Burdur Gölü, son yıllarda hızla kuruyor. Burdur Lisinia Doğa Yaşam Alanı kurucusu Öztürk Sarıca, gölde yaşanan çekilmelerle ilgili olarak, “Önce gölün içinden çıkan suları görüyorduk, şimdi ise çekilmenin ardından göl kenarlarında kalan küçük su öbeklerini, adeta gölün gözyaşları gibi görüyoruz" dedi. Gölün özellikle kuzey bölgelerinde oluşan küçük su öbekleri ve daha önce suyla kaplı alanlarda kalan adacıklar görüntülendi.
Sarıca, gölü ve doğal yaşamı korumak amacıyla başlattığı Lisinia projelerini anlatarak, “Doğamızı, insanların sağlığını korumak, gelecek nesillere temiz bir doğa bırakmak amacıyla 9 alt projeyle çalışmalarımıza başladık. Günümüzde üzerinde en çok durduğumuz ve hala başaramadığımızı düşündüğümüz proje, sular ve Burdur Gölü'yla ilgili projemiz. O günden beri gelecek nesillere hiç değilse içme sularının bırakılabilmesi, temiz doğa bırakılması için sürekli uyarılarda bulunuyoruz. Her geçen gün suların azalacağı, Burdur Gölü'nün çekileceği, yok olacağı ve bu durumun ileride çok ciddi sağlık sorunlarına yol açacağı konusunda uyarılarımız devam ediyor" ifadelerini kullandı.
Sarıca, bölgedeki su kullanımına dikkat çekerek, “Göller Yöresi özellikle büyükbaş hayvancılık konusunda ciddi üretimin olduğu bir bölge. Bu bölgede mısır, yonca üretimi had safhalarda. Dolayısıyla suların yüzde 75'i maalesef büyükbaş hayvancılıkta mısır, yonca üretimi için kullanılıyor. Oysaki alternatif üretim modelleri noktasında küçükbaş hayvancılıkla ilgili burada çalışmalar yaptık. Türkiye'nin ve dünyanın en etçi ikinci ırkı olan Honamlı keçilerini çoğaltıp, etrafa dağılımlarını sağladık" dedi.
“Susuz tarım ve yağmur tarım modellemeleriyle şu an 3 bin dekarlık alanda lavanta, kekik, ada çayı ve 34 ıtri bitkinin üretimini yapıyor ve bunları nihai ürünlere kadar dönüştürüyoruz. İnsanlar özellikle görsel bahçelerimizi gelip gördüklerinde bundan etkilensinler, katma değeri yüksek ürünlere geçsinler ve bir an evvel onlar da bu konuda katkı sunsunlar isteğiyle her geçen gün çalışmalarımızı artırarak devam ettiriyoruz" diye konuştu.
2014 yılında Burdur Gölü’ne Hayat Verelim Derneği ile çektikleri ‘Göle Yas’ belgeselini hatırlatan Sarıca, “O sıralarda Burdur Gölü'nün içinde olan, şu an göl dışında kalan ada, maalesef doğudan hızlı bir şekilde çekilen Burdur Gölü'nün, artık batı, kuzeyden de çok hızlı bir şekilde çekilmiş olduğunu bize gösteriyor. Önümüzdeki yıllarda bu çekilme çok hızlı bir şekilde devam edecek. Burdur Gölü artık her tarafından çekilmeye başlayacak" ifadelerini kullandı.
Sarıca, göl çekilmelerinin yarattığı sağlık risklerine dikkat çekerek, “Akciğer problemleri, pek çok hastalığa sebep olacak. Ve bunun yanında Burdur Gölü'nü kaybetmek, görselde bir kayıp değil sadece. Aynı zamanda gelecek nesillerin içme sularının da kaybı. Dolayısıyla önümüzdeki yıllarda sadece tarımsal amaçlı suları bölge kaybetmiş olmayacak. Bunun yanında gelecek nesillerin içme sularını hatta günümüz şartlarındaki içme sularını artık kaybetmiş olacak" dedi.
Öztürk Sarıca, “Sığ bölgelerdeki çekilmeleri daha önce görüyorduk. Özellikle gölün batısında, derin kısımlardaki çekilmeler de gözle görülür hal almaya başladı. Her gün ne kadar çekildiğini gözle görmek için bile gölün kenarına gitmenize gerek kalmıyor. Uzaktan baktığınızda bile Burdur Gölü'nün her tarafından hızla çekildiğini görebiliyorsunuz" diye konuştu.İklim değişikliği, düzensiz yağışlar ve insan faktörünün etkisiyle gölün hızlı çekildiğini dile getiren Sarıca, “Önceki yıllarda göl içinden çıkan ve gözle gördüğümüz suları, şimdi göl çekildiği için göl kenarlarında, gölün gözyaşları şeklinde görüyoruz. Ve bir süre sonra o suların da çıkmadığını göreceğiz. Gölü besleyen doğal kaynaklar tamamıyla bitme noktasına gelmiş durumda" ifadelerini kullandı.