Antalya'nın Elmalı ilçesine ait yöresel yemekleri için coğrafi işaret çalışmaları başladı. Yörenin köklü tarihinden ve zengin kültürel mirasından beslenen kırmızı sulu et, arabaşı çorbası, sulu salata, dığan katmeri ve Gaziler helvası gibi yöresel yemekleri, Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafıdnan organize edilen bir etkinlikle tanıtıldı.
Elmalı'nın Lezzetleri Asırlardır Sofralarda
Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü'nden yapılan açıklamada, "Asırlardır sofralarda yerini alan, Yörük kültürünün damaklarda bıraktığı eşsiz tatların korunması ve gelecek nesillere aktarılması amacıyla yürütülen bu çalışmalar, Elmalı mutfağının marka değerini daha da yükseltecek" denildi.
Elmalı Yemekleri Daha Görünür Hale Gelecek
Elmalı’nın geleneksel yemeklerinin geçmişten günümüze taşınan bir yaşam biçiminin de temsilcisi olduğu belirtilirken, coğrafi işaret tesciliyle birlikte bu lezzetlerin, hem ulusal hem de uluslararası arenada daha görünür hale geleceği ifade edildi.

Tanıtım etkinliğinde Elmalı'nın geleneksel lezzetlerinden kırmızı sulu et, arabaşı çorbası, sulu salata, dığan katmeri ve Gaziler helvası hakkında bilgiler verildi.
Tanıtım etkinliğinde Elmalı Kültür ve Dayanışma Derneği Başkan Yardımcısı Süleyman Bozman, Elmalı yemeklerinin hikayelerini aktardı:
Elmalı Kırmızı Sulu Et
"Kırmızı sulu et yemeğimiz Osmanlı döneminden gelen, Osmanlı mutfağında yapılan bir yemek çeşidimiz. Bu yemek çiğden pişirilmez bizde. Et topakları, davar etinden yapılır. İç yağında kavrulmak suretiyle pişirilir. Lezzet farkı ondan kaynaklanır."
Elmalı Arabaşı Çorbası
"Arabaşı çorbamız da özellikle kış gecelerinde yapılıp da yenen bir yemek çeşidimiz, çorba çeşidimizdir. Özellikle davet yemeklerimizde yapılan, düğünlerde yapılan bir yemek çeşidimizdir bu."

Elmalı Gaziler Helvası
"Helvamız da Gaziler Helvası. Bu un, yağ, şekerle yapılan bir helva çeşidimiz.Yine bizim yöremize özgü bir yapılış çeşidi, bu tarzı vardır helvamızın. Lezzeti de çok farklıdır. Gaziler helvamızın bir ismi de un helvası olarak geçer. Hakiki tereyağla yapılır. Tereyağı, burada yetişen ineklerimizin sütünden yapılır. Tereyağıdır asıl özelliği, yani margarin, diğer sıvı yağlar kullanmayız. Elmalı'ya gelenlerin tatmadan gitmemesi gereken bir helva çeşidi."
Elmalı Dığan Katmeri
"Dığan katmeri değişiktir. Bu da uzun yıllar önce yapılmış ve unutulmuş bir tatlıymış. Arkadaşlarla dığan katmerini yaparak bugüne getirdik. Teker teker küçük bezeler haline getirip bu büyüklükte açıyoruz. Nişastayla açıyoruz ki gevrek olsun. Tahin var içerisinde. Yufkasını açıp üzerine tahinini sürüyoruz. Lezzetine doyum olmaz bunun. Hem de hazırlaması, hazır olduğu zaman servisi kolay. Kızartıp şerbeti salıp hemen cevizle birlikte ılık ılık ikram ediyoruz. Eskiden tavalara dığan denirdi, katmerin orijinal ismi ondan kaynaklanıyor."
Elmalı Sulu Salata
"Sulu salatamız, büyüklerin söylediği bağ salatası. Tabii o zamanlar domates salatalık yazın olduğu için yazın yapılıyormuş. Üzüm bağlarında otururken yapılıyormuş. Domatesini rendeleriz, salatalığını biberini robottan geçiririz. Onlar suyunu salar. Buna isteyen sarımsak da koyabilir. Nardek veya limon ekşisinin yanı sıra koruk da kullanılır. Üzerine de kuru naneyle ikram ederiz. Soğuk tercih eden buz da koyabilir. "
Elmalı Arabaşı Çorbası Nasıl Yapılır?
Elmalılı bir vatandaş arabaşı çorbasının yapımını şöyle anlattı:
"Önce hamurunu hazırlarım. Tencereye suyu koyup kaynatırım. Su kaynayınca unu azar azar içine serperken tel çırpıcıyla durmadan karıştırırım, topaklanmasın diye hiç bırakmam. Kıvamı koyu muhallebi gibi olunca altını kısarım, birkaç dakika daha karıştırarak pişiririm.
Tepsiyi hafif ıslatır, hamuru tepsiye dökerim. Oda sıcaklığında iyice soğusun, katılaşsın diye beklerim. Sonra baklava dilimi ya da kare şeklinde keserim.
Çorbaya gelince… Ben genelde tavukla yapıyorum. Köy tavuğunu bütünce kaynatırım, sonra suyunu süzer, etlerini didikleyip kenara alırım. Ayrı bir tencerede tereyağıyla biraz sıvı yağı kızdırır, unu hafifçe kavururum. Üzerine salça koyup kokusu çıkana kadar çeviririm. Yavaş yavaş tavuk suyunu ekler, yine karıştırarak açarım. Kaynayınca didiklenmiş tavuğu içine katarım, tuzunu, karabiberini, pul biberini ayarlayıp birkaç dakika daha kaynatırım.
Eskiden bizim buralarda bu çorbayı keklikle de yaparlarmış, şimdi keklik avlamıyoruz, o yüzden tavuk ya da kırmızı etle yapıyoruz. Kırmızı et yapacaksam özellikle çebiç (genç keçi) butu isterim. Tencerede yağla önce eti güzelce kızartır mühürlerim; sonra soğanı ekler, salçasını kavurur, istersen azıcık unla kıvam veririm. Sıcak su/et suyunu koyup kısık-orta ateşte et dağılmadan yumuşayana kadar pişiririm.
Servisi de şöyle yaparım: Çorba sıcak, hamur soğuk olacak. Tepsiden bir lokma hamur alır, çorbaya batırır, çiğnemeden yutarız—bizim usül böyledir.
Püf noktalarım: Unu kaynar suya azar azar döküp sürekli çırpmak şart; yoksa pütür olur. Köy tavuğu lezzeti bambaşka yapar. Çebiçte de eti önce kızartmak hem rengi hem tadı güzelleştirir."
