Türkiye, emekten, adaletten ve kamusal yarardan uzaklaşan; sermayenin, yandaş şirketlerin ve rant odaklarının çıkarlarını gözeten bir yönetim anlayışıyla karşı karşıya. Her Ocak ve Temmuz ayında milyonlarca kamu çalışanı ve emeklinin gözü kulağı maaş düzenlemelerindeyken, siyasi iktidar takvimler 1 Temmuz’u gösterdiğinde "tarihin en büyük zam kurnazlıklarından birine" imza attı.
Özel Sektörün İşlettiği Otoyol Ve Köprülere Yüzde 17,6 Zam
Enflasyon verilerinin açıklanmasıyla eş zamanlı olarak, özel sektörün işlettiği otoyol ve köprü geçiş ücretlerine yüzde 17,6 oranında zam yapıldı. Bu düzenleme, ulaşım maliyetlerini doğrudan artırarak lojistik ve gıda fiyatları başta olmak üzere tüm piyasayı etkileyecek bir zincirleme reaksiyonu tetikledi.
Sağlık Hizmetlerine Yüzde 250’ye Varan Fahiş Artış
Zamların sadece ulaşımla sınırlı kalmaması, vatandaşın en temel anayasal hakkı olan sağlık hizmetlerine erişimini de ağır bir darbe vurdu. SGK kapsamındaki muayene katılım ücretlerinde yüzde 250'ye varan fahiş artışlara gidildi. Halkın sağlık harcamalarını katlayacak bu düzenleme, özellikle dar gelirli emekliler ve kamu çalışanları üzerinde büyük bir ekonomik baskı oluşturdu.
Enflasyon Hesaplamasında "Zam Kurnazlığı" İddiası
Yaşanan bu zamlar, beraberinde ciddi bir "hesaplama manipülasyonu" iddiasını getirdi. İddiaya göre; 1 ve 2 Temmuz tarihlerinde uygulamaya konulan bu düzenlemeler, sadece iki gün içerisinde enflasyona 1 tam puanlık ek yük bindirdi. Ancak, TÜİK’in Haziran ayı enflasyon oranlarını açıklamasının hemen ardından yürürlüğe giren bu zamlar, resmi enflasyon hesaplamasına dahil edilmedi.
Milyonlarca yurttaşın maaş artışı, bu yeni maliyet artışları yok sayılarak hesaplandı. Piyasadaki fiyat hareketliliği ve hayat pahalılığı üzerindeki etkisi göz ardı edilen bu "zam kurnazlığı", kamu emekçileri ve emekliler tarafından büyük bir tepkiyle karşılandı.
Sadece iki gün içerisinde halkın sırtına binen bu yükün tahammül edilemez boyutlara ulaştığını ifade eden yetkililer, ücret artışlarının reel enflasyon ve bu fahiş zamlar göz önüne alınarak yeniden düzenlenmesi gerektiğini vurguluyor.