Borsa İstanbul’da 2025 yılı ilk çeyrek bilanço sezonu geride kalırken, mali tablolarda genel olarak zayıf bir görünüm dikkat çekiyor. Bilanço açıklayan 514 şirketin yüzde 51’i yani 263 şirket kâr açıklarken, geri kalan şirketler zarar bildirdi. Enflasyon muhasebesi, kur etkisi ve EUR/USD paritesi, talep zayıflığı ve yüksek finansman giderleri karlılıklarda bu düşüşün temel nedenlerini oluşturuyor.
Zayıf Finansal Görünüm Öne Çıktı
Türk Borsası yani Borsa İstanbul’da işler iyi gitmiyor… Borsa İstanbul geçtiğimiz günlerde bir bilanço sezonu daha tamamlandı. Satışlardaki düşüş sınırlı olsa da karlılıklarda gerileme görüldü. Bu dönemde pozitif ayrışmayı başaran sektörlerin başında Bankacılık ve Sigorta geliyor. Bu iki sektör, enflasyon muhasebesinden muaf olmalarının yanında yüksek faiz ortamında marjlarını koruyabildi. Bankalar özellikle net faiz marjındaki iyileşme, TÜFE’ye endeksli tahvillerden gelen getiriler ve güçlü komisyon gelirleriyle dikkat çekerken; sigorta şirketleri prim üretimi ve teknik kârlılıkta başarılı bir dönem geçirdi. Gıda sektöründe fiyatlama gücü yüksek olan ve maliyetlerini iyi yöneten şirketler, görece daha dirençli performans gösterdi. Savunma Sanayi hem güçlü sipariş akışı hem de kamu destekli projeler sayesinde pozitif ayrışan sektörlerden biri oldu.
Bazı Sektörlerde Sert Düşüşler Yaşandı
Bunun yanı sıra otomotiv tedarikçileri, tekstil ve demir-çelik gibi emtia odaklı sektörlerde sert kârlılık düşüşleri görüldü. En fazla gerileme yaşayan sektörler şöyle: Yapı Malzemeleri (%73), BT Yazılım (%61), Kimya ve Otomotiv (%52). Net kâr düşüşünde: Enerji ve Elektrik (%93), Kimya (%90), Otomotiv (%70) sektörleri dikkat çekti.
Göstergeler Umut Vermiyor…
Bu göstergeleri ve ikinci çeyreğe dair olası yansımalarını yorumlayan Gedik Yatırım Araştırma Direktörü Ali Akkoyunlu, “İlk çeyrekte banka ve sigorta şirketleri yüksek enflasyonun fırsat yarattığı nadir sektörlerdi. Bankacılık tarafında ikinci çeyrekte TCMB’nin faiz indirimi beklentilerini ötelemesi, enflasyonun baz etkisiyle düşmeye başlaması ve kredi büyümesinin sınırlanması gibi nedenlerle ilk çeyreğe göre marj baskısı oluşabilir. Sigorta şirketlerinde ise enflasyonist ortam prim gelirlerini desteklemeye devam etse de poliçe maliyetlerinin artması ve bireysel müşterilerin fiyat duyarlılığı
nedeniyle fiyatlama riski oluşabilir. Öte yandan, finansal varlıklardan sağlanan yatırım gelirleri bu çeyrek dönemde de güçlü kalabilir. Yine de bankacılık ve sigortacılık sektörleri ikinci çeyrekte özellikle sanayi hisselerine kıyasla görece daha dirençli kalmaya devam edecek gibi görünüyor” diye bilgi verdi.
Kalıcı Toparlanma İçin Takvim 2025 Sonu ve 2026
Enflasyonda yavaşlamanın da başladığını aktaran Ali Akkoyunlu, “Özetleyecek olursak, ikinci çeyrek bilanço sezonunda geniş tabanlı bir toparlanma beklemek zor olsa da bazı sektörler -özellikle mevsimsel veya kur destekli gelir yapısına sahip olanlar- pozitif ayrışabilir. Henüz fiyatlama gücünü
toparlamaya yetecek kadar güven ortamı oluşmuş değil. Eğer sıkı para politikası sonuç verir ve yıl sonunda ya da 2026 başında faiz indirimleri başlayabilirse, yatırım ve tüketim iştahı toparlanabilir. Ayrıca baz etkisi üçüncü çeyrekten itibaren bazı sektörlerde daha net pozitif katkı sunabilir. Kalıcı
toparlanma için 2025 sonu - 2026 başı daha uygun bir zaman dilimi gibi görünüyor” diyerek önümüzdeki döneme ayna tuttu.