Çanakkale’nin Ezine ilçesine bağlı Derbentbaşı köyü ve çevresi, uzun süredir bölgedeki doğal ve kültürel mirası tehdit eden madencilik projelerine karşı yoğun bir direnişe sahne oluyor. Bölgedeki zeytinlikleri, yaşam alanlarını besleyen su kaynaklarını ve tarihi mirası korumak için köylülerle omuz omuza veren Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği, hem hukuki hem de toplumsal alanda kararlı bir mücadele yürütüyor.

Yerleşim Yerlerinin Dibinde Maden Tehdidi
Derbentbaşı ve çevre köyler, iki büyük maden projesinin kuşatması altındaydı. Bunlardan ilki, taş ocaklarının yerleşim yerlerinin dibine kadar gelmesine, tarım arazilerinin kurumasına ve antik alanların tahrip edilmesine yol açacak olan Ezine Madencilik’in kalker ocağı projesiydi. Bu projeye karşı yürütülen toplumsal direniş sayesinde, Şubat 2026'da yapılması planlanan "Halkın Katılımı Toplantısı" köylülerin protestoları ve katılım göstermemesi üzerine iptal ettirilmişti.

Bölgeyi tehdit eden ikinci ve en büyük girişim ise Akçansa Çimento’nun, zeytinlik alanları ve su havzalarını doğrudan hedef alan şist ocağı kapasitesini tam 50 kat artırma projesiydi. Dernek ve bölge halkı, bu proje için verilen "ÇED Olumlu" kararına karşı zaman kaybetmeden iptal davası açarak bilirkişi keşif süreçlerini çok yakın takibe aldı.

Son Durum: 5 Haziran’da Gelen "Yürütmeyi Durdurma" Müjdesi
Bölge halkının ve çevre aktivistlerinin kararlı duruşu, 5 Haziran Ekolojik Yıkımla Mücadele Günü’nde büyük bir sevinçle taçlandı. Akçansa AŞ’nin Şist Ocağı Kapasite Artışı Projesi’ne verilen "ÇED Olumlu" kararının iptali istemiyle açılan davada kritik bir gelişme yaşandı.

Dernek yönetimi, davanın avukatı Ali Furkan Oğuz’a teşekkür ederek kararı şu açıklamayı içeren ortak bir bildiriyle kutladı. Dernek yönetimi yaptığı açıklamada şunlara yer verdi:
"Çok sevinçliyiz! 5 Haziran Ekolojik Yıkımla Mücadele Günü’ne güzel bir haberle giriyoruz. Nihai kararın da ÇED kararının tamamen iptali doğrultusunda olacağına inanıyoruz. Sözümüz net: Vazgeçmiyoruz! Kazdağları ve ülkemizin her bir ağacı, her bir su damlası ve her bir toprak parçası için nöbetteyiz. Kapitalizmin sömürgeci enerji ve madencilik projelerine, politikalarına karşı direnip ekolojik, demokratik, eşitlikçi ve özgür bir yaşamın inşası için mücadeleye devam edeceğiz!”
