Aynı Bölgede Tapu Verilmişse Bu Emsal Olmalı"
Geçmişte verilen tapuların emsal niteliğinde değerlendirilmesi gerektiğini savunan Gümüş, şöyle konuştu:
“Burada asıl işlenmesi gereken konu çifte standarttır. Eğer burası gerçekten su havzası veya 1. derece sit alanıysa, daha önce verilen tapuların da aynı gerekçeyle değerlendirilmesi gerekir. Bazı vatandaşlara tapu verilirken diğerlerine verilmemesi kabul edilebilir bir durum değildir. Aynı bölgede tapu verilmiş örnekler varsa bunun emsal kabul edilmesi gerekir. Ayrıca bu bölge zaten yıllardır yapılaşmış durumda. Buradaki insanları yerlerinden kaldırmanız ya da tüm yapıları yıkmanız mümkün değil. Mevcut durumu dikkate alarak vatandaşın mağdur edilmeyeceği bir çözüm üretilmesi gerekiyor."
"İmar da Kilitlendi"
Tapu verilmemesinin sadece mülkiyet sorununa değil, mahallenin gelişimine de engel olduğunu ifade eden Gümüş, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Tapular verilmediği için bölgede imar çalışmaları da yapılamıyor. Bu nedenle mahalle yıllardır gelişemiyor. Çakırlar ve Aydınlık Mahallesi'nin geçmişini çok iyi biliyorum. Çocukluğum burada geçti. İmar uygulanan bölgelerde düzenli yapılaşma oluşurken burası hâlâ plansız ve gecekondu görünümünde kalıyor. Şikâyet Edilene İşlem Yapılıyor"
Denetim sisteminin de adil işlemediğini savunan Gümüş, şunları söyledi:
"Herhangi bir şikâyet olmadığı sürece yapılan kaçak yapılar uzun yıllar boyunca denetlenmiyor. Ancak biri şikâyette bulunduğunda işlem başlatılıyor ve yıkım kararı çıkıyor. Bölgede yüzlerce yapı inşa edildi. Bunların büyük kısmı herhangi bir işlem görmedi. Ben ise sadece ailemle oturmak için ev yaptım ve şikâyet üzerine hakkımda işlem başlatıldı."
Vatandaşların Talebi Net
Mahalle sakinleri, aynı bölgede daha önce tapu verilen parsellerin bulunduğunu, buna rağmen bugün benzer şartlardaki başvuruların DSİ'nin "su havzası" görüşü gerekçe gösterilerek reddedildiğini belirtiyor. Yapı kayıt belgeleri, elektrik ve su abonelikleri ile yıllardır aynı bölgede yaşamalarını hatırlatan vatandaşlar, uygulamada eşitliğin sağlanmasını ve başvuruların yeniden değerlendirilmesini talep ediyor.