Akdeniz Gerçek | Kent Masalları | Yağmurdan Sonra...

Yağmurdan Sonra...

İklimsizliğin hızla kendini daha fazla gösterdiği, gözümüze gözümüze sokup, tekme tokat girdiği günlerde şu dua daha çok ihtiyaç oldu: "Bereketini afetine dönüştürme yarabbim."

İklimsizliğin hızla kendini daha fazla gösterdiği, gözümüze gözümüze sokup, tekme tokat girdiği günlerde şu dua daha çok ihtiyaç oldu: "Bereketini afetine dönüştürme yarabbim."

Yağmurdan Sonra...
KAYNAK: Nizamettin Özmen
FOTOĞRAF: Nizamettin Özmen

Feci 2 gün geçirdi Antalya'nın ilçeleri. Her hortumda, her yoğun yağışta Demre'de, Kumluca'da, Serik'te, Aksu'da içimiz yanıyor. Doğayı zaten biliyoruz, doğa bizden önce de vardı da özellikle doğayı yok sayıyoruz. Kendimize göre yapıyoruz, sonucuna katlanmak zorundayız. 

Sonucu ne zaman görüyoruz? yağmur bitince, fırtına dinince. Hadi yine biraz romantizme bağlayalım. Korkut Keskiner'in yaklaşık 25 yıldır sakladığım bir yazısı var, bunu bana yıllar önce e-mail yoluyla aslan biraderim Abdullah Uyaroğlu göndermişti.

"Yağmur Sonrası Netlik" adı altında biten ilişkide gerçekleri daha net görmeyi anlatıyordu. Ben yazının mesleki tarafına baktım bugün. Buyurun. Yağmur sonrası panoramik Antalya fotoğrafları ile... Yazı Nisan yağmurlarını anlatır ama Antalya'da yazın tozunu sonbahar yağmuru temizler. 

Yine yağmur mevsimi... Sonbaharın tersine, ilkbahar yağmurları doğurgan olur. Rahatsızlık vermez, baskı yapmaz. Uzun sürse bile yağmura kızmaz, şikayet etmezsiniz. Yağmur mevsiminin bitmesine az kalmıştır, bu yüzden, ya, "zaten bitiyor, bitmesine az kaldı" diye, ya da "sıcaktan önceki son serin günler" diyerek, daha sabırlı karşılarsınız.

Yağmur romantiktir. Islanmak, ıslanmamak, ıslananlara üzülmek, çiçekler için sevinmek, hep bizi bizden alır götürür. Ben, yağmur sırasında oluşan, birdenbire ortaya çıkıveren minik derelere hayranımdır. Doğanın -elbette bazen de belediyenin- mühendisliği, küçük ölçeklerine rağmen harika yataklar hazırlamıştır da yağmur yağmadığından biz o yatakların farkında değilizdir. Bir anda su dolunca ve bu su önüne çıkan engelleri iterek aşıverince, bakmayı da görmeyi de bilmediğimizi düşünürüm.

Ama yağmurun bakmak ve görmekle ilgili, daha büyük bir sürprizi vardır: Yağmur sonrası netlik. Yağmur durunca, sanki yağmurdan önce orada bulunmayan renkler ortaya çıkıp, eşyanın köşeleri keskinleşir. Daha kenarlı, daha geometrik, daha üç boyutlu, daha derin perspektifli bir görüş kazanırız. Aslında, çok basit iki nedeni vardır bu netleşmenin: Birincisi, yağmur damlaları havada asılı olan toz zerreciklerini yere indirir ve damlalar da durunca, hava gerçekten duru ve berrak görünür. İkincil neden -netlik bulutsuz yağmur sonralarında da oluştuğunda ikincil-, grafik ve resimle uğraşanlar çok daha iyi tarif edecektir muhakkak, yağmur bulutlarının o koyu mavi-gri tonu zemindeyken, diğer bütün renkler çok daha net, canlı ve doğaldır. Bu nedenle birçok ressam, tablolarının etrafına bu koyu gri-maviden bir anturaj (iç çerçeve) koydurur. Ama nedenlerini ve nasıllarını bilsek de mucizeler ve sürprizler, hayret ve hayranlığı hak ederler.

Gözleri iyi görmeyen bir adamın, uygun bir gözlüğü taktığında yaşadığı sevinçli merak, bende yağmur sonraları mutluluğa dönüşür. Kimse beni yere baktıramaz. Bütün cesurlar gibi, bastığım yere dikkat etmediğimden, girdiğim su birikintileri bile keyfimi kaçıramaz. Yeter ki yağmur öncesindeki bulanıklık ve yağmur sırasındaki kapalılık geri gelmesin.

Etrafıma bakar dururum. Daha önce görmediğim renk ve şekiller, beni aslında var olup da göremediğim başka neler olduğunun felsefi kuyularına iter.

Biten ilişkiler de böyledir. Bitince, içinizde de bitince, ilişkinin yarattığı boğumlar boğazınızı terk edince, gözünüze daha başka görünür her şey. Daha gerçek, daha net ve daha renkli.
 

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız