Antalya, plastik atık yönetimi açısından kritik bir sürecin eşiğinde. Kentte faaliyet gösteren çok sayıda geri dönüşüm tesisi bulunurken, Avrupa Birliği’nin yeni atık sevkiyatı kuralları Türkiye açısından yeni bir tartışmayı beraberinde getiriyor. 2014-2018 yılları arasında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müsteşarlığı yapan, 23. Dönem Hatay Milletvekili Prof. Dr. Mustafa Öztürk, sosyal medya hesabından yaptığı değerlendirmede Türkiye’nin Avrupa’dan plastik atık alma kapasitesine ve bunun oluşturabileceği çevresel riske dikkat çekti. Öztürk’ün uyarısı, özellikle Akdeniz’e kıyısı ve gelişmiş geri dönüşüm altyapısı bulunan Antalya açısından da önem taşıyor.

21 Kasım 2026 Neden Önemli?
Avrupa Birliği’nin Atık Sevkiyatı Tüzüğü (2024/1157), plastik atık ticareti açısından yeni bir dönem başlatıyor. Türkiye (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü) OECD üyesi olduğu için 21 Kasım 2026’da AB’den plastik atık ithalatı otomatik olarak yasaklanmayacak. Ancak bu tarihten itibaren yüksek miktarda plastik atık alan OECD ülkelerine yönelik özel izleme mekanizması devreye girecek.
Türkiye’nin ithal ettiği plastik atıkların çevreye uygun şekilde işlendiğini ve ithalatın ülke içindeki plastik atıkların yönetimini olumsuz etkilemediğini ortaya koyması gerekecek. Yeterli bilgi sağlanamaması halinde AB tarafından sevkiyatların kısıtlanması mümkün olacak.
“Türkiye Avrupa’nın Plastik Atık Çöplüğü Olabilir”
Prof. Dr. Mustafa Öztürk, yaptığı değerlendirmede Türkiye’nin konumu nedeniyle Avrupa’dan gelecek plastik atıklar açısından avantajlı bir ülke olarak görülebileceğine dikkat çekti. Öztürk’e göre gerekli önlemler 21 Kasım 2026’ya kadar alınmazsa Türkiye’nin Avrupa’dan daha fazla plastik atık çekme riski bulunuyor. Öztürk, plastik atık ithalatının yıllık ortalama 1,5 milyon tona kadar çıkabileceği öngörüsünü paylaşırken, bunun geri dönüşüm kapasitesi ve çevre üzerindeki baskıyı artırabileceği uyarısında bulundu.
Türkiye Zaten Plastik Atık İthalatında Zirvede
Türkiye’nin plastik atık ithalatındaki konumu, Öztürk’ün uyarısını daha dikkat çekici hale getiriyor. TBMM kayıtlarında da Türkiye’nin Avrupa’dan yılda yaklaşık 600 bin ton plastik atık ithal ettiği bilgisi yer alıyor. Ayrıca Türkiye’nin son yıllarda ithal atıkların önemli varış noktalarından biri haline geldiğine ilişkin değerlendirmeler bulunuyor. Ekonomim’de yer alan uzman değerlendirmelerinde ise Türkiye’ye giren plastik atıkların mekanik geri dönüşüm sırasında önemli miktarda atığa dönüştüğü belirtiliyor. Prof. Dr. Sedat Gündoğdu, ithal plastiklerin işlenmesi sırasında yüzde 40-60 oranında yeni geri dönüşüm atığı oluşabildiğini ifade etmişti. Bu tablo, yalnızca ithal edilen plastik miktarının değil, ithal edilen atığın ne kadarının gerçekten geri dönüştürülebildiğinin de önem taşıdığını ortaya koyuyor.
Antalya İçin Risk Neden Önemli?
Antalya, geri dönüşüm sektörünün aktif olduğu kentlerden biri. Kentte ambalaj atıkları, plastik geri dönüşüm ve granül üretimi alanlarında faaliyet gösteren tesisler bulunuyor. Antalya Organize Sanayi Bölgesi’nde plastik geri dönüşüm ve granül imalatı yapan firmalar yer alırken, Konyaaltı ve diğer ilçelerde de atık toplama ve geri dönüşüm faaliyetleri yürütülüyor. Alanya’da da ambalaj atıklarının toplanması, ayrıştırılması ve geri kazanım tesislerine gönderilmesi süreçlerini yürüten tesisler bulunuyor. Bu nedenle Avrupa’dan plastik atık akışının artması, Antalya’daki geri dönüşüm sektörünü de doğrudan ilgilendiren bir başlık haline geliyor. Buradaki temel mesele ise yalnızca yeni tesislerin kurulması değil. Bu tesislerde işlenen plastiğin ne kadarının gerçekten ekonomiye kazandırıldığı ve geriye kalan atığın nasıl yönetildiği önem taşıyor.
Prof. Dr. Mustafa Öztürk de değerlendirmesinde plastik atıkların işlenmesi sırasında oluşan fireye dikkat çekerek, ithalatın artmasının sıfır atık hedefleriyle çelişebileceği uyarısında bulundu.