TMMOB'dan Antalya'daki COP31'e "Yeşil Yalan" İsyanı: Tarım Arazileri Ranta Açılıyor!

TMMOB Antalya'daki COP31 öncesi düzenlediği toplantıda, tarım arazilerinin betonlaştırılmasını eleştirerek 'Net Sıfır' ve karbon ticaretini sertçe eleştirdi.

TMMOB'dan Antalya'daki COP31'e "Yeşil Yalan" İsyanı: Tarım Arazileri Ranta Açılıyor!

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin 31. Taraflar Konferansı (COP31) yaklaşırken, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Antalya'da kapsamlı bir basın toplantısı düzenleyerek "Sıfır Emisyon mu, Emisyon Ticareti mi: Karbon Piyasalarının Gölgesinde COP31" başlıklı raporunu kamuoyuyla paylaştı. Zirve ev sahipliğinin Antalya'da gerçekleştirilecek olması ve hazırlık süreçleri kentte geniş yankı uyandırırken, TMMOB temsilcileri iklim politikalarındaki piyasa odaklı yaklaşımları ve yaşanan çevresel tahribatları sert bir dille eleştirdi.

Karancı: "İklim Politikalarını Kamusal Yarar Açısından Değerlendirmeliyiz"

Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren TMMOB Antalya İklim Koordinasyon Kurulu adına Jeoloji Mühendisleri Odası (JMO) Antalya Şube Başkanı Mustafa Karancı, COP31 sürecinin yaklaşık bir yıldır Antalya'da yoğun bir şekilde tartışıldığını belirtti. Bu sürecin bilimsel, toplumsal ve kamusal yarar açısından ele alınmasının büyük bir önem taşıdığına dikkat çeken Karancı, "İlişkin artık son döneme, son viraja geldiğimiz bu tarihte tarihe düşülmüş önemli bir not olarak görüyorum. TMMOB'un hazırladığı bu raporun farklı bir bakış açısıyla kentimize katkı koymasını diliyorum" ifadelerini kullandı. Karancı, raporun hazırlanmasında emeği geçen tüm merkez yöneticilerine ve katılımcılara teşekkür etti.

Küçük: "1. Sınıf Tarım Arazisine Beton Dökerek İklim Mücadelesi Olmaz"

Raporun sunumunu yapan TMMOB Yönetim Kurulu Üyesi ve Meteoroloji Mühendisi İsmail Küçük, sabah saatlerinde havalimanından COP alanına giderken karşılaştıkları duruma tepki gösterdi. Zirve alanı çevresindeki hazırlıkların yaklaşık iki saat süren trafik ve karmaşaya yol açtığını belirten Küçük, Antalya'da birinci sınıf tarım arazisine, özel topraklara dökülmüş asfalt ve beton durumunu anlayamayacaklarını vurguladı. Küçük, küresel iklim krizinden bahsederken tarım arazilerini betona kurban etmenin büyük bir çelişki olduğunu kaydetti.

"Net Sıfır" Hedefleri ve Karbon Ticareti Piyasaya Hizmet Ediyor

İklim krizinin tarihsel kökenlerine inen İsmail Küçük, küresel ısınma ve seragazı etkisinin 1824 yılına, sanayinin iklim üzerindeki etkisinin ise 1896 yılına dayandığını hatırlatarak bugünkü krizin son 10-20 yıla indirgenemeyeceğini vurguladı. "Net Sıfır" ve karbon ticareti mekanizmalarının gerçeği yansıtmadığını savunan Küçük, havadan karbonu çekip depolama iddiasındaki makinelerin tükettiği enerjinin, topladıkları karbon emisyonundan daha fazla olduğunu dile getirdi. En iyi sistemlerin dahi en fazla yüzde 25 verimle çalıştığına dikkat çeken Küçük, uluslararası sözleşmelere rağmen çıkarılan deniz altı karbon depolama yönetmeliklerinin 250 metre derinlikte deniz suyunu asitleştirerek kabuklu canlıları yok edeceğini söyledi. Küçük, ormanların ve doğal yutak alanların uluslararası şirketlere "yeşil belge" adı altında finansal kredi aracı olarak sunulmasını eleştirerek "Net Sıfır" vaatlerinin bu koşullarda gerçekleşmesinin asla mümkün olmadığını ifade etti.

Sistem Sorunu ve Kentlerdeki Çelişkiler

İklim krizinin yalnızca bir hava sıcaklığı artışı olarak ele alınamayacağını; ulaşım, enerji ve ekonomik krizlerle iç içe geçirilmiş bir sistem krizine dönüştürüldüğünü belirten İsmail Küçük, büyükşehirlerdeki ulaşım ve ısınma dinamiklerinin hesaba katılmadığına işaret etti. COP31 gibi büyük organizasyonlar adı altında tarım alanlarına yapılan müdahalelerin ve sermaye odaklı karbon borsalarının iklim krizine hiçbir çözüm sunmadığını aksine yeni rant alanları yarattığını vurguladı. TMMOB'un raporu, iklim krizine karşı piyasacı çözümler yerine kamusal, ekolojik ve bilimsel planlamanın hayata geçirilmesi gerektiği çağrısıyla sona erdi.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız