Bursa'nın Yıldırım ilçesine bağlı Anadolu Mahallesi Yıldız Sokak'ta bulunan 3 katlı bir apartman, uzun süredir kilitli kapılar ardında yaşanan büyük bir hayvan dramına sahne oldu. Ev sahibi N.Ş. tarafından içeride tutulduğu öne sürülen çok sayıda kedi, köpek, tavuk ve kuşun açlık ile susuzlukla verdiği yaşam mücadelesi, mahalle sakinlerinin bitmek bilmeyen şikayetleri üzerine gün yüzüne çıktı. Apartmandan yayılan dayanılmaz koku ve geceleri yankılanan çığlık sesleri üzerine bölgeye gelen belediye ekipleri, içeriye ancak maske ve tulum giyerek girebildi. Yapılan incelemelerde içeriden 15 tavuk, 1 kedi ve 2 köpek çıkarılırken, köpeklerden birinin telef olduğu anlaşıldı. Bölge halkı ise geçmişte bu evde yaklaşık 6 köpek ve 20 civarında kedinin bulunduğunu, ancak bu hayvanların zamanla kaybolduğunu veya öldüğünü ifade ederek durumun vahametini gözler önüne serdi.

Komşular yaşanan zulmü çöpe atılan ölü hayvanlarla anlattı
İçerideki hayvanların yoğun tüy dökülmesi ve ağır sağlık sorunları yaşadığını belirten mahalleliler, geceleri uyku uyuyamadıklarını dile getirdi. Hayvanların yıllardır adeta bir mahzende kötü şartlarda esir edildiğini belirten mahalle sakinlerinden Mehmet Bulut, komşularının bu tutumuna karşı çıkarak, "Hayvan beslemesin demiyoruz. Hayvan düşmanı değiliz. Ama temiz besle, titiz besle, bakımını yap. Hayvanları içeri kapatıp, kapıları kilitleyip mahzen gibi bölüp bölüp içeri atarak hayvan beslenmez" diyerek tepkisini gösterdi. Telef olan hayvanların gece karanlığında çöplere atıldığını iddia eden Bulut, "O atılan kediler, köpekler çöplere, bidonların içine atılırken hayvanların çığlıklarını biz duyuyoruz. Karşı komşusuyum, o bağırışları ben duyuyorum, o hayvanların ne çektiğini, eziyeti ben biliyorum" ifadelerini kullandı.

Kavurucu yaz sıcağında kilitli kapılar ardında ölüm kalım savaşı
Sokak aralarına kadar yayılan ve insan sağlığını da tehdit eden ağır kokunun kaynağının içeride ölüp çürüyen hayvanlar olduğunu savunan Bulut, dehşet verici manzarayı şu sözlerle aktardı: "Çöpteki parçaların hepsi kurtlanmış, pislenmiş. Kokudan yanına varamıyorduk. O ölmüş hayvanın üstündeki pireleri varana kadar çektim ben bunları". Hayvanları eve kilitleyen N.Ş.'nin sadece birkaç günde bir binaya uğradığını belirten Bulut, "İki güne bir veya üç güne bir geliyor. Yemini, suyunu veriyorum diyor ama bu şekilde yem suyu verilmez. Onu ben de veririm burada hayvanlara. Hayvan düşmanı değilim. Hayvan beslemesin demiyorum. Ama güzel şartlarda beslesin" diyerek bakım koşullarının yetersizliğine vurgu yaptı. Özellikle yaz aylarında havasız ortamın hayvanlar için bir işkenceye dönüştüğünü belirten duyarlı komşu, "Biz dışarıda 35 derece duramazken o hayvanlar içeride nasıl duruyor?" diyerek yetkililere seslendi.

Yıllar süren şikayetlerin ardından gelen tehdit iddiası
Bölgede infiale yol açan bu durumun aslında yıllardır devam ettiği ve mahallelinin defalarca imza toplayarak yetkili mercilere şikayette bulunduğu ortaya çıktı. Sokak sakinleri, tek isteklerinin hayvanların sağlıklı ve temiz ortamlarda yaşatılması olduğunu bir kez daha yinelerken, kayıp olan ve telef olduğu iddia edilen hayvanların akıbetinin araştırılmasını talep etti. Sorumluların kanun önünde hesap vermesi için mücadele eden mahalleli, bu haklı süreçte yeni bir şok daha yaşadı. Gerçekleri kamuoyuyla paylaşan ve yasal yollara başvuran Mehmet Bulut, bu süreçte hem kendilerinin hem de avukatlarının tehdit edildiğini öne sürerek, yetkililerin bölgedeki güvenliği sağlaması ve hayvan hakları ihlallerine yönelik kalıcı bir çözüm üretmesi çağrısında bulundu.