Kent tarihine tutkuyla bağlı olan Emre Ayhan, yıllar önce gördüğü bir Adana fotoğrafıyla bu yolculuğa başladığını söyledi.
1970’li yıllara ait bir karede kentin bambaşka bir yüzünü gördüğünü belirten Ayhan, o anın hayatında bir dönüm noktası olduğunu ifade etti:“Bir müzayedede karşılaştığım 1970’li yıllara ait Adana fotoğrafından çok etkilendim. Adana'nın hiç görmediğim bir halini o fotoğrafta gördüm ve merakım böyle başladı. O günden sonra başka Adana fotoğraflarını almaya başladım ve koleksiyonum böyle büyümeye devam etti.”Ayhan, artık takıntı derecesinde Adana’ya dair her türlü belgeyi, fotoğrafı, gazeteyi ve kartpostalı arşivlediğini vurguladı.
Emre Ayhan’ın koleksiyonunda, Adana’nın unutulmuş yüzleri yeniden hayat buluyor. Arşivinde Taşköprü’nün eski hali, yıkılan konaklar, taş sokaklarda yürüyen insanlar ve kentin simge mekânları yer alıyor.
Antikacılardan, açık artırmalardan ve aile büyüklerinden temin ettiği fotoğraflar sayesinde oluşturduğu arşiv, 1900’lü yılların başından günümüze kadar bir zaman tüneli niteliği taşıyor. Ayrıca koleksiyonda, Osmanlı döneminde Adana’nın konu edildiği orijinal gazeteler de bulunuyor.
Ayhan, Adana tarihine dair çok sayıda döneme ışık tutan eseri özenle koruduğunu belirterek şunları söyledi:“Şu anda Atatürk Parkı'nın içerisinde bir çeşme var ve Osmanlı döneminde o çeşmenin açılışı bir gazetede manşet olmuş. O fotoğrafı ve gazeteyi de saklıyorum. 1900'lü yılların başından bugüne kadar her döneme ait fotoğraf koleksiyonumda var ve olmayanları almak için çaba sarf ediyorum.”
Emre Ayhan’ın en büyük hedefi, oluşturduğu bu zengin arşivi gelecek nesillere bırakmak. Her karede bir hikâye saklı olduğunu vurgulayan Ayhan, “Bu arşivi ileride gelecek kuşaklara aktarmayı istiyorum” diyerek, Adana’nın kültürel mirasını yaşatmakta kararlı olduğunu söyledi.