Antalya Muratpaşa'da bulunan ve şehrin önemli doğal miraslarından Yamansaz'a ilişkin yeni imar planı kararlarına tepki gösteren Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Mimarlar Odası Antalya Şubesi, Yamansaz'ın geleceğinin parsel bazlı beklentilere teslim edilemeyeceğini duyurdu. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 5 Ekim 2026 tarihinde onaylanarak 14 Ekim 2026’da askıya çıkarılan 1/25.000, 1/5.000 ve 1/1.000 ölçekli koruma amaçlı imar planı değişikliklerinde konut, ticaret, turizm ve otel alanlarına yönelik emsal, kat ve bodrum kat düzenlemelerinin yer aldığı belirtildi. Mimarlar Odası, alanın sıradan bir boş arazi olmadığını, canlı ekosistemi ve su dengesiyle yaşayan bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi.
Danıştay Kararı ve Bilimsel Eksiklikler Vurgusu
Açıklamada, geçmişte Mimarlar Odası Antalya Şubesi, Peyzaj Mimarları Odası ve Antalya Barosu tarafından açılan davalar sonucunda Danıştay 6. Dairesi'nin 29 Mart 2023 tarihinde 2021 tarihli Cumhurbaşkanı kararını iptal ettiği hatırlatıldı. Danıştay bilirkişi raporunda alandaki bitki ve hayvan türlerinin dağılımı, kuşların yaşam gereksinimleri ve hidrolojik yapı bakımından bilimsel eksiklikler saptandığına dikkat çekilerek, 2026 yılında onaylanan yeni planlar hazırlanırken bu eksikliklerin giderilip giderilmediği sorusu gündeme getirildi. Otel alanlarındaki bodrum kat ve özel temel sistemlerinin yeraltı suyu ile zemin koşullarına etkisinin kritik önem taşıdığı kaydedildi.
Şeffaflık ve Toplam Ekolojik Etki İncelemesi Çağrısı
Anayasa'nın 56. maddesi ve Çevre Kanunu gereğince doğal varlıkların korunmasının kamu yararının temel unsuru olduğu belirtilen açıklamada şeffaflık çağrısı yapıldı. İptal edilen planlar ile yeni planların karşılaştırılması, onaylı paftalar, etütler ve kurum görüşlerinin eksiksiz açıklanması istenerek; yeraltı suyu, su bütçesi, taşkın riski ve canlı yaşam alanlarının toplam ekolojik etkisinin incelenmesi gerektiği ifade edildi. Antalya'nın planlı gelişmesine karşı olunmadığı, ancak planlamanın doğanın sınırları esas alınarak yapılması gerektiği bildirilerek, hukuki ve bilimsel belirsizlikler giderilmeden uygulamalara başlanmaması gerektiği vurgulandı.
