Antalya turizmi, küresel ekonomik sorunlar, savaşlar ve değişen tatil tercihleri nedeniyle zorlu bir dönemden geçiyor. Antalya Kent Konseyi Turizm Çalışma Grubu Başkanı Recep Yavuz, 2026 sezonunun kent açısından son dönemin en zorlu yıllarından biri olduğunu belirterek, 2027 sezonunun da benzer güçlüklerle geçebileceğine dikkat çekti.
TURİZMDE VERİMLİLİK ÖN PLANDA
2026 sezonunun küresel gelişmelerden olumsuz etkilendiğini belirten Yavuz, Antalya’nın yılı yaklaşık yüzde 4-5 kayıpla kapatmasının beklendiğini söyledi. Turist sayısından ziyade mevcut ziyaretçilerden elde edilen verimin artırılmasının önem kazandığını vurgulayan Yavuz, şu değerlendirmeyi yaptı:
“2026 yılı, Antalya açısından son dönemin en zorlu yıllarından biri oldu. Ancak dünya genelinde de sıkıntılı bir dönem yaşandı. Dünya Turizm Örgütü, büyüme beklentisini önce yüzde 4’ten yüzde 1’e, ardından son günlerde yüzde 0,7’ye düşürdü. Savaşların ve ekonomik sorunların turizme etkisi oldukça sert oldu. Bu etkileri herkes hissetti, ancak biz daha fazla etkilendik. Akdeniz bölgesinde hem coğrafi yakınlığımız hem de savaşların sürekli gündemde olması nedeniyle diğer bölgelere göre daha fazla etkilendik. Yılın bitmesine iki ay kala Antalya’nın 2026 sezonunu yaklaşık yüzde 4-5 kayıpla kapatması bekleniyor. Bu durum bizim için hayati bir sorun değil. Turizmde kayıplar da rekorlar da yaşanabilir. Ancak sektör, son dönemde turist yoğunluğunun verimliliğine odaklanmış durumda. Üç gün boyunca katıldığımız turizm fuarında da en çok bu konu üzerinde durduk. Gelen 15 milyon turistten maksimum verimi nasıl sağlayabileceğimiz konusunda fikirler geliştirdik ve değerlendirmelerde bulunduk.”

SEZON İÇİN EKONOMİK ZORLUK UYARISI
Önümüzdeki yılın da kolay geçmeyeceğini öngören Yavuz, ekonomik sıkıntılar, artan yakıt fiyatları ve bölgesel savaşların turizmi etkilemeyi sürdürebileceğini belirtti. Türkiye’nin değişen turizm koşullarına uyum sağlaması gerektiğini vurgulayan Yavuz, şu ifadeleri kullandı: “Önümüzdeki yılın da kolay geçmeyeceğini düşünüyorum. 2027, 2026 yılının benzeri olabilir. Ekonomik zorlukların, artan yakıt fiyatlarının ve çevremizdeki savaşların etkisiyle bir sezon geçirebiliriz. Önümüzdeki birkaç yıl boyunca Türk turizmini önemli zorluklar bekliyor. Bunların üstesinden gelebilmek için şimdiden önlem almamız gerekiyor. Savaşlara odaklanıyoruz ancak asıl meselelerden biri ekonomik güçlükler. Pandemiden sonra dünya turizmi şekil, yön ve yapı değiştirdi. Bu değişime ayak uydurmamız gerekiyor. Uyum sağlayamayanlar sektörün dışında kalacak. Artık çok daha fazla rakibimiz var. Batıda İspanya, İtalya ve Yunanistan; doğuda ise Mısır ve Tunus gibi destinasyonlarla rekabet ediyoruz.”
Yavuz, değişen seyahat tercihleri ve yeni destinasyonların ortaya çıkmasının belirsizliği artırdığını da belirterek, “Dünya turizmi daha önce bir yıl içinde bu kadar büyük bir yön değişikliği yaşamamıştı. Belirsizlik de hiç bu kadar yüksek olmamıştı. Açıkçası geleceği öngörmekte zorlanıyoruz” dedi.

TANITIMINA KATKI SAĞLAYACAK
Antalya’da düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi’ni önemli bir fırsat olarak değerlendiren Yavuz, organizasyonun yalnızca ekonomik getiriler üzerinden ele alınmaması gerektiğini söyledi. Yavuz, zirvenin kentin uluslararası görünürlüğünü artırabileceğini belirterek şu açıklamayı yaptı: “İklim Zirvesi’nin Türkiye’de, özellikle Antalya’da düzenlenmesini çok önemli buluyorum. Biz, her yıl 15-17 milyon turist ağırlayan bir kitle turizmi şehrindeyiz. Her dakika bir uçağın indiği bir kentte yaşıyoruz ve burada çevreyi konuşacağız. Kitle turizmi yapan Antalya’nın, dünyanın en büyük iklim organizasyonlarından birine ev sahipliği yapması son derece önemli. Bu organizasyonun adresinin Antalya olması başlı başına değer taşıyor.”
KASIM’DA OTELLERDE YOĞUNLUK BEKLENİYOR
COP31 kapsamında Antalya’ya 100-150 bin arasında katılımcının gelmesi bekleniyor. Yavuz, zirvenin özellikle Lara, Kundu ve Belek bölgelerindeki otellerin doluluklarına katkı sağlayacağını ifade etti. Bazı tesislerin kasım ayında kapalı olması nedeniyle talebin açık otellere yönelmesinin beklendiğini belirten Yavuz, şöyle konuştu: “COP31 için 100-150 bin arasında katılımcının gelmesi bekleniyor. Bu yıl 100-150 bin kişinin gelmesi, Antalya’daki oteller açısından olumlu bir gelişme. Lara, Kundu ve Belek’teki otellerin dolduğunu biliyorum. Bu yoğunluğun şehre de önemli katkı sağlayacağını düşünüyorum. Ancak asıl önemli olan, zirvenin sonunda Antalya Deklarasyonu’nun yayımlanması ve Antalya’nın iklim konusunda dünya gündemine oturmasıdır. Bunun, gelecek yıllardaki turizm hareketliliğine çok daha fazla katkı sağlayacağını düşünüyorum.”
Kesin doluluk verilerine sahip olmadığını belirten Yavuz, hem yurt içinden hem de yurt dışından konaklama talepleriyle ilgili çok sayıda arama aldıklarını söyledi. Yoğunluğun Antalya merkezinden Side’ye kadar uzanan geniş bir bölgeyi etkileyebileceğini kaydeden Yavuz, kasım ayında kentte hareketli bir dönem yaşanacağını öngördü.
“COP31 ÇOK İYİ DEĞERLENDİRİLMELİ”
İklim değişikliğinin turizm sektöründe giderek daha önemli hale geldiğini belirten Yavuz, değişen mevsimlerin ve sezon koşullarının turizm politikalarını da etkilediğini söyledi. Antalya’nın zirveden elde edeceği kazanımların uzun vadeli turizm stratejileri açısından değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Yavuz, sözlerini şöyle tamamladı: “COP31 çok iyi değerlendirilmeli. Bu, her zaman karşımıza çıkacak bir fırsat değil. Ancak zirveye yalnızca ticari açıdan bakılmamalı. Bu bir iklim zirvesi. Turizmde iklim konusu giderek daha önemli hale geliyor. Sezonlar ve mevsimler değişiyor. Bu değişime uyum sağlayabilmek için zirvenin sonuçlarını da iyi değerlendirmemiz gerekiyor. Antalya, son yılların en iyi kasım aylarından birini yaşarken aynı zamanda son yılların en kötü turizm sezonlarından birini geride bırakıyor olacak.”